Yönetim Mevzuları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yönetim Mevzuları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2017

STSL 15. Hafta - Gençlerbirliği | Cümleler Tükendi

Bir önceki yazıya "Cümleler Tükenirken" başlığını atarken son derece olumsuz bir ruh hali içerisindeydim; ancak o ruh halimle bile cümlelerin bu kadar erken tükeneceğini tahmin edememişim.

Kendi sahamızda oynadığımız Gençlerbirliği maçında Deniz Kadah'ın son dakikada penaltıdan attığı golle beraberliği zarzor kurtarırken pek çoğumuz bu gole sevinemedi bile. Çünkü bu skorla 3 puanla kapatmamız gereken bir haftayı daha puan kaybıyla tamamlamış oluyorduk.


Maçla ilgili yazılabilecek bir şey yok. Teknik direktörsüz çıktığımız bu maçın ardından Ali Şafak Öztürk de -her şeye rağmen kendisine desteğini sürdüren hatırı sayılır bir taraftar kitlesine rağmen- istifasını açıkladı. Doğruya doğru bu istifayı "yarı yolda bırakmak" şeklindee ifade etmek hiç de yanlış bir yorum olmayacaktır.

Bu istifayla birlikte içinde bulunduğumuz bilinmezlik bambaşka bir boyuta ulaştı. Şimdi takımın başında ne hoca var, ne de başkan... Ne yazık ki Antalyaspor'da yine söz siyasetin...


 

19 Mart 2017

Kişi Kendinden Bilirse İşi... Her Daim Mağdur: Beşiktaş

Antalyaspor-Beşiktaş maçının hakemi Mete Kalkavan... Kamuoyu tarafından Beşiktaşlı olarak bilinen Mete Kalkavan... Hal böyle olunca hakem konusu başkanımız Ali Şafak Öztürk'e soruluyor ve -Anadolu Ajansı kaynaklı haberden alıntıladığım- şu diyalog yaşanıyor:

Bir gazetecinin "Maçın hakemi Mete Kalkavan'ın kamuoyunda Beşiktaşlı kimliğiyle bilindiğine yönelik iddialar var. Ne düşünüyorsunuz?" şeklindeki sorusu üzerine Öztürk "Mete Bey kamuoyunda Beşiktaşlı damgası yemiş bir hakem ama aynı zamanda geleceği olan bir hakem. İşleri hakemlik. Kendi kariyerlerini de düşünüyorlardır aynı zamanda. İyi performans sergileyeceğini göreceğiz inşallah. Maçtan sonra biz de değerlendireceğiz. Ön yargılı düşüncemiz yok ama kamuoyunda Beşiktaşlı damgası yemesi bizim için çok da rahatlatıcı bir konu olmuyor." diye konuştu.

Ali Şafak Öztürk'ün bu açıklaması üzerine ise Forza Beşiktaş hesabı üzerinden çarşı şu görseli paylaşıyor:


Başkanımızın açıklaması ile çarşı'nın paylaştığı görseli birlikte ele alalım. Paylaşılan görselde Ali Şafak Öztürk üst aklı örnek almakla ve ona şirin görünmeye çalışmakla itham ediliyor. Peki, Ali Şafak Öztürk'ün açıklamalarında üst aklı örnek alarak dile getirilen veya üst akla şirin görünecek herhangi bir ifade var mı?

Haberde de görüldüğü üzere konuyu açan kişi Ali Şafak Öztürk bile değil, kendisine sorulan bir soruyu cevaplıyor sadece. Diğer bir deyişle bu soru sorulmasa belki de bu konuda konuşmayacaktı bile. Kaldı ki Antalyaspor olanca gücüyle Avrupa hedefine doğru ilerlerken böylesi kritik bir maça yapılan hakem ataması hakkında Antalyaspor başkanı olarak çıkıp kendisi doğrudan doğruya konuşmuş olsa bunun neresi yadırganabilir ki?

Ali Şafak Öztürk, verdiği cevapla hem kamuoyundaki Mete Kalkavan algısını göz önüne alarak endişelerini dile getirmiş hem de maçın adil bir şekilde geçmesi yönündeki temennisini dile getirmiştir. Bu cevapta üslup veya içerik olarak yanlış nerede?

Cevabı öncelikle üslup olarak değerlendirecek olursak cevapta herhangi bir sert ifade, kötü söz, hedef gösterme vs. yer almıyor. Var diyen varsa söylesin, konuşup tartışalım. Cevabı içerik olarak değerlendirelim. Maçın adil geçmesi yönündeki bir temmenniye -e o kadarına da pes artık diyerek- laf edilmeyeceğini varsayıyorum. O zaman geriye bir tek seçenek kalıyor. O da maçın hakemi Mete Kalkavan'a yönelik endişelerin dile getirmesi...

Eğer öyleyse Mete Kalkavan hakkındaki kamuoyundaki genel algıdan bahsetme zahmetine bile girmiyor; Forza Beşiktaş hesabında maçın hakeminin Mete Kalkavan olduğunun duyurulduğu gönderinin altına Beşiktaşlıların yazdıkları yorumlarla yanıt veriyorum. Tabii anlayana...


Şimdi de görselle ilgili bir diğer detaya gelelim. Görselin başlığı "Kişi Kendinden Bilir İşi" ve görselin içeriğinde de Ali Şafak Öztürk, kendisine yöneltilen bir soru üzerine hakem hakındaki endişesini dile getirdiği için üst aklı örnek almak ve ona şirin görünmeye çalışmakla suçlanıyor ve bir takım hakaretlere maruz kalıyor.

Evet, gerçekten de kişi kendinden bilir işi... Ali Şafak Öztürk'e bu suçlamayı yönelten Forza Beşiktaş adlı sayfanın bu sezon hakemlere yönelik yaptığı paylaşımları derlemeye çalıştım. Görseli üzerine tıklayarak büyük ekran yapabilir, yazılanları okuyabilirsiniz. Bu zahmete girmeyecekler için söyleyeyim. Maç öncelerinde ve maç sonlarında yapılan bu paylaşımlarla hedef gösterilen hakemler -alfabetik sırayla- Ali Palabıyık, Bülent Yıldırım, Cüneyt Çakır, Fırat Aydınus, Halis Özkahya, Hüseyin Göçek, Özgür Yankaya...


Süper Lig'de görev alan 22 hakemin 7'si alenen hedef gösteriliyor. Beşiktaş bu haldeyse Anadolu kulüpleri ne yapsın diye soracağım ama kime soracağım ki? Çünkü hakemlere ek olarak söz konusu paylaşımlardan nasibini alanlar arasında MHK ve TFF de var, İstanbul medyası da... Bakın adı üstünde İstanbul medyası...


İşte bu tablo da bize gösteriyor ki gerçekten de kişi kendinden bilir işi... Hakem hakkındaki endişesini dile getirdiği için çirkince saldırılan Ali Şafak Öztürk'e yöneltilen ithamların gerçek muhattabı Forza Beşiktaş hesabındaki görseli hazırlayanlardır; üst akıl gibi soyut bir tanımlanın arkasına sığınarak her maç öncesinde ve sonrasında algı operasyonu yapmaya çalışanlardır.

Görselle ilgili değinmek istediğim son detay ise Ali Şafak Öztürk'e bir diğer İstanbul takımı üzerinden yüklenilmesi... İstanbul takımları için Anadolu takımları ile ilgili bu şekilde ahkam kesmek kolay; çünkü onlar Türkiye'deki futbol realitesinin farkında değiller. Bunu onlara anlatabilmek için önce Anti-İstanbul kavramını anlatabilmek gerek. O yüzden bu konuya bir başka yazıda detaylı bir şekilde yer vermek kaydıyla şimdilik değinmiyorum.

Sadece şunu söylüyorum. İstanbul sömürüsü üzerine kurulu Türkiye'deki futbol düzeninde çok küçük bir azınlık dışında ne yazık ki kimse memleket sevdalısı olarak doğup büyümüyor. Herkese çocukluğunda bir İstanbul takımı empoze ediliyor ve ancak şanslı olanlar bu yalandan kurtulup futbolun gerçekliğini keşfedip doğduğu doyduğu şehrin takımına gönül verebiliyor.

Durum böyleyken ben Ali Şafak Öztürk'ü geçmişi ile yargılamam. Benim için önemli olan bugünkü duruşudur ve şu ana kadarki duruşuyla Sadece Antalyaspor diyen bir Antalyalı olarak benim desteğimi hak ettiğini düşünüyorum. Kaldı ki Ali Şafak Öztürk'e bu konu üzerinden yüklenmek bir İstanbul takımına düşer mi sizce?

İlla geçmişten bir fotoğraf kulanılacaksa o fotoğraf bana göre aşağıdaki fotoğraftır. Siz durmadan TFF bizi mağdur ediyor diye "isyan" edip algı operasyonu yapıyorsunuz ya, işte aşağıdaki fotoğraftaki kişi Türkiye'de futbolun başı, TFF'nin başkanıdır. Boynundaki atkı X takımının atkısı, kendisi de X takımının 2004-2012 yıllarındaki başkanıdır. Ee o zaman haydi durmayınız, X'i bulunuz ama bir tavsiye... Çok uzaklarda aramayınız.


Bu, yaptığınız algı operasyonlarınızdaki çelişkiye, mantıksızlığa ve riyakarlığa sadece bir örnekti. Uzun lafın kısası bu "Kişi Kendinden Bilir İşi" başlıklı algı operasyonuz da emin olun bizler için Anti-İstanbul kavgamızın haklılığını bir kez daha ortaya koyduğunuz bir rezillikten ibaret... İstanbul sömürüsü ile yozlaşmış bu düzende bir de duygu sömürünüzle küçük hesaplar peşinde koşuyorsunuz.

Bu yoz düzen içerisinde bu algı operasyonunuz bugünkü Antalyaspor maçında prim yapar mı? Yapar, zaten yaptığı için bu düzen bugün hala devam ediyor ya. Ancak inanıyoruz ki bir gün bu İstanbul sömürüsü bitecek, tüm Anadolu el ele verip bitireceğiz.


15 Mart 2017

Bilet Fiyatları Düştü Ama

Sahamızda bir İstanbul takımı ile oynadığımız her maç öncesinde olduğu gibi pazar günü oynanacağımız Antalyaspor-Beşiktaş maçı öncesinde de gündem bilet fiyatları... Ancak bilet fiyatlarının gündeme geliş nedeni bu sefer daha öncekilerden biraz farklı...

Daha önceki tartışmalar bilet fiyatlarının çok yüksek olmasından kaynaklanıyordu. Peki, bilet fiyatları gerçekten de çok yüksek miydi? Türkiye şartlarını esas aldığımızda aksini iddia etmek mümkün değil. Zaten aksini de hiç kimse iddia etmiyordu. Bilet fiyatları bilinçli olarak yüksek tutularak Antalyaspor tribünlerine İstanbul takımı sempatizanlarının sızması önlenmeye çalışılıyordu.

Bahsettiğim yönüyle yüksek fiyat uygulamasını kısmen desteklesem de uygulamayı nimetten saymak da tabii ki mümkün değildi. Bu durumu bir örnekle açıklayayım. Şehir dışında okuyan Antalyasporlu bir üniversite öğrencisini düşünelim. Şehir dışında olduğu için kombine almamış. Üniversite tatile girince Antalya'ya geliyor ve gelmişken de bir maça gidebilmek istiyor. Ancak tatiline denk gelen maç bir İstanbul takımı ile oynayacağımız bir maç ise öğrenci haliyle bu maça gelebilir mi? Yüksek fiyat uygulaması nedeniyle cevap belli: Hayır!

Yüksek fiyat uygulaması Antalyaspor tribünlerine İstanbul takımı sempatizanlarının sızmasını kısmen engellerken örnekte de görüldüğü üzere tribünler açısından çeşitli mağduriyetler de doğuruyordu. Doğurduğu bu mağduriyetlere ek olarak -az önceki cümlede kullandığım "kısmen" kelimesiyle anlatmak istediğim haliyle- uygulama aynı zamanda da yetersizdi. Çünkü, Türkiye şartlarına göre fahiş kalan bilet fiyatları, İstanbul takımı sempatizanı diye nitelendirdiğimiz grubun sadece yoksul veya orta gelirli kısmının sızmasını engellerken zengin olan kısmın sızmasını ise engelleyemiyordu.

Pazar günü oynayacağımız Beşiktaş maçı öncesinde yönetim radikal bir değişikliğe giderek bilet fiyatlarını -aşağıdaki görselde detaylarını görebileceğiniz şekilde- Anadolu takımları ile oynanan maçlardaki seviyeye yakın bir şekilde belirlemiş. Sahamızda oynadığımız son Galatasaray maçına ait bilet fiyatları ile kıyaslarsak %75-%90 aralığında bir indirim söz konusu...


Peki, bu fiyatlandırma doğru mu? Bu sorunun cevabı hususunda Küheylan'la bile farklı düşünüyoruz ama benim bu soruya cevabım şu: Sezon başında olsa alınan bu kararı desteklerdim ama ligin 25. haftasında birden bire bu kararın alınmış olmasını doğru bulmuyorum. Nedenlerimi hemen sıralayayım:

İlk nedenim şu: Yönetimin bu fiyatlandırma tercihi ile şu an deplasman tribünü haricindeki tribünlere İstanbul takımı sempatizanlarının sızma olasılığı var mı? Var. Şu an satışta olan maraton tribünündeki bir koltuğa bu uygun fiyat aracılığıyla bir Antalyasporlu da oturabilir, bu maç için Antalyaspor passoligi çıkartan bir İstanbul takımı sempatizanı da... Böyle bir sızma olsılığı bir risk midir? Risktir. Hatta maçın 19.03 tarihinde oynanacağını düşünürsek önemli bir risktir. Dolayısıyla böyle bir karar alınırken ortaya çıkabilecek bu ve benzeri riskleri engelleyecek gerekli tedbirler de alınmalıydı.

Tedbir olarak ne yapılabilirdi? Örneğin fiyatlar ilan edilmeden önce kalan maçlar için Antalyasporlulara yönelik avantajlı bir kombine kampanyası düzenlenebilirdi. Böylece şu an boşta olan koltuklara Antalyasporlular oturmuş olurdu ve bu tablo sağlandıktan sonra bilet fiyatları ilan edilirdi. Ee deplasman tribününe de kimin oturacağı bizi bağlamayacağından da bize sadece maç gününü beklemek düşerdi.

Şimdi ise diyelim ki bu maçta sızmalar oldu ve bu İstanbul takımı sempatizanı olarak nitelendirdiğimiz kişi/kişiler maç esnasında rengini belli etti, tribün gerildi, olay çıktı ve belki de kulübümüz tribün olaylarından dolayı ceza aldı. Olmayacak şey mi? Hayır, gayet de oluru var. Hatta son Galatasaray maçında Galatasaray'ın ilk golünden sonra bu tarz küçük bir olay da yaşandı. Bu riski almaya değer miydi? Bence değmezdi. Herhangi bir olay yaşanma olasılığını uç bir senaryo olarak yazıyorum. Dolayısıyla böyle bir olayın yaşanmayacağını varsayalım. Yine de Antalyaspor tribününde Antalyaspor için bağıran biri oturabilecekken onun yerine rakip takım için susan birinin de oturabilecek olmasına fırsat vermeye ne gerek var?

İkinci nedenim ise maç biletlerinde bu tarz sonradan yapılan indirimlerin kombine kart sahipleri açısından hak kaybı doğurması... Rakamlar üzerinden konuşmak gerekirse Doğu Alt tribünü ele alarak inceleyelim.


  • Bu tribün için kombine kart ücreti 450 TL idi. 
  • Şu ana kadar oynadığımız tüm maçları kontrol etmedim ama 7-8 maçı kontrol ettim. Buna göre bilet ücreti Anadolu takımlarına karşı oynadığımız maçlarda 10 TL, İstanbul takımları ile olan maçlarda ise 150 TL... 
  • Fenerbahçe ve Galatasaray'a karşı oynadık; Beşiktaş ve Trabzonspor maçlarını ise oynayacağız. 
  • Lig maçları haricinde bu sezon sahamızda herhangi bir kupa maçı oynayamadık.
Bu bilgiler ışığında -Trabzonspor maç biletlerinin de indirimli fiyat olan 20 TL'den satışa çıkacağını varsayarak- bir hesap yaparsak her maç için ayrı ayrı bilet alarak sahamızdaki 17 maça girmenin toplam bedeli 470 TL [=(13x10)+(2*150)+(2*20)]... Yani kombine almanın avantajı sadece 20 TL... Bir maçı kaçırsan kombine aldığın için zararlı çıkacaksın. Bu durum kulağa hiç mantıklı geliyor mu?

Unutmayalım ki bir kesim için önemli olmayan bu hesap bir diğer kesim için ise oldukça önemli... Çünkü aramızda yediğinden içtiğinden keserek kombine alabilen renktaşlarımız da var; sırf kombine alabilmek için yaz tatilini çalışarak geçiren öğrenci kardeşlerimiz de... Dolayısıyla kombine almanın sağladığı ekonomik avantajın kulüp tarafından korunması bu kesimlerin gelecek sezonlarda da kombine alabilmeleri açısından olmazsa olmaz niteliktedir.

Olaya farklı bir açıdan daha bakalım. Son yıllardaki atılımlarla Antalyaspor tribünlerine yeni yeni gelmeye başlayan bir grup insan da var. Şimdi, bu grup 2016-2017 sezonu için kombinesini aldı ama baktı ki sezon sonunda ekonomik anlamda kombine almanın herhangi bir avantajı yok. Gelecek sene kombine alıp almamaya karar verirken bu grup kendi arasında "Ya kombineyi boşverin, zaten fiyatlar sonradan düşüyor. Geleceğimiz maça alır biletimizi, gireriz. Kaçan maçlara da boşuna para ödememiş oluruz." diye konuşmayacak mı? Bu grubun kombine almaması demek tribünle aralarında tam bir sadakat bağı henüz kurulmadığından belki de tribünden kopuşları anlamına gelecek ama kombine almaya devam ederlerse böyle bir kopuşun yaşanma ihtimalı çok çok daha düşük olur.

Bu iki maddeye aslında birkaç madde daha ekleyebilirim ama yazı yeterince uzun oldu. Onun için daha fazla uzatmadan sözlerimi toparlayayım. Yazının başlarında dediğim gibi uygulama aslında doğru ama zamanlaması yanlış... Böyle bir uygulamaya geçiş için yeni sezon beklenmeli; çok iyi bir kombine kart stratejisiyle olabildiğince çok Antalyasporlu'ya ulaşıp tribünlerin çoğu dolduktan sonra bu uygulama başlamalıydı.

Ancak madem ki böyle bir uygulamaya sezon içerisinde geçilecek o zaman uygulamanın getirdiği riskler doğru bir şekilde analiz edilerek gerekli tedbirler alınmalı. Avrupa yolunda zaten başlı başına kritik bir maç olan Beşiktaş maçı, rakiplerimizin bu haftaki fikstürünü de dikkate aldığımızda çok daha kritik bir hal alıyor. Bu haftayı kayıpsız atlatmak için en ufak hataya bile fırsat verilmemeli.

13 Şubat 2017

Başkan Ali Şafak Öztürk

30 Haziran 2016... Yani bu sezonun başında, tepeden inme kararla Gültekin Gencer görevden ayrıldı. O olanları tartışmak için geç kaldık, yerine Ali Şafak Öztürk seçildi.

Seçilmesiyle beraber herkesin kafasında soru işaretleri oluştu. Genç yaşı, Fb formasıyla fotoğrafları, Akıncıoğlu tarafından desteklenmesi; camiada tedirgin bekleyişe neden oldu. 

Sene başında zor bir mücadeleye girişti. Bize göre İstanbul semt takımı, onlara göre "şerefli" bir klübün Bizans oyunları ile tanıştı. İlk başta bocalasa da, daha sonra sergilediği sağlam duruş ile #BizAntalyasporuz mottosunu başlattı. Taraftar, İstanbul'a karşı senelerdir beklenen dik duruşu gösteren bir başkanı görünce, hafiften ısınmaya başladı Ali Şafak Öztürk'e karşı. 

Burada kendi görüşümden bahsetmek istiyorum. İlk seçildiğinde, ben de Akıncıoğlu korkusu yaşamadım değil. Ancak gelir, gelmez kombinede yaptığı indirim hoş gözüktü. Futbolu bilen bir insan olması, herkesin düşündüğünün aksine genç yaşı ve maddi olarak gücü yani Antalyaspor'dan bir çıkarının olmayacak olması benim için hanesine yazılan artılardı. Tek handikabı gözüken Fb fotoğrafları idi. Ancak sanırım Fenerbahçe'yi 1-0 yendikten sonra gördüğümüz mutluluğu korkularımızı silmeye yetti.

Beşiktaş'a karşı duruşundan sonra, ondan genç yetenekler bekledik ancak ne yazık ki transfer edilen futbolcuların neredeyse tamamı fiyasko çıktı. Bunun üstüne 8 hafta boyunca galip gelemeyen bir Antalyaspor olunca, istifa sesleri de yankılanmaya başladı.

Takımın üst üste galip gelmesi, takımla, tribünle verdiği görüntüler, aktifliği had sahfaya ulaşan klübün sosyal medya kanalları, devre arasında semt takımlarına karşı durduğu dik duruş devam edince, tribün de onu sahiplenmeye başladı. 

Başkan şuan tam istediğim gibi. Atkısını takıyor, yeri geldiğinde sert, yeri geldiğinde güler yüzlü oluyor. Kendini Antalyaspor'un önüne koymuyor. Böyle devam etmesi en büyük dileğimiz.

O dik durmaya devam ettikçe, Antalyaspor tribünü onun arkasında durmaya devam edecektir.


12 Temmuz 2014

Rezalet!

Antalyaspor başkanı olarak nam salan zat bugün yapıp yapabileceği en aşağılık hareketi yapmıştır. Temsil ettiği kurumun, yani bizim için sevdanın en önemli parçasını kutsal formamızı kendi geleceği için revize ederek kullanmıştır. 

Antalyaspor başkanı olarak isimlendirilen bu kişinin Antalyaspor ile adının anılmasından artık son derece rahatsısız. Avrupa ile tüm ilişkilerini kesmiş olan bir ülkede, Avrupa Birliği'ni düşünmüyoruz denilen bir ülkede AB Bakanlığı'na getirilen bir kişi hakkında yaptığı açıklamalardan sonra Antalyaspor başkanı olarak gözüken kişiyi uyarmıştık. 

Ancak bugün kutsal saydığımız, her zaman heryerde taşımaktan kıvanç duyduğumuz kırmızı beyazlı formamız önüne cumhurbaşkanlığı forsu kullanarak daha seçim için devletin tüm olanakları ile yaptığı tanıtım turlarında bir adaya vermiştir. 

Zaten sportif anlamda hiçbir başarı bekletmizin olmadığı bu adam, Antalyaspor adını tarihte ilk defa bu kadar kötü bir şekilde lanse ettirerek ve Antalyaspor'un kutsal değerlerini kendi çıkarları uğruna kullanarak tek isteğimizin bir şekilde bu adamdan kurtulması yönünde şekillendirmiştir.






01 Haziran 2014

Medical Park Gitti Sıraki Kim?

Antalyaspor'un küme düşmesinin ardından terkedenlerden biri de sözleşmesi biten Medical Park oldu. Normal şartlarda bunu sevinç nidalarıyla karşılamamız lazımdı ancak ne yaptık ki sevinelim bu habere?

Antalyaspor taraftarı olarak nasıl bir tepki gösterdik bu işe? Gerekli, gereksiz herşeyde pankart açan bizler, bir tane pankart dahi yazıp asamadık tribüne. Bir maçta sesimizi yükseltmedik medical parka. Arma aşkıyla diyoruz ya hani, armanın medical parka yazıldıktan sonra sesimizi de çıkarmadık, üstüne üstlük armasında medical park yazan ürünleri de ayaklı reklam tabelasıymış gibi üzerimizde gezdirdik. Hem de hiç utanmadan. 

Herkesin dilinde aynı şey vardı. Medical Park bilmem kaç dolar para verdi kulübe bunu küçümsememek lazım. Senin Medical Park'dan aldığımız parayı küçümsememen, Antalyaspor'u küçültüyor farkında mısın? Antalyaspor'un yaptığı reklamı kim yapabilir bu hastaneye. Hergün haberlerde 100lerce kez şöyle söyleniyor firmanın ismi. Millet dizilerde 2sn reklamım çıksın diye milyarlar harcıyor ancak senin takımın bir firmanın reklamını 100lerce kez yaparken gazetelerde, tvlerde sen parayı küçümsemeyelim diyoruz. Bilmem farkında mısınız ama Google'da Antalyaspor diye aratınca Medical Park olan arma çıkıyor en başta ve siz bunu para ile kıyaslıyorsunuz. 

Peki yönetime ne demeli. Bir de Gencer yıllardır bu kulübün içinde olan bir adam. Reklam anlaşman bitmiş sen hala genel kurulda nasıl olur da Medical Parklı armaları kullanırsın. Kulübün sitesi neden hala Medical Park ile dolu. Nasıl olur da bir basın toplantısı düzenleyip Medical Park'ın gittiğini duyurmassın. Hala heryerde Medical Park konuşuluyor. Sene başında ulusal kanallarda seni görüyorduk, bu iş için neden çıkıp herkesi bilgilendirmedin? Neden hala Medical Park deniyor bize. Bu nasıl bir ahlaktır. Hiç mi bir işinizi düzgün yapmayacaksınız?

Demek ki Antalyaspor'u küçültebiliriz hiçbir sıkıntı yok. En gereksiz detayları büyülten bizler, bizim aptallığımızı gören yöneticiler olduğu sürece Medical Park'ın gitmesinin hiç bir anlamı yok. Önümüzdeki günlerde Genpa Antalyaspor falan olmazsak, bari ben bir yerlerden para bulayım da 07harfli Antalyaspor veya Küheylan Antalyaspor falan yaptırayım takımın adını. Oh ne ala memleket.







31 Mayıs 2014

Gencer'le Devam

Antalyaspor'un küme düşmesinin ardından genel kurul kararı alan Antalyaspor Vakfı, yapılmayan bir seçimle Can Atlı ve Gültekin Gencer'in katıldığı kurul sonucu Gültekin Gencer'i tekrar başkan atadı. 


Can Atlı önceki sene katıldığı seçimden sonra, Antalyaspor'da durumlar iyiyken değil, kötüyken de buradayız mesajı vererek tekrar adaylığını koydu. Kongrede yoktum haliyle, ancak giden arkadaşlarımdan dinlediğim üzere Can Abi'nin yaptığı konuşma sık sık alkışlarla kesilmiş. Daha sonra açıklama metnini de okudum ve ben olsam ben de alkışlardım o söylenenleri. Çünkü bir sene boyunca yapılan tüm işleri iyisiyle kötüsüyle değinmiş. Sadece kötü yönleri de söyleyebilirdi, ama yapılan bir kaç güzel hareketi es geçmemesi de takdire şayandır. 

Dönelim Gencer'e. Gültekin Gencer çok başarısız bir başkanlık dönemi geçirmiştir. Geçen sene başkan seçildikten sonra söylenenleri hatırlayalım, "hazine devraldık" demişti. Ancak günümüze döndüğümüzde görüyoruz ki, hazıra dağ dayanmaz sözü sadece lafta kalmıyormuş. Antalyaspor ne yazık ki 5 sene sonra küme düşmüştür. 

Eğer daha önceden seçimle ilgili bir şeyler yazabilseydim Gencer'in normal şartlarda devam etmek zorunda olduğunu yazacaktım. Ancak bu şekilde kimsenin başkan adayı olmamasından dolayı değil, düşürdüğü takımı tekrar kendi çıkarmak zorunda olduğu gibi. Sedat Peker'in zamanında yaptığı gibi. Gerçi Sedat Peker ile Gültekin Gencer'i de kıyaslamak, Sedat Başkan'a bir saygısızlık olacaktır bunu da es geçmemek lazım. 

Velhasıl kelam Gültekin Gencer tekrar başkanlığa atandı. Konuşulan bir sürü dedikodu var. Onlara burada değinmek kimseye bir şey kazandırmaz. Geçen seneden Gencer'in çıkarması gereken bir sürü tecrübe var ancak bizim de en az onun kadar var. 

Taraftar olarak Gencer'in bize karşı attığı her adıma, verdiği her her söze tedbirli yaklaşmalıyız. Yaptığı her hataya anında tepki göstermeliyiz. 3 kişi 5 kişi demeden. Herkes bireysel olarak bile tepkisini vermeli. Çünkü ne yazık ki, atanan başkan gibi yönetim kurulundakilerin de Antalyaspor pek umurlarında olmayacaktır. Yanlışlara ses çıkartan, olması gerektiği gibi kontrol mekanizması Antalyaspor Taraftarı olmalıdır. 

Stresli, gerilimli bir sezon bizi bekliyor. Başkana güveni olan Antalyasporlu yok gibi birşey. Sonumuz hayrolsun. 

Not: Can Atlı'nın konuşma metnine ulaşmak için lütfen tıklayınız. 



04 Ocak 2014

Antalyaspor'un Adını Kirletmeyin

Antalyaspor başkanı Gültekin Gencer hakkında aslında kasım ayında falan yazmayı planlamıştık birşeyler. Düşüncemiz şuydu, Başkan gerçekten hazırlanmadan girmişti seçime, Akıncıoğlu'nun nasıl bir kasa bıraktığını bilmiyorduk, hocası olmayan bir kulüptük ve Antalyaspor taraftarı artık patlama noktasına gelmişti.

Antalyaspor taraftarının bir kısmı bunun farkındaydı aslında... Ondan dolayı ilk seneyi çoğunluğumuz kümede kalmanın başarı olarak sayılacağını dile getirdik hep. Hatta bunu özellikle sosyal medya üzerinden sürekli dillendirdik başkana ki, çok fazla risk almasına gerek yok kümede kalmaya yönelik bir tutum sergileyelim ilk senesinden diye.


Sezon başında Baroslar, Insalar, Wedersonlar, Serkan Balcılar alındığı zaman kimileri fazla mı açılıyoruz acaba diye düşünmeye başlamıştı. Çünkü normaldi, 5 sene boyunca 1 kuruş para harcamadığımız bir transfer politikası görüyordu taraftar şimdi böyle bir olay fazla geliyordu. 

Neyse uzatmaya gerek yok, olan oldu bu saydığım isimlerden bana göre çoğunluğu da yararlı oldu takıma da zarar etmemiş olduk Baros dışında. Şimdi önümüzde bir transfer dönemi daha var ancak ne yazık ki pek de hoş başlamadık bu döneme.

Bu döneme pek hoş başlamadık derken, alınan giden futbolculardan, bunlara ödenen paralardan, ya da ayrılan futbolcunun zararından veyahut yerinin dolduramayışından değil sıkıntı. Antalyaspor ne yazık ki Gültekin Gencer'in açıklamalarından dolayı imaj kaybetti. Adı sürekli basında yer alan ancak ne yazık ki anlaştık denilen futbolcuların, iki üç gün sonra başka takımlarla anlaştığına dair gelen haberler, yine anlaştık denilen futbolcuların başka takımlara gitme hevesinin olması ve bu tür şeyler.

Gültekin Gencer'in bu yönü elbette eleştirilmelidir ki ben Gencer'in basında adının çok geçmesini istediğinden böyle olayların yaşandığını düşünenlerdenim. Ancak başkan Gencer ne yazık ki bunları yaparken Antalyaspor adının kirlenmesi ile sonuçlanacak olaylara da devam ediyor.

En son blog postta Antalyaspor adının siyasete bulaşmasının ne kadar iğrenç bir şey olduğundan bahsetmiştik. Bu fikrimizde Antalyaspor kulübü varoldukça değişmeyecektir. Gerekli tepkilerimizi de gösterdik zaten. Bu siyaset lekesi daha eskimeden bir de transfer görüşmelerine Olgun Peker, yani 3 Temmuz şike sürecinde adı en çok geçenlerin başında yer alan insanla gidiliyor olması hepimizi sarstı. Evet biz hep diyoruz, Antalyaspor'un kirli işlerler, kirli isimlerle adının anılması bile bizi kahreder. 

Antalyaspor taraftarı Gültekin Gencer'den çok fazla birşey beklemiyor. Antalyaspor taraftarı, takımının isminin yine sadece Antalyaspor olmasını, armasının reklam tabelası olarak kullanılmamasının, Antalyaspor takımının sahalarda onuruyla futbol oynamasını istiyor.

Bizim gözümüz kupalarda, şampiyonluklarda değil iki gözüm.



26 Aralık 2013

Siyasete Bulaşmamış Tertemiz Antalyaspor Amacımız

Türkiye gündemi Reyhanlı patlamasından beri bizi de blog olarak içine çeken olaylara sahne oluyor. Zaman zaman bu konulara hassasiyetimizi göstermeye çalışıyoruz. Ancak bugünlerde ki olaylar ülkenin geçmişi, bugünü ve geleceği için çok çok önemli olmasına rağmen Antalyaspor adına doğru düzgün birşeyler yazmaya vakit bulamadığımızdan, ülke gündemi adına 07harfli Blog'da yorum yapmak yakışı kalmaz.

Ülke gündemi telefondan takip etmeye çalışırken Gültekin Gencer'in twitini görene kadar da yine bu konulara giresim yoktu özellikle blogda. Ancak ne yazik ki Gültekin Gencer içinde kötü bir düşünce olmamasına rağmen -ya da buna inanmak istiyorum- attığı tweet ortalığı karıştırmaya yetti. 

Gültekin Gencer, yazdığı tweette AB Bakanı olarak bu akşamdan itibaren görev yapacak olan Mevlüt Çavuşoğlu'nu kendi kimliği ile değil Antalyaspor başkanı kimliği ile hem de Antalyaspor'un bakanı olarak kutladı.

Tabii ki bu Antalyasporluları inanılmaz derecede rahatsız etti. Çünkü biz heryerde Antalyaspor'un sportif başarılarından çok tertemiz oluşu ile övünüyoruz. Gerçi Gencer'in bu tweeti Antalyaspor'u tabii ki kirletmeyecek ancak pusuda bekleyen çakallar için müthiş bir fırsat olacaktır. 

Şimdi bir iki seneryo üretelim. Antalyaspor, pazar günü Trabzonspor ile karşılaşacak. Antalyaspor lehine çalınan bir penaltı, Trabzonspor aleyhine verilen bir kırmızı kart ve Antalyaspor'a gelen 3 puan... Ve bunun üzerine Antalyasporlu bakanın ilk icraatı manşetleri ile ayağa kalkan bir Trabzonspor basını...

Başka bir senaryo... Antalyaspor bugün Ziraat Türkiye Kupası'nda güzel bir kura çekti. Belki de finale kadar gidebilecek bir yola girdi. Velev ki Antalyaspor kazandı kupayı. Neler olabilir az buçuk kestirebiliyor musunuz?

Bugünlerde yeşil sahada muhalefet yasak, Akp lehine siyaset serbest biliyorsunuz. Kasımpaşa taraftarının yaptıkları, Bursasporlulara gelen mail... -Ki bu arada Bursaspor taraftarını da bu mail karşısında göstermiş oldukları duruştan dolayı tebrik etmek gerekir- ve arttırabileceğimiz örnekler.

Özellikle muhalif taraflar, başkanın bu tweetini kullanmaz mı gelebilecek olan en küçük başarıda? Herşeyi geçtim, Antalyaspor bugünlerde sportif anlamda çok kötü. Başkanın işi, Recep Tayyip Erdoğan'a Antalyaspor forması vermek, Çavuşoğlu'nu Antalyaspor bakanı olarak kutlamak mıdır? Daha önceki sene yerden yere vurmadık mı Mehmet Özdilek'i forma verdi diye, tebrik etmedik mi gittiğinde neredeyse bayram ilan edeceğimiz Hasan Akıncıoğlu'nu şike olaylarından uzak tuttu diye...

Bu gece başkan çok kötü bir tweet attı ancak beni mutlu eden Twitter'daki Antalyasporlular oldu. Akplisi, Chplisi, Mhplisi ve diğer görüşten olan herkesin sanki önceden sözleşmiş gibi aynı anda başkana yüklenmesi mükemmeldi. Herkesin tek düşüncesi Antalyaspor adının temiz kalması, en küçük şüphe uyandıracak olaydan bile sakınması için ellerinden geleni yapması idi. Bugünlerde popüler bir sloganı kullanmak gerekirse Antalyaspor taraftarı bu gece Twitter'da destan yazdı.

Yaşa varol tertemiz Antalyaspor!



*Görselleri daha büyük görebilmek için üstünü tıklayınız.
**Twitter görselleri www.sadeceantalyaspor.com 'dan alınmıştır.



 

16 Aralık 2013

Neler Oluyor Antalyaspor'da? ( Aralık )

Hiç yazmıyoruz artık biliyoruz... İstatistiklere bakabildiğimiz günlerde hala takip edenleri gördükçe de daha da artıyor üzüntümüz. Bu sene böyle gidecek artık belli oldu bari fırsat buldukça böyle boşluğu kapatmaya çalışalım.

Dediğim gibi bugünlerde o kadar yoğunuz ki, Kasımpaşa maçının özetini bile izleyemedim daha gerçi pek de bir anlamı kalmadı. Hele cumartesi günü izleyebildiğim Elazığ maçından sonra hiç mi hiç kalmadı. Kasımpaşa maçında velev ki muhteşem bir oyun sergiledik, neden Elazığ maçında futbol takımımız sahada yoktu? Antalyasporlu futbolcular maç seçiyorlar ve bu bizim canımızı çok sıkıyor. 

Elazığspor maçında izlediğim Antalyaspor özellikle ilk yarıda çok iyi gözüküyordu. Ancak bu iyi gözükme Antalyaspor'un futbolundan mı yoksa Elazığspor'un futbol adına hiçbir şey göstermemesinden ötürü mü? Musa'nın dengesiz hareketlerinden hep bahsediyoruz, hatta Konya deplasmanını değerlendirirken, yine Musa'nın hareketi ile başlamıştım yoruma yine aynı hatadan dolayı gelen bir penaltı, üstüne üstlük bir kırmızı kart darmadağan etmeye yetti bir sistemi olmayan Antalyaspor'u. Üstüne sağ kanattan yediğimiz üç gol daha...

Uğur'a, Deniz Barış'a ve diğerlerine alışığız da, Tita'ya neler oluyor. En güvendiğimiz adamı 6 sene sonunda fazla mı şımarttık acaba? Yoksa bütün haftayı Ankara'da geçiren Samet Aybaba'nın suçu mu bunların hepsi? Türkiye kupasında ite kaka, iki lig altımızdaki takımlara karşı malup duruma düşüp, uzatmalarda tur atlayan takımı başarılı mı görüyor ki Aybaba Ankara'da geçiriyor tüm haftasını?

Antalyaspor'da işler hiç iyi gitmiyor. İki geri bir ileri gidiyoruz resmen. Tamam bu senenin zor bir sezon olacağını hepimiz biliyorduk, az kişi de değildik bu sene ligde kalmanın başarılı sayılacağın düşünen ancak takımın bu isteksiz, ruhsuz hali çıldırtıyor bizleri.

Grup1966 deplasman anlamında güzel işler yapıyorlar bu sene. Deplasmanda eksikleri yok. Her deplasmanda en kötü pankartlarını astılar. Sanırım bu sene 17/17 hedefliyorlar. Kaza bela olmadan gidip gelirler inşallah her deplasmana. Ah bir de futbolcular yapılan bunca yola layık olsalar başka birşey istemeyiz herhalde Antalyaspor taraftarları olarak.

Hangi konuya giriş yapmaya çalışsam aklıma hep Antalyasporlu futbolculardaki ruhsuzluk aklıma geliyor. Başkanın twitter kullanmasına sevindik, artık herşeyden kesin haberimiz olur diye ancak ne yazık ki başkan da genelde şov amaçlı kullanır oldu twitterı. Geçtiğimiz aylarda kolu kırılan Koray Arslan'ın akıbeti nedir abiler, neden bu konu ile ilgili bir açıklama yapılmıyor hala? Mehmet Sedef zaten artık yok gibi birşey tekrar tekrar geçmiş olsun diyoruz ancak nedense Mehmet Sedef yerine oynayabilecek bir futbolcu arandığına dair bir inancım yok ne yazık ki benim.

Antalyaspor yönetimsel anlamda da sıkıntılar yaşanıyor. En basit örnek yapılan uçak organizasyonları. Gültekin Gencer yönetiminin en başarılı olduğu taraftarla ilişki konusunda bu uçak organizasyonlarında tam bir fiyasko yaşandı. Konaklama olmadığı halde talep edilen çok yüksek meblağlardan dolayı tabii ki taraftarlar bu organizasyonlara katılamıyor. Haliyle Antalyaspor hem taraftar olarak deplasmanda yalnız kalıyor, hem de maddi gelir elde edemiyor. Yönetimin davetlisi olarak giden 3-5 kişi ile kalkıyor uçaklar. Sonra da Antalyasporlular destek çıkmadı oluyor...

Gerçi şimdi düşünüyorum, 500 lira verip gittiğimizi Elazığ'a. 10 haftadır kazanamayan Elazığspor'dan 4 yemiş bir futbol takımıyla aynı uçakta dönecek olsak Antalya'ya, o uçakta neler yaşanırdı kestirmek çok da zor değil. 

Cumartesi günü maçtan sonra bütün gece başım ağrıdı, belki sinirden, belki stresten bilemiyorum ancak bu kadar ruhsuz futbolcuları düşündükçe yine başıma ağrılar girmeye başladı. Biraz da Antalyaspor'un güzel yönlerinden bahsetmekte fayda var.

Çoğu kişinin düşündüğünün aksine hatta store yetkililerinin gözümüze sokmaya çalışmasına rağmen belki de kötü bir tabirle bir avuç Antalyasporlu, Antalyaspor'un bir spor kulübü olduğunu hala hatırlıyor. 

Antalyaspor sutopu takımı ve Antalyaspor hentbol takımı bizi gurulandırmaya devam ediyor. Sezona kötü başlayan Antalyaspor hentbol takımı toparlanmaya başladı. Salonda yalnızlıktan dolayı kendi evimizde bile zaman zaman psikolojik olarak hem hakemler hem de rakip takım tarafından türlü çirkinliklere maruz kalan hentbol takımı cumartesi günü benim de izlediğim maçta ligin zirve ortağı ve şampiyonluğun en büyük adaylarından olan Ankaraspor karşısında muhteşem bir galibiyet aldı. Hakemin rezalet yönetimine rağmen son 4 dakikayı bir kişi eksik oynamasına, ikinci devresinde bir oyuncumuzun sahada bayılıp çıkmasına rağmen Ankaraspor'u 29-28 mağlup eden kızıl akrepler salonda bulunan 10-15 kişinin, salonda bulunamayan yüzlerce Antalyasporlunun göğsünü kabartmayı başardı. Yüzlerce diyorum çünkü hala tribünd ne yazık ki onlardan haberdar olmayan çok fazla insan var. 

Antalyasporlu hentbolcular Hakan İrban'ın tutkusunu almış, sahada savaşıyorlar. Armanın hakkını veriyorlar. Ondan dolayı desteğin en büyüğünü hakediyorlar. Ancak ne yazık ki biz bu hakkı onlara vermiyoruz. Oturup düşünmek lazım biz  sadece Antalyaspor futbol takımının mı sevdalısıyız, yoksa bu kentin her dalga markası olan Antalyaspor'un mu? 

Antalyaspor şuanda 13 puanla 8. sırada. Adı Antalya SK olan bu takıma destek olmak için neyi bekliyoruz? İnanın bizim desteğimzi artarsa, onlar bunu görürse takım daha da hırslanacak. İki üç Antalyaspor atkılıyı gördüklerinde ki mutluluğu görmeniz lazım. Bu heyecana ortak olmamız lazım bizim de Antalyasporlular olarak.

Branşında en üst ligde Antalyaspor'u gururla temsilen eden bir diğer ekibimiz ise Antalyaspor sutopu takımı. Belki oyuncuları ve Alp Özel kızabilir ancak ben Antalyaspor sutopu takımını bir proje olarak düşünüyorum. Yazın sonunda Alp Abi (Ben Alp Abi diyorum çünkü birlik içinde bir camia olmak istiyorsak abi-kardeş ilişkimizin güçlü olması gerektiğine inanıyorum) ile uzun bir sohbet gerçekleştirmiştik Özgün ile beraber. Orada Alp Abi'nin aklında olan projeler o kadar yerindeydi ki. Aslında bunlar için ayrı bir post bile gönderilebilir ancak en başta bahsettiğim nedenler engel buna. Ondan şimdilik kısaca değinmek istiyorum.

Alp Abi Antalya'da Antalyasporlu bir nesil yaratmak için Antalyaspor spor okullarının önemini anlatıyor. Kendimi düşünüyorum da buna katılmamak mümkün değil. Daha 7-8 yaşındayken Antalyaspor futbol okulunda her pazar günü en büyük Antalyaspor diye antremanı sonlandırıp, Antalyaspor'un maçlarına gidiyorduk formalarımızla. Belki de o günlerin mirası bendeki Antalyaspor sevgisi. Alp Abi diyor ki, çocuğa Antalyaspor forması giydirmeden bu sevgiyi aşılamamız çok zor. Futbol ve basketbolun yanında Antalya'da en çok yapılan sporun da yüzme olduğunu düşündüğümüz zaman, Alp Abi'nin bize verdiği yüzme kursuna giden çocuklarının sayısını da gördüğümüzde bu çocuklara Antalyaspor sevgisini aşılamanın yolu Antalyaspor yüzme okullarının açılması ve bu çocuklarının Antalyaspor mayolarıyla yüzmesi, Antalyaspor'u tanıması ve sevmesi demek... Ayrıca Antalya SK'ya da kazançlı bir gelir kapısı. Kim istemez ki bit gibi türeyen yüzme kursları yerine profesyonel bir eğitim veren Antalyaspor bünyesi altında çocuklarının spor yapmasını...

Antalyaspor sutopu takımı hala Alp Abi'nin ve ona yardımcı olan Antalyaspor sevdalılarının maddi destekleri ile ayakta durmaya çalışıyor. Hatta geçen sene en golcü oyuncumuzu satmak zorunda kaldılar. Galatasaray'dan iki genç kiraladık bunun karşılığında takip edebildiğim kadar. Geçen sene ligin en yaşlı takımıyken, şuan en genç takımı durumundayız sanırım. Bu sene de hedef ligde kalmak ancak onların sportif başarısı inanın benim için hiç önemli değil. Yaptıkları iş çok kupanın, şampiyonluğun önünde. Belki de Antalya Spor Kulübü için bugüne kadar yapılmamışı yapıyorlar, geleceğimizi garanti altına almaya çalışıyorlar. Kocaman bir alkış havuzun kızıl akreplerine...

Antalyaspor basınında ise değişen pek birşey yok işin aslı. Önceki senelerde Antalyaspor menfaati uğruna haber yapmayanlar hala suları bulandırmaya devam ediyor, hala bildiğimiz sadece Antalyasporlu gazeteciler gördüklerini yazmaya devam ediyorlar. 

Ancak bu sene başında ne yazık ki blogda değinme şansı bulamadığımız bir işe girişildi. Tunahan ve Ünal haber sitelerini açtı. Artık motto haline getirdiğimiz "Sadece Antalyaspor" söylemini alan adı olarak seçtiler. Ve bu doğrultuda haberleri yayınlamaya başladılar. Güçlü yazar kadrosu ise benim uzak kaldığım Antalyaspor'a tutunduğum dal oldular özellikle her salı günü gelen yeni köşe yazılarıyla. Onlara da biraz sönük hoşgeldin demiş olduk ancak onlar zaten hertürlü desteği esirgemediğimizi biliyorlar. Blogu takip edenler zaten haberdardır ancak olmayan varsa bile takip etmenizi öneririm. www.sadeceantalyaspor.com

Özellikle şu günlerde Kenan Abi (Kemaneler) 'in yaptıklarına hayran olmaya devam ediyorum. Yoğun iş temposuna, birbirine kenetlenmiş ve gördüğüm/bildiğim kadarıyla beraber vakit geçirmekten büyük keyif aldığı ailesine rağmen hala blogu (Antalyasporlu Blog) aktif tutmaya çalışıyor ve 7/24 Antalyaspor'un menfaatleri uğruna tweet atmaktan geri kalmıyor. Zaten Özgünle de hep konuşuyorduk "işi çok zor Kenan Abi'nin" diye ancak biz de hafiften iş-okul-seyahat yoğunluğunu görünce direk anlamış olduk. Takip ediniz ettriniz. antalyasporlu.blogspot.com 

Çok uzun bir yazı olduğunun farkındayım, saat sabahın 7'si uykusuzluk, yorgunluk, birikenler daha da bahsetmediğim şeylerin olduğuna eminim ancak bizim kişisel hayatımızla ilgili mutlu bir haber de vermek istiyorum. Uzun öğrencilik hayatından sonra Antalya'da çalışma umudu pek de olmayan Özgün, ocak ayında Antalya'da işe başlıyor. Şuan İstanbul'da eğitim için. Özgün'ün Antalya'ya temelli dönüşü ile blog olarak bir ayağımızı Antalya'ya atmış olduk umarım ben de en yakın zaman da dönerim Antalya'ya da, alıştığımız şekilde şehir içi Antalyaspor aktivitelerine döneriz. İnanın çok özledik Antalya'da yaşamayı...

Bu kadar uzun yazıyı okumaya katlandıysanız teşekkür ederim. Esen kalın 7/24 Antalyaspor'u yaşayanlar. Bu arada aylar sonra Antalya'daydım, çok güzel bir şehirde yaşıyoruz lütfen değerini bilelim...



 

16 Temmuz 2013

2013-2014 Sezonu Kombine ve Maç Başı Bilet Fiyatları

Yönetim 2013-2014 sezonu için kombine ve maç başı bilet fiyatlarını bugün açıkladı. Bu açıklamaya göre kombine satışına 22 Temmuz günü başlanacak. Kombine fiyatlarının belirlenmesinde ise taraftarın talepleri dikkate alınmışa benziyor. Bilindiği üzere Antalyaspor tribünlerinde taraftar potansiyeli açısından kritik olan tribünler kale arkası ve maraton tribünüdür. Bu iki tribün için de belirlenen fiyatlar makul görünüyor.


Kale arkası için aslında geçen sene belirlenen fiyat da normal sayılabilir bir seviyedeydi ama bu sene bu fiyatın biraz daha altına inilmesi bu tribünde yerini almayı düşünen genç kardeşlerimiz için olumlu bir adım olmuş. Taraftara dönük atılan asıl adım ise maraton tribünü için olmuş. Geçen sene Akıncıoğlu yönetiminin bu tribün için belirlediği yüksek fiyat Antalyaspor taraftarını isyan ettirmiş, yönetim ve taraftarın arasındaki gerilimi bir hayli artmasına sebep olmuştu. Bu sene Gencer yönetimi ise geçen seneki fiyatın neredeyse yarısına denk gelen bir fiyat belirleyerek taraftara dönük en önemli adımlardan birini atmış oldu.

Geçen seneki tartışmalar sırasında yazdığımız Antalyaspor Yönetimine Kombine Soruları başlıklı yazımızda 425 TL'nin üzerindeki her bedelin yanlış olacağını söylemiştik. Dolayısıyla 07harflli Blog olarak kendi adımıza konuşursak açıklanan kombine fiyatları bizi memnun etti. Açıklanan kombine fiyatlarının sadece bizi değil Antalyaspor taraftarının büyük çoğunluğunu memnun ettiğini söyleyebiliriz. Kısacası kombine konusunda yönetim yapması gerekeni yaptı, artık iş taraftara düşüyor.


Bugün açıklanan fiyatlarda eleştirilecek bir şey varsa o da maç başı bilet fiyatlarıdır. Kombine fiyatlarının makul seviyelere çekildiği bir ortamda maç başı fiyatlarda herhangi bir değişiklik yapılmamış. Oysa kombine fiyatları doğrultusunda maç başı fiyatlarında da belli bir düzenlenme yapılması gerekirdi. Kaldı ki Akıncıoğlu yönetimi bile sezon içerisinde bu fiyatlara ayar çekmek zorunda kalmıştı.

Son olarak bir de uyarıda bulunalım. Kapalı tribün kombineleri genellikle üst gelir tabakasına yönelik fiyatlandırılıp bu sayede Antalyaspor'a gelir sağlamak için değerlendirildiği için kapalı tribün kombine fiyatları hakkında çok fazla yorum yapmıyoruz. Ancak bu tribün sırf gelir sağlasın diye Antalyaspor ile alakası olmayan insanlara satılmamalı, camiamıza yakışmayacak görüntülerin ortaya çıkması engellenmelidir. Bunun için alınabiliyorsa satış sırasında -örneğin sözleşmeye eklenen bir madde ile- önlem alınmalı veya İstanbul takımları ile yapacağımız maçlar esnasında müdahale ederek gerekli yaptırım uygulanmalı. Çünkü hiçbir gelir, Antalyaspor'un menfaatlerinden üstün değildir. Yönetimin bu konuda da üzerine düşeni yapacağına inanıyoruz.




 

18 Haziran 2013

14 Haziran'daki Genel Kuruldan Satır Başları

Cuma günü yapılan genel kurulla birlikte Hasan Akıncıoğlu'dan görevi devralarak Antalyaspor'un yeni başkanı olarak görev yapacak isim belli oldu: Gültekin Gencer... Öncelikle kendisine bu görevinde başarılar diliyor, yeni dönemin tüm Antalyaspor camiası için hayırlı olmasını umuyoruz.


Bu yazıda ise sizlere cuma günkü bu genel kurulun belli satır başlarını aktarmayı istiyoruz. Bu yazıdaki bazı satırlar blog olarak bizim düşüncelerimizin tam zıttı bile olsa bu satırları gönül rahatlığıyla sizlerle paylaşıyoruz. Çünkü herkes bizim gibi düşünmek zorunda değil ve herkesin düşüncesine saygımız sonsuz... Bu bilinçle malum sitenin yaptığı gibi bizden farklı düşünenlerin söylediklerini görmezden gelmek gibi bir acizliği asla yapmayız. Umarım mesajımız yerine gider diyerek yavaştan başlayalım genel kurulu anlatmaya...

Genel kurulun yapılacağı salon tamamen dolmuş, oturan kişi sayısından daha fazlası da ayakta beklemekteydi. Saygı duruşu ile başlayan genel kurul faaliyet raporu ve denetim kurulu raporunun açıklanması ile devam etti. Sonrasında ise söz almak isteyen isimler sırayla konuşmalarını gerçekleştirdi.

İlk sözü eski başkanlardan Özcan Kırmızıoğlu aldı. Antalyaspor'un kurulduğu ilk gününden bugününe kadar tüm tarihinin canlı bir şahidi olduğunu belirterek son 5 yılda Antalyaspor'un önemli bir yol katettiğini ifade etti ve bunun için Akıncıoğlu'na teşekkür etti. Ayrıca Antalyaspor adının önüne başka bir ismin gelmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi ama bu rahatsızlığın ne Akıncıoğlu yönetimine ne de Medical Park'a bir sitem olarak algılanmaması gerektiğini, buradaki esas sorunun Antalyaspor'u böyle bir isim sponsorluğuna gerek duyacak şekilde yalnız bırakan Antalya'daki kurum ve kuruluşlar olduğunu belirtti.

Kırmızıoğlu'nun ardından yine eski başkanlardan Dündar Uluğkay söz aldı. Antalyaspor'un başarısının sadece ekonomik başarı ile ölçülemeyeceğini söyledi ve "Antalyaspor eşittir taraftar demektir. Antalyaspor olmazsa taraftar olmaz, taraftar olmazsa Antalyaspor olmaz." diyerek taraftar faktörünün önemini vurguladı ve geçmiş ile bugünü kıyaslayarak bu yönde adımlar atılması gerektiğini ifade etti.

Uluğkay'ın ardından adı bu genel kurulda başkanlık için geçen isimlerden Hüseyin Şanlı kürsüye geldi ve neden adaylıktan vazgeçtiğini belirtti. Antalyaspor'un %59 hissesinin dernekte, %37 hissesinin ise Antalyaspor Vakfı'na ait olduğunu ve bu oranlar nedeniyle seçimin sonucunu tek bir kişinin bile belirleyebileceği bir ortamda adaylığının çok fazla bir anlam taşımayacağını belirtti. Bu sorunun çözümü için de dernek üye sayısının artırılması gerektiğini söyledi.

Şanlı'nın ardından kürsüye gelen Süleyman Turhan ise Akıncıoğlu'na yoğun bir şekilde sitem etti. Siteminin temelinde ise Hasan Akıncıoğlu'nun istifa ederek bugüne kadarki istikrar söylemine son dakika golü attığı görüşü yatıyordu. Turhan sözlerine şu şekilde devam etti: "Biz sizi çok sevmiştik ama bir Şifo bizi yedi bitirdi." Turhan konuşmasında ayrıca başta Muratpaşa ve Kepez belediye başkanları olmak üzere belediyelere de sitem etti.

Turhan'ın ardından Vedat Gürhan kürsüye geldi. Sözlerine geçmiş dönemlere ait borçların takibi ve ödenmesi konusundaki başarısından dolayı Akıncıoğlu yönetimini kutlayarak başlayan Gürhan daha sonrasında 5 yıllık görev süresi boyunca altyapıdan tek bir genç isim çıkarmaması başta olmak üzere Mehmet Özdilek'in Antalyaspor performansını "Özdilek Antalyaspor'a hiçbir şey vermemiştir." sözleriyle eleştirerek devam etti ve Mehmet Özdilek'in ne kadar maaş aldığını sordu. Bu eleştirilerinin devamında ise hiçbir teknik adama yönetimin üzerinde yetki verilmemesi gerektiğini ifade etti.

Akıncıoğlu ise sözlerine genel kurulda atanmış veya seçilmiş hiçbir ismin katılmamış olmasına tepki göstererek başladı. Ardından bu istifa ve zamanlaması konusunda sert bir şekilde eleştirildiğini belirtti. Bu eleştirelere cevaben istifa konusunda kimseye kırgın olmadığını ve çok yorulduğunu hissettiği için bu kararı aldığını; zamanlama konusunda da sezonun bitişinin istifa için en doğru zaman olduğunu düşündüğünü belirtti. Bu eleştirilerin yanı sıra "Derneğin hisse oranı nedeniyle yeni başkanı Akıncıoğlu tek başına seçebilecek." eleştirlerine "Bu kararı tek başına vermeyeceğim. Adayların konuşmalarının ardından bir ara verip diğer üye arkadaşlarımızla oylayacağız. Ben sadece orada belirlenen oyu kullanmış olacağım." diyerek yanıt verdi. Konuşmasının genelinde 5 yıllık başkanlık döneminde yaptıklarını anlatan Akıncıoğlu sözlerini seçilecek yeni başkana her zaman destek vermeye devam edeceğini belirterek bitirdi.

Tüm bu konuşmaların ardından sıra başkan adaylarının konuşmalarına geldi. Bu konuşmaları tek tek buraya yazıp yazıyı daha da uzatmayalım. Çünkü bu konuşmaları izlemeniz hem bizim için hem de sizin için daha kolay olacağını düşündüğümüz için 3 başkan adayının konuşmasını da kaydedip Youtube'a ekledik.


Adaylar seçim konuşmalarını tamamladıktan sonra Akıncıoğlu'nun belirttiği 10 dakikalık ara verildi. Bu aranın ardından Akıncıoğlu bir kez daha kürsüye gelerek dernek oylaması hakkında birkaç detayı salonda bulunanlarla paylaştıktan sonra oy verme işlemi başladı. 582 bin 860 hissenin kabul edildiği oylamada Gültekin Gencer 578 bin 206 hisse oy alarak Antalyaspor başkanlığına seçilirken diğer adaylardan Necati Yılmaz 1652, Can Atlı ise 232 hisse oy aldı. Oylama sonrası Gültekin Gencer yeniden kürsüye gelerek bir teşekkür konuşması yaptı.


Oylama sonrasında ise bir ara 07 Gençlik üyelerinin Akıncıoğlu'na tepkisi oldu. Grup liderlerinden (Şeh Marif Şeker( Şeko), Akıncıoğlu'nun önünü keserek aldığı cezadan bahsetti ve hakkını helal etmediğini ifade etti. Kısa süreli bu gerginliğin ardından seçim sonrasında Akıncıoğlu tekrar kürsüye gelerek Gencer'i kutladı ve kısa bir veda konuşmasıyla birlikte herkesin hakkını helal etmesini rica etti ve kendisinin de herkese hakkını helal ettiğini açıkladı. Diğer adayların ve Onur Kurulu adına konuşan Uluğkay'ın konuşmaları ile bu genel kurul son bulmuş oldu.




 

13 Haziran 2013

Tribünden Aday Can Atlı

Reklam amacıyla, ortalık karıştırmak amacıyla çok kişi liste sundu. Bu liste liderlerini Genel Kurul Öncesi Adaylar başlıklı yazımızda kısaca tanıtmaya çalıştık. Ancak o yazının da sonunda belirttiğimiz gibi Can Atlı hepsinden başka bir adaydı.

Can Atlı'nın açıklamasını yazının sonunda bulacaksınız zaten ama ben Can Atlı'nın adaylığının önemini hala anlamayanlar veya anlamasına rağmen dalga geçercesine yok sayanlar için  tekrar açıklamak istiyorum.

Can Atlı, yani benim için Can Abi bilindiği üzere tribünün içinden bir insan. Zaten burda da o liste sahibinin Can Atlı olması hiç önemli değil. Bu başkan ismi değişebilir, tıpkı o listede ismi olanlar gibi. Bu oluşturulan liste, antidemokratik bir şekilde aslında göstermelik olarak yapılan bu seçime karşı oluşturulmuş bir listedir. Bu liste, Antalyaspor taraftarını 5 senedir yok sayan Akıncıoğlu yönetiminin gider ayak açıkladığı kongreye katılabileceklerde aranan şartlara karşı oluşturulmuş bir listedir. Sene başında yapılan kurultayda olanlar çok korkutmuş demek ki yönetimi.

Can Atlı'nın listesine dikkatle bakmak lazım. Özellikle isimlere değil, vasıflarına. Hani şimdi başkan adaylarından çok meşgul olduğu işler, yönettiği şirketler konuşuluyor ya... Can Atlı'nın listesinde öğrencisi de var, esnafı da, mühendisi de... Hatta arkeolog bile var listede. Ancak hiçbirinin mesleği yazmıyor, çünkü reklama gerek yok. Oluşturulan listede herkesin en önemli özelliği Sadece Antalyasporlu olmasıdır. Zaten bizi ilgilendiren, bizim istediğimiz budur. Sadece Antlayasporlular'dan oluşan bir yönetim kurulu... Açıklamanın giriş cümlesi olarak da seçilen "Değerli Sadece Antalyasporluların Dikkatine" hitabı bile yeterlidir anlatmak istediğimiz şeyi anlatmaya.

Sonuçta bu listede bulunanlar o kurultaya girecekler. Söz alınması durumunda ise konuşulacak konu sadece Antalyaspor'un çıkarları için yapılması gerekenler olacaktır. Yani seçilmek için içi boş vaatler söylenmeyecektir. 

Bu listeyi oluşturarak ezber bozan Can Abi'ye buradan da 07harfli Blog olarak teşekkürlerimizi sunuyoruz. Kim bilir belki bugün değil ama gelecek senelerde bu hareket bir örnek oluşturacak ve gerçekten bir gün Antalyaspor yönetimi sadece Antalyasporlular'dan oluşacak. İşte o gün ligde kalmanın, kupalar kaldırmanın hiçbir önemi kalmayacak, şu anda bizim gönlümüzde önemi olmadığı gibi...

Yaşasın Antalyaspor'u kırmızı-beyaz renkler, Yivli Minare ve Antalya için sevenler...


Not: Görsele tıklayarak Can Atlı'nın açıklamasını büyük halde görüntüleyebilirsiniz.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...