21 Ocak 2013

Rezalet 2: Keyfi Güvenlik

Perşembe günü Eskişehirspor maçında Maraton Tribünü'nde idim. Hani şu kombinesi bizim yoğun ısrarlarımıza rağmen 750 liraya satılan kombinelerle, maç başına 30 liralık biletlerle ve İstanbul takımları ile olan maçlarda "bedava" dağıtılan biletlerle İstanbul sempatizanları tarafından doldurulmaya çalışılan tribünde.

Maraton Tribünü'nün üst katında sallanan bayraklar kendilerine OÇAS -Onurlu, Çilekeş Antalyaspor Sevdalıları- diyen münferit arkadaş grubun eseri... Yani bu adamlar sadece maça gelmekle kalmayıp ceplerinden masraf yaparak reklam panosuna dönen bir tribünü güzelleştirmeye çalışıyorlar. Hem de öyle Mondial cart curt gibi reklamlar almayarak...

Bu maçta da onların yanına gittim. İlk arama noktasında buluştuk. Her maç getirilmesine rağmen bu bayraklar yine arandı. Hepsi açılıp bakıldı. Adama "PKK bayrağı olsa aramazsınız." diyoruz, "Doğru." diyor ama aramaya da devam ediyor.

Daha sonra gişelere geliyoruz. Yine aynı kargaşa... Elimdeki dev bayrak üst gişeye takılmış ama güvenlik beni ittiriyor "Hadi, daha aranacak bu bayraklar." diye. Babam var, onun yanında saygısızlık yapmayayım diyorum ama en son dayanamayıp "Ne ittiriyorsun lan?" diye çıkışıyorum ben de güvenliğe. "Arattık bunları sen neyine arayacaksın? Maça geç kaldık zaten, düdük çaldı." diyorum, "Banane..." diyor. Bir de "Antalyalıyım ben de." diyor gevşek. "Merak etme, biz şivesinden anlarız Antalyalı'yı." diyorum, cevap veremiyor.

Turnikeden geçiyoruz, rütbeli bir güvenlik görevlisi geliyor. Tam açacakken bir bayrağı "Bakın arandı bunlar maça geç kaldık" diyoruz, "Ha bayrak mı bunlar, geçin o zaman. Bayrağı da mı arayacağız?" diyor sağolsun. Maç başlıyor. Malum Eskişehirspor maçı... Deplasman tarafında 100'e yakın Eskişehirli var. Tribün hemen altımızda zaten. Adamlar küfür ediyor, biz "Hoop! Şiiişt! Küfür yok, küfür yok!" diye bağırıyoruz, susuyorlar. İsteyen istediği kaydı izlesin, bizden bir tek küfür çıkmıyor. Adamların her küfrüne biz yukarıda anlattığım şekilde tepki veriyoruz. İlk yarının ortalarına doğru rütbeli olduğu belli olan genç birisi deplasman tribününden çıkıyor. Bizim bölüm de adamı "yakışıklı amirim" falan diye bağırarak alkışlıyor.

Ne olduysa işte o zaman başlıyor. Önce tüm güvenlik kameraları bizim oraya dönüyor. Biz hatta "Zoom'u yedi, el sallayın." falan deyip el sallıyoruz kameralara doğru. Çünkü kendimizden eminiz hiçbir şekilde küfür olmuyor. Daha sonra o güvenlik amiri olduğunu düşündüğümüz kişi tribüne geliyor, ta yanımıza kadar çıkıyor ve Serdar Abi'yi almaya çalışıyor. Nedeni ise küfür etmişiz. Herkes anlatıyor durumu; küfür olmadığını, aksine alkışlandığını ama anlamıyor. Yandaki güvenlikçilere diyoruz "Delikanlıysanız söyleyin, küfür ettiler deyin." diye onlardan çıt yok tabii... Bizim yüklenmelerimizden sonra küfürü pas geçip gelen polislerin desteği ile bu sefer alkol yüzünden dışarı çıkarıyorlar. Elimizden hiçbir şey gelmiyor.

Devre arasının son anları, Adopen'de bir karışıklık var. Biz de onu izliyoruz, hatta tepki bile vermiyoruz. Polis gidiyor oraya doğru, biz de aramızda tartışıyoruz "Yine birbirlerine girdiler herhalde." diye. Avukat bir abimiz var, sağlam Antalyasporlu. Onun da blogda önceden yaptığımız aktivitelerden fotoğrafları mevcut. Güvenlik görevlisi hiçbir şey yokken gelip ittiriyor abimizi. E ortalık toz duman tabii... Neymiş orada durmayacakmışız. 10 maçtır insanların durduğu yerde nedense 'hiçbir şey yokken' durmamamız gerekiyormuş. Tabii ki sonuç yine yüklenmeler, yine polisin gelmesi... Bu ittirmeyi yapan güvenlik görevlisinin yaka kartı dahi yok. Yaka kartını soruyoruz, hiç cevap veremiyor. Polisin arkasından bize sallamakla meşgul. Neyse ki oradan pek bir şey çıkmıyor; ancak keyifler kaçıyor tabii ki. 10 kişi, etrafında 20 tane güvenlik görevlisi ile maç izliyor.

Biz tribünde böyle saçmalıklara maruz kalıyoruz, sonra takım elbiseli başkan bozuntuları çıkıp da "Taraftar neden maça gelmiyor?" diye söyleniyor. Ulan biz orada polis ve güvenlik ikilisi ile tartışırken bile Aissati'nin kaçırdığı bir pozisyonda "Ah be!" çekip tartışmaya devam ediyoruz. İşte biz Antalyaspor'u bu kadar seviyoruz. İşte biz bu takım için Mardan dense gidiyoruz, 3 kez aranacaksın denilse aranıyoruz, hatta itilip kakılıyoruz ama sesimizi çıkarmıyoruz. Peki, siz ne yapıyorsunuz bunca cefa çeken taraftar için? Taraftarın üstüne güvenlik adı altında adam salıyorsunuz, bir de taraftara gelmiyorsunuz diye yükleniyorsunuz.

Kimse kusura bakmasın şimdi yazacaklarımdan. Hayatta hiçbir şey başaramamış, daha sonra güvenlik şirketinde işe girmiş bir adam gelip bana artistlik yapamaz. Günlük hayatta belki de o avukat abimizin önünde el pençe duran insana, hiçbir dayanağı olmayan yetkileri verirseniz çıkan sonuç bu olacaktır. Görevini layıkıyla yapan, hatta tribünümüzde bile güvenlik görevlisi olan onlarca arkadaşımız vardır. Bu sözüm onlara değil. Onlar iyi bilir ancak ne yazık ki durum budur.

Özgün 6222 sayılı kanun çıktığında yazmıştı. Polis keyfi adam alabilecek artık diye. İşte bunu yaşıyoruz. Sadece Antalyasporlu olduğumuz için; maç sırasında sadece oturmayarak pozisyon içerisinde gerek hakeme, gerek rakibe, eğer gerekiyorsa gerek kendi futbolcumuza tepki verdiğimiz için bunları çekmeye zorlanıyoruz. Sizin "taraftarı" maraton tribününden uzaklaştırmaya çalıştığınızı biliyoruz ama unutmayın biz Antalyaspor'u sizden çok çok çok çok daha fazla seviyoruz.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Küfür ve hakaret içeren yorumlarınızın yayınlanmayacağını hatırlatır, yorumlarınızı paylaşarak blogumuzu zenginleştirdiğiniz için teşekkür ederiz.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...