Deplasman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deplasman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2014

STSL 25. Hafta Akhisarspor (D) | Bu Taraftar Daha Ne Yapsın?

Antalyaspor taraftarının kaderi bu sanırım, ben artık günden güne buna inanmaya başladım. Ne zaman işler güzel başlasa hüsranla bitiyor. Geçen hafta Rize'ye resmen rezil bir oyunla kaybetmişsin, bunun üzerine hocan istifa etmiş ve küme düşme için adı geçenlerin en başında geliyorsun. Buna rağmen 1000'e yakın taraftarın cumartesi günü deplasmanda senin yanında. Nasıl bir ruh hali var bu takımın anlamadım ki ben...

Deplasman öncesine dönelim. Özellikle Grup 1966'nın yoğun çabaları üzerine Antalyaspor taraftarının Manisa'da olacağı günler öncesinden belli olmuştu. Öyle ki, ilçelerin yanı sıra Burdur, Isparta ve İzmir'den dahi otobüsler kalkıyordu. 

Ben normal şartlarda katılmayacaktım bu deplasmana. Zira ilk yarıdaki Eskişehir deplasmanından beri kendi kendime söz veriyorum bu sene başka deplasman yok okul bitecek diye. Ama akacak kan damarda durmuyor işte, cuma gecesi kendimi Antalya'da buldum, cumartesi sabahı önden Süleyman Turhanlar, arka voltta biz yola çıktık. 

Manisa'ya en son varan bizdik sanırım. Geceden çıkanlar Akhisar'da on numara karşılanmışlar. Tüm Akhisarlı dostlara teşekkürler. Biz de Manisa merkezden geçtik stada giderken, hatta meydandan. Bir kişi bile çıkıp laf etmedi. Kaldı ki, Manisa tribünleri ile husumetimiz vardır. Bir çocuk hareket çekti, ama bizim arabalarda da boş yere salça olacak adam yoktu gerçi.

Beklediğimizden bir saat erken vardığımızdan direk stada girmedik. Benzinliğin orada kahve falan içiyorduk, Akhisarlılarla beraber. Orada bile bizi her gören hoşgeldinizi eksik etmedi. Keyfimiz yerindeydi taa ki ilk11'e dair ilk bilgiyi edinene kadar. 

Isaac, İbrahim Dağaşan kadroda Köksal ve milli takımda oldukça iyi performans gösteren Murat Duruer kesik yemiş. Uğur İnceman bile ilk 11'de, gerçi hakkını yememek lazım önceki maçlara göre fena bir performans da göstermedi tribünden takip edebildiğim kadarı ile. Hadi Murat'ı biraz olsun önceki maçlara göre anlarım da, geldiğinden beri mükemmel performans gösteren Köksal'ın yediği kesiği anlamak mümkün değil. Kaldı ki daha sonradan öğrendim Köksal kadroya dahi alınmamış. Bunun mantığı nedir Osman Hoca'nın açıklaması lazım. 

Bunlara rağmen maça fena başlamadık aslında. Baskılı gözüküyorduk, ara paslarla tehlikeli pozisyonlarla Akhisar kalesinde tehlikeli oluyordu. Hatta Isaac'in bir topu direkten bile döndü bir ara pas organizasyonunun devamında. İlk yarının sonunda takım yedek kulubesine giderken bir kısım taraftarımız protesto etse de ilk yarı itibari ile takıma protestoda bulunmak anlamsızdı. 

Ancak ikinci yarı yine ne olduysa işler sarpa sarmaya başladı. Arka arkaya 3 pas yapamayan Antalyaspor yine geri döndü. İkinci yarıya dair konuşabileceğimiz hiçbirşey yok. Bırakın koşmayı, 5 metre ötedeki topu almak için bile ayrı bir çaba sarfetmeye gücü olmayan bir Antalyaspor vardı sahada. Bunun sonucunda da 80. dakika itibariyle taraftarın da protestosu başladı. Bu protesto maç bitene kadar devam etti. Maçtan sonra futbolcular özür dilercesine tribüne geldiler, tribün onları alkışladı ancak bir daha böyle bir futbol sonunda ne olur kestirmek güç.

Tribüne gelirsek... Tribünde ilk defa deplasmanı geçtim, ilk defa maçı statta takip edecek olan arkadaşlar vardı. Özellikle üniversitelerden gelen arkadaşlardan. Ancak onlar da elinden geleni yapmaya çalıştılar, hepsine bir kez daha teşekkürler.

Böyle arkadaşlara, Akhisarlı dostlarla takas edilen atkılara rağmen tribünde kırmızı yoğunluğu göze çarpıyordu. Bu tribünlerimiz için önemli bir gelişme, umarım bu giderek artacaktır. Gerçi Antalya'daki maçlara pek gelemiyorum ama gördüğüm fotoğraflara göre de tribünde kırmızı yoğunluğu yönünde olumlu gelişmeler var zaten. 

İlk yarı özellikle güneşin etkisi ve Akhisar tribünüyle yapılan karşılıklı bestelerden dolayı pek bir varlık gösteremedik tribünde. Ancak ikinci yarı tribünün gitmesi, maçın öneminin akıllara yeni yeni dank etmesiyle tribünde özellikle 70. dakikaya kadar iyiydik diyebilirim. Ancak takımdaki ruhsuzluk tribünü de ekledi ve sonra bahsettiğim protestolar başladı zaten. Maçı da protesto ile bitirmiş olduk. 

Sonuç olarak, Antalyaspor taraftarının yine yapması gerektiğini fazlasıyla yaptığı ancak futbolcuların sanki inadına görevini yerine getiremediği bir deplasmanı geride bıraktık. 

Grup 1966'ya yoğun uğraşları için, özellikle üniversiteli arkadaşlarımızın katılımı için, cumartesi günü Antalya'dan 8 saat yolculuk yapan Antalyalılara, arkadaşlarımızı evlerinde gibi rahat ettiren Akhisarlı dostlara sonsuz teşekkürler. 



*Tribün Günlüğü, erişebildiği Akhisar Deplasmanı fotoğraflarını arşivliyor. Ulaşmak için tıklayınız.

15 Şubat 2014

STSL 20. Hafta Bursaspor (D) | Hoşgeldin E-Bilet

Bursa Atatürk deplasmanına son kez deplasman yapma şansım bu maçtı. 2 sene önceki gidişimizde baya bir gezmiştik Bursa'yı, bu kez finallerin, bütlerin ve umarım son kez yaşamış olduğum ders seçme stresinden üzerine yine bir Bursa deplasmanı şansı çıkınca karşıma kaçıramazdım. 



Bir gün önce Antalyaspor kafilesi ile gittim Bursa'ya. Bu kez Özgün yoktu ama onun kadar değer verdiğim 8-10 arkadaşımızla beraber Bursa'da idik. 2 sene önce maç günü İznik'e gitmiştik, maça çok kısa süre kala stada varmıştık ancak bu sefer maç günü Bursa sokaklarında idik ve Bursa halkının Bursaspor'a olan ilgisini yakinen görmüş olduk. Bursaspor atkılı, formalı insanlar zaten çok fazla idi ancak, bir alışveriş merkezi güvenliği olan kadının "akşam maça gidicem de forma yok yanımda nasıl yapsak" diye arkadaşına dert yanması, Bursaspor'un şampiyonluğu nasıl kazandığını bir kez daha gösterdi bize.

Maç hakkında kendi fikrimi yazmam gerekirse, Bursaspor'u bu şekilde bulmuşken yenmemiz lazımdı. Geçen hafta Galatasaray'dan 6 gol yemiş bir Bursaspor'un olanca gücü ile bize saldıracağını düşünüyordum, erken yediğimiz gol ile korkmaya da başladım ancak golden sonra durulan Bursaspor'u görünce bu maçtan en az bir puan çıkaracağımıza inancım geldi. Belki buna da, Bursa'dan hep puanla dönen bir Antalyaspor'un olduğunu da bilmem etkili olabilir. 


İlk yarıda Emrah'ın şutundan sonra Bursasporlu oyuncunun eline çarpan topu görmeyen hakem, maçın sonunda -bence bu penaltıda Antalyaspor tribünü de etkili- olmayan bir penaltıyı Antalyaspor'a hediye etti ve golden sonra kendimizi tellerde bulduk. Öyle veya böyle Bursa'da son dakikada elde edilen beraberlik insana galibiyet coşkusu yaşatıyor. 

Bu deplasmanla birlikle korkumuz haline gelen e-bilet ile tanıştı Antalyasporlular. Üzerinde adımızın ve tc kimlik numaramızın yazdığı biletlerle, fişlemeyi iliklerimize kadar hissettik. Türk tribünlerine büyük geçmiş olsun. 



Tribünde 350 kişi kadardık. Ve bana kalırsa iyi de tribün yaptık. Zaten bu sene gittiğim diğer iki deplasmanda da (Konya, Eskişehir) tribün performansımız gayet iyi idi. Umarım bu performans diğer deplasmanlarda da devam eder. 

Bursa tribünü ile düzelen ilişkilerin bütün Anadolu tribünleri ile olmasını dilemekten başka bir şeyi istemiyorum. Artık herkes, İstanbul'a karşı birleşmeli ki, Bursaspor gibi şampiyonlar çıksın Anadolu'dan. 




----------------------------------------------

Stat: Bursa Atatürk
Hakemler: Özgür Yankaya, M. Şahan Yılmaz, Süleyman Özay
Bursaspor: Frey, Şener Özbayraklı, Serdar Aziz, Civelli, Taiwo, Kazım Kazım (Dk. 87 Sercan Yıldırım), Belluschi, Sestak (Dk. 84 Volkan), Bekir Yılmaz, Ferhat Kiraz (Dk. 72 Taşkın Çalış), Fernandao
Antalyaspor: Hakan Arıkan, Serkan Balcı, Emre Güngör, Giray Kaçar, Vederson, Emrah Başsan, Enoh, Köksal Yedek (Dk. 72 Semih Şentürk), Insa (Dk. 64 Tita), Murat Duruer, Diarra (Dk. 90 artı 1 İbrahim Dağaşan)
Goller: Dk. 13 Civelli (Bursaspor), Dk. 85 Semih Şentürk (Penaltıdan)(Antalyaspor)
Sarı kartlar: Dk. 45 Serdar Aziz (Bursaspor), Dk. 22 Emrah Güngör, Dk. 72 Giray Kaçar, Dk. 78 Enoh (Antalyaspor)






13 Kasım 2013

STSL 11. Hafta Konyaspor (D) | Sabır Taşıyor

Dakika 70 falan. Musa yine Konyasporlu bir futbolcuya çifte dalıyor. İşte o anda dedim, ulan hep keyifle başladığımız günler böyle kederli bitmek zorunda mı diye. 

Saat 7.30'da Ali Dayı'nın önünde buluştuğumuzda sanki deplasmana değil de Akdeniz Üniversitesi'ne maça gidiyor gibiydik. İç saha maçlarından önce kiminle buluşuyorsak hepsi oradaydı. Yazın Hasan ile evlendiklerinde resmen yengemiz olan Selin bile bizle idi. Haliyle makarası, coşkusu bol bir yolculuk bizi bekliyordu. 09.05 tüm tayfalarda olduğu gibi bizde de boş geçilmedi, İzmir Marşı söylene söylene Konya'ya gelindi. Konya'daki durumu anlatmaya gerek yok. Ucu gözükmeyen bir konvoy ile şehre giriş, turnikeler önündeki kargaşa. Bir deplasmanda olması gereken herşey vardı. 


Maçtan önce Konyaspor tribünleri ile yaptığımız makara bile çok kıyaktı. Daha yeni yeni dolmaya başlayan tribünlere "Konya uyuma takımına sahip çık" diye bağıran, dolan tribünlere "Konya aşkına herkes ayağa" diye bağıran, üçlü çektirmek için canını dişine takan "beyaz montluya" eşlik eden yine Antalyaspor tribünüydü. Tabii ki Ata'sına sahip çıkan da Antalyaspor tribünüydü fakat ne yazık ki, Konyaspor tribünün bir kısmı bizim Atatürk lehine attğımız sloganlardan sonra sinkaflı cevaplar vermesi futboldan önce oturup bu ülkenin vefasız insanları hakkında düşünmemiz gerektiğini bir kez daha gözümüze sokuyordu. Demek ki biz daha da sağlam durmalıyız, bazı Atatürk düşmanlarına gün yüzü göstermemek için. Bu sözlerim adı Green-White olan grubun dışındadır. Onlar da Atamızı layıkıyla andılar. 


Maçın başında Hasan Kabze'nin golü geldi. Bu bütün planlarımızı bozdu diye düşünmüştüm maçın başında ancak maçın ilerleyen dakikalarında bir planımız olmadığını farketmemdi esas acı olan. Maçın başında Konyasporlu futbolcular bile tribünlere çağırılmazken, deplasman tribününde 15000 kişinin desteğini arkasına alan bir futbolcu grubunun bu kadar ruhsuz olması canımı çok yakıyordu. Devrenin sonuna kadar Konyaspor pres yaptı, Konyaspor pas yaptı, Konyaspor şut çekti. Antalyaspor sahada hiçbir varlık gösteremedi. 

İkinci yarı dedik herşey farklı olur, Konyaspor'un topu direkten döndü. Direkten döndü tam rahatladık devam eden pozisyonda topu kalemizde gördük. Benim anlamadığım durum 1-0 iken hiçbir değişiklik yapmayan Samet Aybaba'nın durum 2-0'a gelince iki değişiklik birden yapması. Amacı neydi acaba hocanın çok merak ediyorum. Dakikalar geçtikçe, yine bastıran, gol kaçıran hep Konyaspor'du. En sonunda muhteşem bir organizasyonla Konya'ya çıkarma yapan Antalyaspor taraftarınını sabrı taştı. Hocaya sezonun başından beri yapılan en sert tepkiler gelmeye başladı. Hatırlar mısınız bilmiyorum ben ilk maçta takımı baya bir eleştirmiştim. Hatta herkes bir sakin demişti ama ben Mehmet Özdilek vakaasından sonra artık işleri daha sıkı tutmamız gerektiğini düşünüyorum. Ondan dolayı bu maçta verilen tepki yerinde idi. 

5 haftadır kaybetmeyen bir Antalyaspor vardı, ancak Beşiktaş ve Kayserispor maçı dışında futbol oynadığımız maç yoktu. Sonunda ortaya böyle bir sonuç çıktı. Es kaza bu maç Konyaspor değil de, Fenerbahçe olsaydı kevgire dönecektik herhalde. 

Aslında takım o kadar kötüydü ona kimse değinme gereği de duymadı ancak Antalyaspor bu hafta yine ince ince hakemler tarafından eritiliyor diyorduk tribünde. Baros atılıncaya kadar sürdü o da. Zaten tribünde ne olduğunu anlamamıştım ancak tekrarını izleyince sadece itirazdan direkt kırmızı kart gördüğünü öğrenmiş oldum. Şimdi sormak lazım LuaLua hakeme tüm dünya tarafından kabul gören bir el hareketi çekerken uyarı dahi almamıştı, Baros'un gördüğü kırmızı kart hak mıdır? Hele ki Fenerbahçe maçı öncesi?

Tribünde herkesin yapmak istediği şey Kadıköy deplasmanında yapılandı aslında. Belki o kadar sert bir tepki olmayacaktı ancak futbolcuların gelip bizden bir özür dilemesi gerekiyordu. Tribüne gelmeyen futbolcular artık bu özrü Fenerbahçe karşısında vermek zorundalar. Belki hala farkında değiller ancak bizim tek isteğimiz özveri, taşıdıkları armanın hakkını vermeleri. Kupalarda, şampiyonluklarda gözümüz yok. 

Ulu önder Atatürk'ü tekrar şükran ve özlemle anıyoruz.

 

------------------------------------------------------------------

Stat: Konya Atatürk
Hakemler: Halis Özkahya, Serkan Ok, Aleks Taşçıoğlu 

Konyaspor: İtandje, Erdinç Yavuz, Selim Ay, Mehmet Güven, Ömer Ali Şahiner (Dk. 26 Djalma), Ali Çamdalı, Tolga Ünlü, Recep Aydın (Dk. 84 Borek), Gekas, Mehmet Uslu, Hasan Kabze (Dk. 87 Erdal Kılıçaslan)
Antalyaspor: Hakan Arıkan, Emre Güngör, Musa Nizam, Uğur İnceman (Dk. 50 Murat Duruer), Tita, Emrah Başsan (Dk. 58 Zeki Yıldırım) , Deniz Barış, Diarra, İbrahim Dağaşan, Mehmet Sedef, Insa (Dk. 50 Baros)
Goller: Dk. 19 Hasan, Dk. 46 Djalma (Konyaspor)
Kırmızı kart: Dk. 79 Baros (Antalyaspor)
Sarı kartlar: Dk. 45 Mehmet Güven (Konyaspor), Dk. 36 Insa, Dk. 57 Musa, Dk. 59 Mehmet Sedef (Antalyaspor)





 

06 Kasım 2013

Konya Deplasmanı

Süperlig’de takımı olup da Antalya’ya en yakın şehir Konya. Deplasman otobüsünün gidiş şeklini düşündüğümüzde 5-6 saatte varacağımız bir şehir. Ondan dolayı Antalyasporlular çok sever Konya deplasmanını. Hatta ona göre de sürekli merak edilir, ne gün saat kaçta olacağı.

Deplasman tarihi açıklandığında Caner Canitez bile sosyal medyada gördüğü heyecan ile deplasman tribününün kapasitesini öğrenme ihtiyacı duymuş. O kadar heyecanlıyız yani bu deplasman için.

Bu sene kendi kendime söz vermiştim, artık okulu bitireceğim pek gitmeyeceğim maçlara diye ama böyle olunca yerimde duramıyorum işte. Yine benim için zorlu bir yolculuk olacak, cumartesi Isparta’dan başlayacak olan yol Antalya’ya götürecek beni maçtan sonra Konya otogarından Isparta otogarına doğru uzanacak.

Bu maçta takımımızın yanında kalabalık olmak adına gruplar organizasyonlarını yaptılar. Bizim de dahil olduğumuz farklı yerlerden münferit organizasyon haberleri de geliyor. Belki de uzun zaman oldu gelen telefonlara arabada yer olmadığını söyleyeli.

Konya’da takımımızı en güzel şekilde desteklemek, iyi bir tribün yapmak ve 3 puanı alıp dönmek için düşüyoruz yollara. Yolda, statta Atatürk’ü anacağımız güzel bir deplasman olması ümidiyle, yola çıkacak bütün Antalyasporlulara şimdiden iyi yolculuklar.

---------------------------------------------------------------------------------

07 Gençlik 10 Kasım Pazar günü saat 06:00’da Atatürk Stadı açık tribünü arkasından Konya’ya hareket ediyor. Otobüsler ücretsiz, otobüs sayısı talebe göre artacak.(Dernek lokali sabaha kadar açık)

Grup1966 cumartesiyi pazara bağlayan gece saat 03.00'da Şarampol'de toplanıyor, saat 05.00'da Şarampol Ali Baba Çorbacı’sı önünden Konya’ya hareket ediyoru. Otobüsler ücretsiz, otobüs sayısı talebe göre artacak.

Münferit organizasyonlarda aracınızda yer varsa, bizimle paylaşırsanız seviniriz. 



24 Eylül 2013

STSL 5. Hafta Eskişehirspor (D) | Sahada Mağlup Tribünde Galip

Maça dair pek birşey bilmiyorum, ben size tribünden bahsedeyim. 

Isparta'dan yola çıkıp Keçiborlu'da Antalya'dan gelen volta bindiğim anda farklı bir deplasman olacağını tahmin etmiştim zaten. Arabanın tamamı Antalya'daki maçlarda beraber olduğumuz abi ve kardeşlerimdi. Hepsinin kafalar olmuştu ki "abi ayıp oluyor" derken uzattı zaten şişeyi Ersan Abi sana da ayırdık J&B diye... Bu nasıl deplasman arabası lan?
Zeki Abi'nin olduğu arabada ilk defa deplasman yaptım. Bundan sonra onun olmadığı arabada nasıl deplasman olur bilmiyorum. Antalyaspor Tribünü içinde en renkli 3 kişi içinde kesin vardır herhalde. Allah onu ve kırmızı beyaz atkılı inek oyuncağı bu tribünlerden eksik etmesin. 


 Dilara, Ankara'nın Bağları, Çocuklar İnanın diye geçen bir yolculuk. Ancak bir Cezayir muhabbeti vardı ki görülmeye değerdi. Bundan sonra Antalyaspor tribünlerinin olmasa bile o gün o arabada olanların resmi deplasman şarkısı Cezayir olur herhalde... Tey tey tey tey!!!

Sayı olarak azdık. Yani Eskişehir gibi bir deplasman için çok azdık. Bunu arama noktasında görebiliyorduk. Ancak deplasman tribünü önüne geldiğimizde aşina olduğum yüzler hep tribün yapmayı bilen kişiler olduğunu görünce biraz umudum arttı. Bayraklar da açılınca güzel bir görüntü oluşturduk deplasman tribünü önünde dahi.

İçeri girerken ilk gözüme çarpan Ediz Bahtiyaroğlu'nun resmi oldu. Eskişehirspor bu tribüne geçen sene vefat eden futbolcularının adını vererek yapabileceği en güzel vefayı göstermiş olmuş. Biz de tekrardan Ediz'e Allah'dan rahmet diliyoruz. 

Tribüne girdiğimizde grubun önüne dizildik bayraklarla. Güzel bir görüntü oluşturduğumuzun farkındaydık. Maç başladı Eskişehirsporluların 3lüsünden sonra girdiğimiz Kasap ile hem görsel hem de ses olarak dikkat çekmiş olmalıyız ki ıslıklar yükselmeye başladı Eskişehir tribünlerinden. Zaten 2dklık özet görüntülerde de yer almışız bu anda. 


Maçın başında yediğimiz gol moralleri bozsa da 10 dakkalık bir aradan sonra tekrar toparlandık tribün olarak. Eskişehir tribünlerinden de bahsetmek gerekirse şuana kadar yaptığım deplasmanlara göre en kötü Eskişehirspor tribünü bu maçta idi. Golden ve 40. dakkadan sonra yapılanlardan başka yok gibiydi tribüncüler statta, az sayıda sesimizi duyurmamızın bir nedeni de budur zaten.

İkinci yarıya başlarken sahada mücadele adına bir beklentimiz yoktu ancak Diarra'nın golü bizi tellere asmaya yetti. Yııllaaar öncesi Adopen'den sonra tellere asılmak çok iyi geldi. Gol üstüne gelen kırmızı kart tribünde gücümüze güç kattı ancak Necati muhabbetinin üstüne yediğimiz gol herşeyi bozdu. 

Aslında yediğimiz gole kadar tribünde üstün olduğumuzu düşünmüyordum ama gol sevincinin tamamını bize karşı yapan Eskişehirsporlu futbolcuları görünce onların da sürekli bizi dinlediğini anladım. Uzun zamandır deplasmanda böyle bir olay yaşamıyordum ben çünkü. 

Sonuç olarak Antalyaspor'un kötü gidişatı devam etti ama maç öncesi hiç beklemediğim bir tribün performansı sergiledik. Dönüş yolunda da en ufak bir taşlama olmadı sağ salim herkes Antalya'ya döndü. 

Bundan sonra tribünde aynı performansın takıma yansıması stattan mutlu çıkmamız dileğiyle. Uğrunda çekilen her çile kutsaldır Antalyaspor...



-------------------------------------------------------------

Stat: Atatürk

Hakemler: Mete Kalkavan, Süleyman Özay, Ceyhun Sesigüzel
 
Eskişehirspor: Boffin, Veysel, Diego, Akaminko, Tarık (Dk. 89 Serol), Jorquera, N'Diaye, Hürriyet, Kamara, Erman (Dk. 73 Özgür), Necati (Dk. 85 Aytaç)
Antalyaspor: Hakan, Emre, Vederson, Serkan (Dk. 57 Uğur), Tita , Emrah (Dk. 70 Murat), İsaac, Deniz (Dk. 75 Mehmet), Diarra, Koray, Bohigues
 
Goller: Dk. 10 Jorquea, Dk. 86 Aytaç (Eskişehirspor), Dk. 59 Diarra (Antalyaspor)
 

Kırmızı kart: Dk. 81 Hürriyet (Eskişehirspor)
Sarı kartlar: Dk. 35 Veysel, Dk. 86 Kamara, Dk. 90+4 Aytaç, Dk. 90+4 N'Diaye (Eskişehirspor), Dk. 74 Uğur, Dk. 78 Tita, Dk. 90+4 Bohigues (Antalyaspor)
 


 

20 Eylül 2013

Gidiyoruz Eskişehir'e

Çok garip bir şey şu Antalyaspor ha. Yemin ediyorum. Daha iki gün önce yazdım, içimde gram istek yok Eskişehir deplasmanı ile ilgili diye... Ama bir telefon geldi tüm duygular kabardı yine.

07 Gençlik saat 09.00'da Atatürk Stadı Açık Tribün'ü arkasından hareket ediyor Eskişehir'e. Grup 1966 ise Şarampol Ali Baba Çorbacısı'nın önünden saat 12.00'da gidiyor. Otobüsler ücretsiz, bilet paraları önceden toplanacak...

Bizse kendi aramızda bir volt ayarladık... Ben yine Isparta'da olduğum için alıştık yoldan binicem. Artık Antalya - Eskişehir arası karayolunun kaçıncı kilometresinde buluşuruz Antalya'dan gelenlerle orası muamma. Bir şekilde varırız inşallah Eskişehir'e.

Gruplara, kendi aracını kaldıranlara, özel araçları ile gidenlere, başka şehirlerden Eskişehir'e firma ile gidecek herkese hayırlı yolculuklar. Varsın 3 puan olmasın, biz görevimizi yapalım da... 





 

19 Eylül 2013

Biz Nasıl Bu Hale Geldik?

Belki blogda değindim, belki bir forumda, belki de dost meclisinde tartışırken... Antalyasporluların farklı farklı bölgelerden münferit organizasyon yapmaları ilerisi için pek hayırlı değil diye. Bana katılan vardı aksine bak ne kadar güzel herkes kendi işini kendi görüyor diyen de.

Ancak gelinen nokta korkutucu düzeyde. Tribün içinde adına karışıklık dememizin çok hafif kaçacağı, artık bizi tanımlayacak en iyi kelimenin düşmanlık olarak seçileceği bir dönem yaşıyoruz. Hem de beş sene sonra ilk defa bizi dinleyen bir başkan varken, sezon başında artık bu sene deplasmanlara rahat gideceğimizi düşünürken. 

Malum hala Isparta'dayım. Ondan dolayı çoğu deplasmana Ankara'da olan Özgün gibi ben de otobüs firmaları ile münferit katılmaya çalışyorum. Eskişehir deplasmanı içinse kız arkadaşımla hem gezmek, hem de maça girmek adına çok önceden ucuza biletimizi aldık. Ancak bu haftasonu Antalya'da görüştüğüm abilerimle de konuştuktan sonra içimdeki sıkıntıyı çıkardım gün yüzüne.

Acaba ben bu deplasmanda tribünde olmayı ne kadar istiyorum... Artık Antalyaspor tribünü güvenilmez bir hal aldı. İki sene önce Bursaspor maçında yaşanan bıçaklama yaşandığında dahi sanki daha bir durgundu ortam. Sezon başında birbiriyle kurulacak dedikodusu dönen 3. gruba karşı omuz omuza duran Grup1966 ile 07 Gençlik'in tartışması yaşandı. Şimdi de malum maraton tribünde yaşanan bireysel taraftar ile Grup1966 tedirginliği var.  Bu durumda nasıl insanlar Eskişehir deplasmanında omuz omuza durucaklar merak ediyorum. Kaldı ki Antalya'da değilim, Facebook hesabımı da bu senelik okul yüzünden askıya aldım deplasman için Antalyaspor camiasında bir heyecan var mı onu da bilmiyorum...

Cumhuriyet Meydanı'ndan, Açığın arkasından kalkan, "Antalya il sınırlarından çıkmadan kimse market-petrol patlatmayacak" denilen, arka beşlinin her zaman tribünün eskilerinin mekanı olduğu, ön tarafın her zaman "sesinin çıkmasının istendiği", atkıların mütemadiyen 302lerde bulunan perdeliklere asıldığı, kaldır lan şu koltuğu azcık nidalarının, yerde yatanların üstüne basıldığında çıkan ahh-uhhların eksik olmadığı, hertürlü aksaklıkta otobüs kaptanının suçlu olduğu, taş geldiğinde hepberaber boşaltılan, bir birayı 5 kişinin döndüğü deplasman otobüslerini özledik. 

Bu gidişle deplasmanı da özleyeceğiz zaten ne zevki var ki tek başına deplasmana gitmenin...





20 Mayıs 2013

STSL 34. Hafta | "Gerçek Antalyasporlular" Nerede?

İyisiyle kötüsüyle bir sezon daha geride kaldı. Bu yazı da 2012-2013 sezonun son maç yazısı... Biliyorsunuz son birkaç haftadır maç yazılarında futbol yazmıyoruz. Bunun sebebini bu yazıda biraz daha açalım.

Elimizden geldiğince futbol yazmaya çalıştık ama bu hiçbir şeyi değiştirmedi, her maç aynı hataları izlemeye devam ettik. Üstelik bu hataların sahibi övgülerle göklere çıkarılırken bizler "sahte Antalyasporlu" ilan ediliyorduk. Madem öyle diyerek futbolu bir kenara bıraktık ve maç yazılarında futboldan çok daha iyi bildiğimiz tribün üzerine yazmaya, tribünlerin gündemini aktarmaya başladık. Bu son yazıda da yine bu şekilde devam edelim ve tribün yazalım.

İç saha maçlarında her hafta güçlenerek yükselen istifa sesleri artık hepimizin malumu... Ancak bu istifa olayında şöyle ilginç bir durum yaşanıyordu. Başta kale arkası tribün ile açık tribünün belli bir kısmı olmak üzere tribünler "İstifa" diye bağırdıkça kapalı tribünden de bu tribünlere karşı bir protesto oluyor; kapalı tribün Akıncıoğlu yönetimi ve Mehmet Özdilek'e sahip çıkıyordu.

Malum site önderliğinde gerçekleştirilen operasyon neticesinde kapalı tribündekiler gerçek Antalyasporlu olurken biz ise menfaatleri uğruna Antalyaspor'u kullanılan çıkarcılar oluveriyorduk. Antalyaspor'un başarısızlığı ile seviniyor, başarısında ise kahroluyorduk sözde...

Eskişehir maçında alınacak 3 puan ile Antalyaspor ligi 50 puan ile tamamlayacak ve tarihinin en yüksek puanına ulaşarak rekor kıracaktı. İşte bizler bu başarıyı istemiyor ve kulübün istikrarına göz dikerek bu başarısızlığa engel olmaya çalışıyorduk.


Tüm bu bilgiler ışığında soralım. Böylesine tarihi bir başarının arifesi olan Eskişehir deplasmanı için armanın peşinden gidenler kimdi? Akıncıoğlu ve Mehmet Özdilek'e sahip çıkan kapalı tribündekiler mi, yoksa malum sitenin sahte Antalyasporlu diyerek karalamaya çalıştığı yıllardır "Sadece Antalyaspor" diyen taraftar mı?

Bu soruyu malum site de yanıtlayabilir, malum site tarafından "gerçek Antalyasporlu" olarak lanse edilen ve taraftarın tepkisine tepki gösteren kişilerden herhangi biri de... Fark etmez, serbest. Belki de bizim aklımız yetmiyordur bu sorunun mantıklı bir yanıtını bulmaya ama sizce de ilginç değil mi? Antalyaspor'un başarısını isteyenler "tarihi bir başarı" için bile Eskişehir'de takımın yanında yer almazken Antalyaspor'un başarısızlığı isteyenler Eskişehir'e gidiyor armanın peşinden... Diğer her deplasmanda olduğu gibi...


Öncelikle dönüş yolunda olan renktaşlarımıza hayırlı yolculuklar diliyoruz ve sezonun bu son maç yazısını daha sezon başlamadan önce yazdığımız "2012-2013 Sezonu Başlarken" başlıklı yazıdan bir bölümle bitiriyoruz:

"Yönetim taraftarının bu duruşuna saygı gösterip gerekli adımları atana kadar yönetimle bu konu üzerindeki mücadelemiz devam edecek. Yalnız yönetimle aramızdaki gerilimden bahsederken şunu da belirtmek gerekir. Bu gerilim sadece yönetim ile taraftar arasındadır; Antalyaspor taraftarları olarak takımımızın her türlü yanındayız. Belki bu sezon iç saha maçlarında statta yanlarında olamayacağız ama deplasmanlar hala bizim... Ve her sezon olduğu gibi onların sevinci sevincimiz, üzüntüsü de üzüntümüz olmaya devam edecek."



Not: İlk fotoğraf Tribün Günlüğü'nün Facebook sayfasından alınmıştır.


 

12 Nisan 2013

İstanbul'da 3 Günde 3 Antalyaspor Maçı Birden

Malumunuz Spor Toto Süper Lig 29. hafta maçında bu hafta Beşiktaş ile deplasmanda karşılaşacağız. 15 Nisan Pazartesi günü saat 20.00'da oynanacak bu karşılaşmanın pazartesi gününe verilmesi deplasman planı yapan birçok kişi için kötü bir haber oldu. Ben de son İnönü deplasmanında tribünde olmayı ve bu hafta sonunu armanın yanında geçirmeyi planlıyordum ama benim planlar da ne yazık ki yalan oldu.

Burada "armanın yanında olmak" derken sadece futbol takımını kastetmiyorum. Beşiktaş deplasmanı için gitmişken Antalya'da havuz olmadığı için maçlarını İstanbul'da oynamak zorunda kalan Antalyaspor Sutopu takımının maçına gitmek de planlarım arasına koymuştum. Üstelik hangi maç var ki diye federasyonun sitesini açıp baktığımda o hafta sonu sutopu takımının üst üste iki maç birden oynayacağını görüp iyice keyiflenmiştim.

Evet, bu hafta İstanbul'da sadece futbol takımın maçı yok. Sutopu 1. Ligi'nde mücadele eden Antalyaspor Sutopu takımı da iki maç birden yapacak. İlk maç 13 Nisan Cumartesi günü saat 11.45'te TSF Ataköy Yüzme Havuzu'nda Heybeliada ile... İkinci maç ise 14 Nisan Pazar günü saat 11.45'te TSF Ataköy Yüzme Havuzu'nda Modaspor ile...

Benim planlar yalan oldu ama İstanbul'da yaşayan veya Beşiktaş deplasmanı için İstanbul'da olacak Antalya sevdalıları benin bu planımı gerçekleştirme fırsatına sahipler. Onlara çağrım sutopu takımımızın maçlarına da programlarında zaman ayırmaları ve bu maçlarda da tribündeki yerlerini almaları... Gönül verdiğimiz armayı havuzda da yalnız bırakmayalım.

Yazıyı bitirmeden önce Antalyaspor'un 3 maçlık İstanbul programını düzenleyip tekrar hatırlatmış olayım.

Heybeliada - Antalyaspor
13 Nisan 2013, 11.45, TSF Ataköy Yüzme Havuzu

Antalyaspor - Modaspor
14 Nisan 2013, 11.45, TSF Ataköy Yüzme Havuzu

Beşiktaş - Antalyaspor
15 Nisan 2013, 20.00, BJK İnönü Stadyumu



Not: Görsel, İstanbul Antalyasporlular Birliği'nin Facebook sayfasından alınmıştır.




 

12 Aralık 2012

Maçsız Deplasman

Herkesin katıldığı, maç oynanmamasına rağmen "İyi ki de gitmişiz" dediğimiz bir deplasman oldu Manisa... Tita'nın şutu nasıl direkten döndü yerine konuşulacak, yıllar sonra hatırlanacak o kadar anı kaldı ki hafızalarda birazını yazıya dökerek o anları yaşamayanlara aktarmak görevimiz olsun.


 Öncelikle belirtmeliyim ki elimde çok az fotoğraf var. Bu maç için planım kısa film tarzı bir şey yapmaktı; ancak kameramın su altında çalışma özelliği olmadığı için maç biletlerini aldığımız andan itibaren hiç  çıkartamadım kamerayı. Yağmur malum. Maç sırası görüntüler de eksik olduğundan ortaya güzel bir iş çıkmayacaktı ondan rafa kaldırdım. Benden fotoğraf bekleyen arkadaşlardan da bu yüzden buradan özür diliyorum.

Maça Grup1966 ile gideceğimiz yolculuktan bir gün önce belli olmuştu. Ancak Şarampol'e giderken dahi aklımızda "Acaba gidebilecek miyiz?" düşüncesi hakimdi. 2 otobüs hazır bekliyordu Ali Baba'nın önünde, daha sonra 6 volt geldi, üstüne bir otobüs daha... 3 otobüs 6 volt çıktık yola. Denizli'yi geçtikten sonra İzmir'e gidilmeyeceği söylendi. Salihli'ye girdik ve değişik deplasman günü başladı bizim için.

Salihli'de öncelikle halk bize çok iyi davrandı. Yaklaşık 200-250 kişilik Antalyasporlu grup ilçenin her yerine dağılmıştı. Öğle saatlerinde "Gool istiyorum" diye bağıran meşhur Manisa Tarzanı abimiz geldi, bizi BAL'da oynanacak olan Salihli maçına çağırdı. Önce kortej halinde gittik stada doğru ama nedense polis bizi stada sokmayacağını söyledi, biz de geri döndük ilçe merkezine. Daha sonra biz 3-5 arkadaş yemek yerken maça gitmiş bizimkiler. Sanırım ilk devre dağınık oturulmuş. İkinci yarı ise kapalı tribüne geçti Antalyaspor tayfası. Maçı Salihli 3-0 kazandı. Çok değişik görüntüler vardı. Hakemin yanlı tutumu bizi bile o kadar sinirlendirdi ki ikinci golden sonra Özgün dönüp "Lan bildiğin gözlerim yaşardı." diyordu, tabii ben de o sırada kollarım sıkılı gool diye bağırıyordum.

Maç sonrasında etrafımızdaki Salihlililer'in iyi dilekleri ile otobüslere bindik. Stadın etrafında bir tur atıp ilçe merkezine dönecektik ancak gördüğümüz manzara bizleri çok şaşırttı. Belki de maça gelenlerin yarıdan fazlası bizim gitmemizi bekliyordu. Çoluk çocuk, erkek kadın el sallıyorlar; iyi dileklerde bulunuyorlardı. Atkı hediye edenler de cabasıydı. Otobüslerin Salihli'den çıkmasına yakın yolda yememiz için köfte ekmekler de geldi, tam oldu. Bu sırada Manisa'daki yağmur ile ilgili bilgiler gelmeye de başlamıştı yavaştan, herkes tedirgindi otobüste.

Manisa girişinde arama noktasında çok yağmur yoktu aslında. Aramaya son giren otobüs olsak da rahat rahat beklemiştik otobüsün önünde. Ancak stada gelip otobüsten indiğimizde ilk meşaleyi yaktığımız an tanıştık yağmur ile. Hengame altında bilet alma telaşı, pankartların kontrolü derken zor attık deplasman tribününe kendimizi. Tellere asamadığımız el emeği pankartları yukarıya astıktan sonra Akhisarlılar ile olan muhabbetler başladı. Önce "Hoşgeldiniz" diye bağırdılar. Daha sonra karşılıklı "Anadolu" diye bağırmaya başladık. Yağmur bu sırada şiddetini artırmaya devam ediyordu. Uzun süre sonra tribüne futbolcuları çağırmaya başladık. Bu sırada hafiften Akhisar tribünü de bizi çağırmaya başladı. Benim duyduğum sloganlar "Yönetim uyuma, Antalya buraya!", "Kapılar açılsın, kardeşlik başlasın!", "Antalya gelmezse, biz gideriz" idi. Sloganlar atılmaya devam ederken en son "biz gideriz"den sonra bizim tribüne doğru yüklenmeye başladı Akhisarlılar. Gerçekten mükemmel görüntülerdi. Biz o tribüne girmesek bile gerekli mesaj alınmıştı Akhisarlılar'dan.


Akhisarlıların yaptığı benim senelerdir başıma gelen belki de en güzel olaylardan bir tanesi... Bir Kocaelispor olsa, Kocaelisporlular olsa bizi evlerine bile davet etseler bu kadar şaşırmazdık. Veya Ankaragüçlüler, Adana Demirliler yapsa... Ancak önceden hiçbir muhabbetimizin olmadığı Akhisarlılar yapınca daha da bir etkili oluyor işte. Teşekkürler Akigolar, Antalya'nın sıcak zamanına gelen rövanş maçında bu sefer denizde ıslanmak için en içten duygularla bekleniyorsunuz.

Maçın başlamasına 5 dakika kala kapılar açıldı. Biz yine pankartlarımızı toparlamakla meşgulken tüm tribün atkıları değişmiş bile. Maçın başlaması ile iki pozisyon oldu. Biri Akhisar, diğeri de Antalyaspor lehine. Bu pozisyonlar bile bu maçın oynanmayacağını gösteriyordu ve 16. dakikada maç iptal edildi. Zaten maçın başlaması hataydı.

Maçtan sonra otobüslere giderken ıslanmamız bile yetti aslında. Dönüş yolunda bir benzinlikte durduk bizimle beraber 7-8 volt daha vardı ki içerideki Antalyasporluların hallerini görmeniz lazımdı. Herkes sırılsıklam. Bir de dönüş yolunda onca yağmura rağmen son hız giden bir Antalyaspor otobüsü vardı ki o şoförün kulağının çekilmesi lazım. Can taşıdğını unutmamalı.

Maç olmasa da gittiğimize bir dakika pişman olmadığımız bir deplasmandı. Salihli, Akhisar gibi ilçelerden bir sürü arkadaş edindik bu deplasmanda, bu yeter bize.






 

07 Aralık 2012

İstikamet Manisa

Bugünlerde herkes Akhisar maçını düşünüyor. İnsanlar artık birbirlerine "Manisa'ya gidecek misin?" diye değil de "Kimle, nasıl gideceksin?" diye soruyor? 

Valla bu heyecanı ben en son Eskişehir deplasmanına giderken görmüştüm şehirde. O zaman çok soğuk bir havaya rağmen Cumhuriyet Meydanı'nda otobüs yetmiyordu. Cumartesi günü bakalım nasıl olacak otobüslerin kalkacağı yerler.

Şu an 10-12 kişilik arkadaş grubumuz olarak grupların kaldırdığı otobüsler ile Manisa'ya gitmeyi düşünüyoruz. Gruplara yük olmayıp kendi arabamızı ayarlayalım istedik ama olmadı. Gruplar bu deplasman için olan yoğun ilgiden dolayı varını yoğunu ortaya koyarak otobüs ayarlamaya çalışıyorlar. Şu an için yeterli sayıda otobüs ayarlanmadı. Taraftar gruplarımız grup ayrımı yapmaksızın Antalyasporlu olan herkesi Manisa'ya götürmeye çalışırken şehrin ileri gelenleri "Antalyalıları" Manisa'ya taşımak için neden elini taşın altına sokmuyor? Galatasaray'ın Sivasspor karşısında puan kaybı yaşaması durumunda daha da artabilir bu gidecek insan sayısı. Bunların hepsi düşünülmeli, Antalya'da erkek kalmamalı.

Biz Antalya'dan gece yola çıkıyoruz. Özgün de Ankara'dan kendi cebinden harcama yaparak cumartesi gecesi yola çıkıyor. Pazar günü kısmetse maça gelmek isteyen herkesin tribünde olduğu Akhisar maçında görüşürüz. Antalyaspor taraftarı deplasman tribününü doldurmaya değil; takımı lider yapmaya, "Acaba bir arkadaşımız dışarda kaldı mı?" diye düşünmeye gidiyor.




 

09 Nisan 2012

Kadıköy Deplasmanı 2012

Kader maçımız olması dolayısıyla tedirginlikle, hafta boyunca gelen organizasyon haberleri dolayısıyla da heyecanla beklediğimiz Fenerbehçe deplasmanı için vakit artık neredeyse tamamdı. Saat 22:00'da Küheylan Isparta'dan İsmail, Serhat Abi ve Mustafa Abi ile yola çıkarken saat 01:30'da da Ankara'dan ben de Muhammet ile yola çıktık. Sabah 07:30 gibi Alibeyköy terminalinde diğer kafile ile buluştuktan sonra ilk iş İstanbul'da okuyan arkadaşımızın evine geçmek oldu. Çünkü biraz uyuyarak yolun yorgunluğunu maça taşımamak gerekiyordu.

Saat 10:30 olduğunda yeniden ayaklanıldı. Bu sefer istikamette İstiklal vardı. Güzel bir kahvaltının ardından hızlıca Galata Kulesi taraflarını dolandık. Maç için gerekli yüklemeyi yapma zamanı gelince de Nevizade geçtik.






Nevizade'de karşı masalarda oturan abilerimizle “Ne olacak bu halimiz?” muhabbetlerine ufaktan besteler de eşlik etmeye başlayınca anlaşıldı ki artık karşıya geçme zamanı gelmişti. Karaköy İskelesi'nden Fenerbahçelilerin de olduğu bir vapurla karşıya geçtikten sonra yürüyerek stada doğru ilerledik.





Stada giderken açıkçası beni şaşırtan şey çok fazla Fenerbahçeli görmemiş olmaktı. Stat çevresinde öyle yoğun bir maç atmosferi yoktu. Böyle böyle deplasman tribünün bulunduğu tarafa geçtik ve heyecanımız bir kat daha arttı. Son birkaç yıldır görmeye hasret olduğumuz bir deplasman görüntüsü vardı çünkü karşımızda.




Tribüne giriş yaparken yine çantamdaki pankartlar sorun oldu. "Ruhunu Koy!", "Yürekli ol!", "Love", "07 harfli aşk" yazan 4 küçük pankart aramalarda 'kışkırtıcı' oldukları gerekçesiyle içeri alınmadı. Tribüne girdiğimizde güzel bir kalabalık vardı ama bir o kadarı daha hala dışarıdaydı. 30'u aşkın otobüsle Antalya'dan gelen taraftarımıza 150 kadar kardeş Kocaeli taraftarı, 20 kadar ADS'li ve birkaç Ankaragücü taraftarı da katılmıştı.


Burda iki kişiye ayrı bir parantez açmak istiyorum. Gün boyunca bizi hep soran, sürekli ilgilenmeye çalışan Adana Demirsporlu Yalçın ve geçen sene Mardan'a giderken yaşadıklarını 07harfli bloga yazan Bandırmasporlu Kerim kardeşimiz ile çok fazla görüşemedik. Maç sonu Yalçın ile buluşabildik az biraz sohbetimiz oldu ancak Kerim ile görüşememek üzdü. İnşallah onlarla başka maçlarda veyahut Antalya'da bir tatilde görüşürüz. Onlara da burdan teşekkür ediyorum.

 




Maçın başlamasına 1 saat kala başladı Akdeniz Akşamları söylenmeye. Maç boyunca da devam etti ama yine sahada istediğimiz bir görüntü yoktu. Maçı 2-0 kaybederken Sivasspor'un deplasmanda Samsunspor'u yenmesi ile ligte kalıyorduk. Tribünde sevinçten çok hüzün vardı.

Bu deplasman taraftarın yalnız bırakılmadığı zaman neler yapabileceğinin en büyük göstergesidir.




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...