21 Ekim 2014

Antalyasporlu Bisikletçiler



İki haftadır salı akşamları Antalyaspor formalarıyla bir bisiklet grubu Antalya'yı bir baştan, bir başa katediyor. Hem spor yapıyorlar, hem şehir halkındaki Antalyaspor algısını güzelleştiriyorlar, hem de temiz ulaşıma belki bir nebze olsun ön ayak oluyorlar. 

Böyle güzel Antalyasporluların artması dileğiyle.


*Salı akşamları saat 20.30'da varyantta şanlı Antalyaspor bayrağı altında buluşup, Lara'ya doğru gidiyorlar. Aralarında olmanın tek şartı ise Antalyaspor forması giyiyor olman.




 

31 Ağustos 2014

Merhaba E-Sezon

Sonunda yeni bir sezonun ilk düdüğünü duyacağımız güne geldik. PTT 1. Lig'e bu akşam İzmir'de Karşıyaka karşısında başlıyoruz. Her tribüncünün gönlünden geçer İzmir ve Antalya deplasmanları. E bize sadece İzmir kalıyordu, ondan heyecan vardı içimizde taa ki passolig boykot kararımıza kadar. 

Evet bu sene hiçbir maçta yokuz. TRT ekranlarından takip edeceğiz sevdamızı. Ben gerçi Isparta'dayken alışmıştım maç izlemeye ancak Antalya'ya geldiğim sene bu illetin çıkması benim için çok kötü oldu. Ne de güzel hayallerim vardı, Antalya'dan deplasmana gidip, tekrar Antalya'ya geri dönmek üzerine.

Bu sezona ben Antalya'da başlıyorum, Özgün işi gereği sürekli seyahate çıkıyor. Düzenimizi oturttuktan sonra blogun eski aktifliğini kazandırmayı düşünüyoruz.

Bu post Antalyaspor'a hayırlı olsun, bizim için de eski aktifliğimize kavuşmanın habercisi olsun. 


07 Ağustos 2014

Yolun Açık Olsun Musa

Zaman zaman kızdığımız ama her seferinde 7 numarayı başkasına yakıştıramadığımız Antalya'nın öz evladı Musa Nizam yıllardır adı geçen Trabzonspor'a transfer oldu. 

Blogun bu sessiz zamanlarında Musa'ya veda etmemeklik olmaz diye düşündüm. Sonuçta Antalyaspor'da yetişmiş, Antalyaspor'a vefasızlık etmemiş futbolcu sayısı çok az. Tribüne her seferinde "Antalya seninle gurur duyuyor" diye çağırmaktan keyif aldığımız Musa, bu vefasını zaten son düştüğümüz maçta akıttığı göz yaşları ile göstermiştir hepimize ve tüm takım arkadaşlarına büyük bir ders vermiştir. 

Ayrıca sürekli dengesiz giriyor diye eleştirdiğimiz Musa profesyonel futbol kariyeri boyunca da 1 tane kırmızı kart görmüştür. Ben de çok az hatırlıyorum zaten rakip futbolcuyla, hakemle uğraştığını. Böyle de ahlaklı bir futbolcudur kendisi.

Musa'ya Trabzonspor'da başarılar diliyorum. Zor gözükse de umarım oradan Avrupa yolları açılır, ancak Türkiye'de kalacaksa da benim gönlümde 7 numaralı forması Antalya'da onu bekler.

Antalya seninle gurur duyuyor!






04 Ağustos 2014

Antalya Tribünlerinin Son Umudu Red Soldiers

Antalyaspor tribünün göz göre göre tükenişi hepimizin içini yakıyordu. Grupların hali içler acısı. Tribünde bir duruş yok, neye nasıl tepki verileceğini kestiremiyoruz. Antalyasporlu, Antalyasporluya düşman gözüyle bakıyor. 

Ben ve arkadaşlarım ortada destek verilecek bir grup göremiyorduk ne yazık ki. Zaten bireysel takılan Antalyasporlu sayısının, gruplardaki Antalyasporlular'ın sayısından fazla olmasının sebebi de buydu. Ancak mevcut grup liderleri bunun neden olduğunu sorgulamak yerine, hala tehdit ederek birşeyler yapmaya çalışıyorlardı.

Böyle bir durumda ne yazık ki demek zorundayım, herkes Berk abinin geri dönmesini istemeye başladı. Ne yazık ki diyorum çünkü Berk abi her zaman dönmeyeceğini söylüyordu. O kadar bitik hale geldik ki onu bile ikna etmeye uğraşmaya başladık. Sonunda grup olarak dönme düşüncesi olmayan bir yemekten sonra Berk abi ikna edildi ve Red Soldiers tribünlere dönme kararı aldı. 

Ben ve Özgün zaten birer Red Soldiers neferiydik. Berk Abi'nin bu kararı çoğu kişinin olduğu gibi bizim de yüzümüzü güldürdü. Antalyaspor tribünleri adına umudumuzu arttırdı. Daha çocukken 07 Gençlik'de Berk Abi sete çıktığında bu maç keyifli geçer diye düşünürdük çünkü. Daha Berk Abi'nin adını bile bilmezken. 

Red Soldiers'ın geri dönmesine neden mi sevindik. Çünkü biliyoruz ki, artık bizim de bir söz hakkımız olacak. Berk Abi'ye, abi şunu yanlış yapıyoruz diye korkmadan söyleyebileceğiz. Çünkü abilik, kardeşlik bunu gerektiriyordu, Red Soldiers da böyle büyümüştü. Ayrıca grup içerisindeki arkadaşlığı, kardeşliği anlatmanın da gereği yok. 

Red Soldiers eskiden de olduğu gibi türlü engellemelere maruz kalacaktır. Hatta daha pankart bile ortada olmamasına rağmen başlandı. Ancak bu bizi daha çok birbirimize bağlıyor farkında değil kimse. Bizler kendi başımıza e-bilet almayacağımızdan dolayı tribün içi olarak konuşamayacağım ancak diğer türlü her etkinlikte en önde bayrak taşıyacak kişiler olduğumuzu da söylemek isterim.

Tekrar hoşgeldin iyiki de geldin Red Soldiers!







12 Temmuz 2014

Rezalet!

Antalyaspor başkanı olarak nam salan zat bugün yapıp yapabileceği en aşağılık hareketi yapmıştır. Temsil ettiği kurumun, yani bizim için sevdanın en önemli parçasını kutsal formamızı kendi geleceği için revize ederek kullanmıştır. 

Antalyaspor başkanı olarak isimlendirilen bu kişinin Antalyaspor ile adının anılmasından artık son derece rahatsısız. Avrupa ile tüm ilişkilerini kesmiş olan bir ülkede, Avrupa Birliği'ni düşünmüyoruz denilen bir ülkede AB Bakanlığı'na getirilen bir kişi hakkında yaptığı açıklamalardan sonra Antalyaspor başkanı olarak gözüken kişiyi uyarmıştık. 

Ancak bugün kutsal saydığımız, her zaman heryerde taşımaktan kıvanç duyduğumuz kırmızı beyazlı formamız önüne cumhurbaşkanlığı forsu kullanarak daha seçim için devletin tüm olanakları ile yaptığı tanıtım turlarında bir adaya vermiştir. 

Zaten sportif anlamda hiçbir başarı bekletmizin olmadığı bu adam, Antalyaspor adını tarihte ilk defa bu kadar kötü bir şekilde lanse ettirerek ve Antalyaspor'un kutsal değerlerini kendi çıkarları uğruna kullanarak tek isteğimizin bir şekilde bu adamdan kurtulması yönünde şekillendirmiştir.






11 Temmuz 2014

E-Bilet Alanlar Parmak Kaldırsın

Malumdur devletin yeri rant kapısı PassoLig satılmaya devam ediyor. Bir ara uygulamadan kaldırıldı dendi ama daha kutlamaya bile başlayamadan uygulamanın devamına karar verildi. Hatta ülkenin heryerinde olan kanunsuzluk üzerine, uygulamadan kaldırılmasına rağmen bizzat biz Passolig yüzünden Ankara'da oynanan Gençlerbirliği - Antalyaspor maçına giremedik. Düşünün ki mahkeme kararının bile dinlenmeden uygulamaya devam edilen bir sistem. 


Bugünlerde Aktif Bank müşteri kazanmak için Passolig ile çeşitili kampanyalar yaparak bu kartı satmaya çalışıyor. Hatta insanları sömürmek için Soma için bile yardım kapmanyası başlatmışlardı bu kartı aldırmak için. Bu kadar vahim bir olayı bile kendi rantları için kullanabiliyorlar. 

Passolig'i aldığınız zaman önce size koltuğunuzdan başka hiçbir yere oturamayacaksınız diyorlar. Yani öyle gol attığında arka sıradaki arkadaşınla altlı üstlü duruma gelip, orada golün coşkusunu kutlamaya devam edemeyeceksin. Aman yerimi kaptırmiyim telaşına düşeceksin. 

Daha sonraki sezon ne olacak? Belki de sana ayağa kalkma diyecekler. Diğer sezon bağırma diyecekler. 3-5 sene sonra maça etekle gel diyecekler. Sen bunların hepsine imza attığın için "takımım yalnız kalmasın" diye onaylayacaksın. 

Böyle yalnız bırakılmak yok arkadaş. Sen söylenen herşeyi tıpış tıpış yaparsan yoga taytı ile maça gitmeyi de kafana koymuş olacaksın. Lama cimi yok bu işin. Hep beraber savaşıp, bu e-bileti yenmeliyiz. 

2 ay önce e-bilet stickerlarımızı bastırmıştık, uygulama tekrar aktif hale geldiği için yapıştırmaya da devam ediyoruz. Böyle böyle tepkimizi arttırmalıyız. Ancak ne yazık ki görüyorum ki Türkiye'deki çoğu tribün passolig denen illete savaş açmışken, bizim tribünlerde almayı unutmayın deniyor. 

Antalya'da tribün kültürü öldü tabi, ne yapsak olur. 







7 Temmuz'un Götürdükleri

Antalyaspor taraftarı olarak ne yazık ki güzel bir imajımız yoktu şehir içinde. Eğer üstünüzde Antalyaspor ile ilgili bir ürün varsa, kesinlikle bir serserisinizdir. Her an adamın yanındaki kıza laf atabilir, yalnız gezen bir gençten sigara isteyebilir vermediği takdirde bıçaklayabilirdik. 

Peki bu durum havadan mı indi? Hiçbir şey yokken mi çıktı bunlar ortaya? Antalyasporluların yaptığı hangi etkinlikte halka rahatsızlık vermedik? Geçen seneki 7 Temmuz... Muhteşem bir etkinlikti? Şahane bir görüntü çıktı ortaya? Ama bunu Antalya halkı ne kadar sahiplendi? Ya da neden sahiplenmedi? Yolda yedikleri onlarca meşaleden, duydukları onlarca küfürlü tezahürattan dolayı olabilir mi?

En son Galatasaray maçından önce yürüyüş yaptık. Amaçlarından birisi de devre arasında çok havalara giren Antalya'da yaşayan Galatasaraylılara bir gözdağı vermekti. Peki bunu nasıl yaptık? 15 kmlik yol boyunca "vurmayan ipne, vurmayan ipne Cimbomluları vurmayan ipne" diye bağırarak. Ee noldu yolda gördüğümüz Galatasaraylıları mı vurduk? Sadece bağırdık çağırdık... Burada bir parantez açmak istiyorum, sırf bu gereksiz bağırış, çığırışlardan sonra Selekler'de ayrıldım yürüyüşten. Çünkü profilimizi düzeltmek yerine daha da aşağılara çeken bir görüntü vardı? Çok mu zordu Antalya'yı, Antalyaspor'u nasıl sevdiğimizi gösterip, insanlara İstanbul takımının tutmanın ne kadar saçma olduğunu, onlara utandırarak göstermek? Zaten ne oluyor ki vurmayan ipne diye bağırınca, 1000 tane Antalyasporlunun karşısına çıkabilecek mi de Galatasaray formalı biri onu arıyorsun? 

Bu seneye gelelim. Artık Isparta'da değilim. Antalya'dan çok daha uzakta bir yerdeyim ondan gelemedim. İçim içimi yiyordu, uçakla günü birlik gelsem mi diye. Çünkü ramazan ayındaydık, alkol daha az olacaktı insanlarda. Hatta herkes beraber iftar muhabbeti yapıyordu. Bir de bunun üstüne, tribün büyüklerinin haftalar boyunca yaptıkları çağrılara artık kulak takar tribünün küçükleri diye düşünüyordum. Ayrıca ramazan şenlikleri için kurulan alandan da geçecek olmamız, Antalyalılara güzel bir şov izleteceğimiz hissiyatını yaşatmıştı bana. 

Ancak gelemedim. Gelsem ne olacaktı, sevdiklerimi tribündeki abilerimi, kardeşlerimi görecektim herşey mükemmel başlayacaktı ama sonu yine kocaman bir hüsran olup, lan boşuna geldim ha diyecektim. Etkinliğin daha ilk saatlerinde Gs Store olayı çıktı. Sadece saldırıldı olarak görmüştüm ancak gece olayların sandığımızdan daha da büyük olduğu görüldü. Etkinliğin önüne geçecek kadar. Ona zaten değinicem ama etkinliğe dönelim.

Evet herkesin hemfikir olduğu gibi sonuç orada da hüsran. Belediye başkanın gelmesi ile sonuçlanan bir hüsran hem de. Menderes Türel, Antalyaspor taraftarının organizasyonuna geldi diye kimsenin haberi olmadan yakılan bir meşale ve bölük pörçük bir veda. Hem de o stadyuma veda etmemizin baş sorumlusunun teşrif etmesi ile vedanın bile güzel olamadığı bir şekilde. Evet, bizi bu stadyumdan gönderen Menderes Türel geldi diye vedamızı bile layıkıyla yapamadık. Bu olay üstüne başlayan atarlar, giderler. Tribün bölünmesinin had safhasını da geçmesi. Bu blogda senelerdir her etkinlikten sonra yazıyoruz, bölünme giderek artıyor diye. Aslında incelen halat çoktan koptu. Artık telleri atmaya başlıyor. 3'er 5'er kişilik gruplar halinde. 

Store olayına gelince de, Antalyaspor tarafarına çok fazla yüklenildiğini düşünenlerdenim. Kendimi düşünüyorum, normal bir zamanda bile o storeların önünden geçerken sinirleniyorum. Bir de, Antalyaspor için birşey yaptığın zamanda, o storeda çalışan bir insanın çıkıp bana meydan okurcasına güldüğünü, birşeyler söylediğini görsem ne yaparım bilmiyorum. Gerçi sırf orada Antalyaspor taraftarını temsil ettiğim için sakin kalmak için ekstra çaba harcarım ancak oradaki arkadaşlarımızın yaş ortalamasını görünce de bu sakinliği beklemek biraz zor. Hele ki adam silahına davranınca. Kaldı ki, adam dükkana giriyor olay yatışıyor üstüne silahına davranıp tekrar dışarı çıkıyor. Zaten tribünden bir abimiz, etkinlikten 2-3 saat önce gidip uyarmış, bana birşey olmaz diye kabadayılık taslamış. Polis uyarmış. Yani bu adamın içinde birşey yapma isteği var. E elinde güzel bir malzeme de var basının dikkatini çekeceğini, o da gereğini yapmış. Ne kadar olay kapatılmış olursa olsun, bu adam Antalya şehrinin göbeğinde, bir grup Antalyaspor taraftarına gider yapmış, Antalyaspor taraftarını tüm Türkiye'ye hedef göstertmiştir ve ne yazık ki bizim tribün büyüklerimiz de bunu sineye çekmiştir. Tek avuntum Metin ve Oğuzhan'ın ceza almadan kurtulmuş olması. 

Normalde blogda hiç bir postu fotoğrafsız bırakmıyoruz, ancak bugün için paylaşılacak güzel hiçbir şey yok. Ancak Kapalı tribünde, Adopen'de etkinliğe sadık kalıp saat tam 22:00'da yaktıkları meşalelerle oluşturdukları görüntüye de saygısızlık yapmak istemem. Ellerine sağlık. 







11 Haziran 2014

Yeni Stadyumun İsmi Ne Olacak?

Yeni stadyumumuz sanki devlet gizliliği içerisinde, dışarıdan görüldüğü kadarıyla yükseliyor. Bu stadın yapımında neden bu kadar gizli davranıyorlar anlamak güç. Millet stadın yapılışını 24 saat canlı izlerken, biz içeride çalışan bir kaç kişinin ayda bir fotoğraf göndermesini bekliyoruz. Ne yazık ki bu konuda Antalya yerel basını da sınıfta kalmıştır. 

İşin bir diğer tarafında ise normal şartlarda en başta belirlenmesi gereken stat ismi ve koltukların rengi hala büyük bir muamma. Başka şehirlerde olsa, hiç tartışılmadan normalde belli olan şeyler biz de büyük bir krize neden olabilir. Bir bakarız rengarenk koltuklar olur stadın koltukları, bir bakarız şehirle alakasız bir kişinin ismi verilir stada.

Antalyaspor tribün grupları, Antalyasporlu dernekler, Antalya'yı seven ve gerçekten Antalya için birşeyler yapmak isteyen stklar bir an önce bu işin üstüne düşmeli. Antalya'nın bu en doğal hakkı olan stat ismi, Antalya ve Antalyasporla özdeşleşmiş olmalıdır, ondan dolayı özellikle isim daha sonra koltuk renklerine sahip çıkılmalıdır. 







01 Haziran 2014

Medical Park Gitti Sıraki Kim?

Antalyaspor'un küme düşmesinin ardından terkedenlerden biri de sözleşmesi biten Medical Park oldu. Normal şartlarda bunu sevinç nidalarıyla karşılamamız lazımdı ancak ne yaptık ki sevinelim bu habere?

Antalyaspor taraftarı olarak nasıl bir tepki gösterdik bu işe? Gerekli, gereksiz herşeyde pankart açan bizler, bir tane pankart dahi yazıp asamadık tribüne. Bir maçta sesimizi yükseltmedik medical parka. Arma aşkıyla diyoruz ya hani, armanın medical parka yazıldıktan sonra sesimizi de çıkarmadık, üstüne üstlük armasında medical park yazan ürünleri de ayaklı reklam tabelasıymış gibi üzerimizde gezdirdik. Hem de hiç utanmadan. 

Herkesin dilinde aynı şey vardı. Medical Park bilmem kaç dolar para verdi kulübe bunu küçümsememek lazım. Senin Medical Park'dan aldığımız parayı küçümsememen, Antalyaspor'u küçültüyor farkında mısın? Antalyaspor'un yaptığı reklamı kim yapabilir bu hastaneye. Hergün haberlerde 100lerce kez şöyle söyleniyor firmanın ismi. Millet dizilerde 2sn reklamım çıksın diye milyarlar harcıyor ancak senin takımın bir firmanın reklamını 100lerce kez yaparken gazetelerde, tvlerde sen parayı küçümsemeyelim diyoruz. Bilmem farkında mısınız ama Google'da Antalyaspor diye aratınca Medical Park olan arma çıkıyor en başta ve siz bunu para ile kıyaslıyorsunuz. 

Peki yönetime ne demeli. Bir de Gencer yıllardır bu kulübün içinde olan bir adam. Reklam anlaşman bitmiş sen hala genel kurulda nasıl olur da Medical Parklı armaları kullanırsın. Kulübün sitesi neden hala Medical Park ile dolu. Nasıl olur da bir basın toplantısı düzenleyip Medical Park'ın gittiğini duyurmassın. Hala heryerde Medical Park konuşuluyor. Sene başında ulusal kanallarda seni görüyorduk, bu iş için neden çıkıp herkesi bilgilendirmedin? Neden hala Medical Park deniyor bize. Bu nasıl bir ahlaktır. Hiç mi bir işinizi düzgün yapmayacaksınız?

Demek ki Antalyaspor'u küçültebiliriz hiçbir sıkıntı yok. En gereksiz detayları büyülten bizler, bizim aptallığımızı gören yöneticiler olduğu sürece Medical Park'ın gitmesinin hiç bir anlamı yok. Önümüzdeki günlerde Genpa Antalyaspor falan olmazsak, bari ben bir yerlerden para bulayım da 07harfli Antalyaspor veya Küheylan Antalyaspor falan yaptırayım takımın adını. Oh ne ala memleket.







31 Mayıs 2014

Tebrikler Alanyaspor

Yıllarca özendim komşu şehirleri ile aynı ligde yakın olup, oralara deplasman yapanlara. Bizim Mardan'a gittiğimizi süre kadar deplasman yapanlar vardı hatta. İşte şimdi bir ucundan biz de bunu yakaladık. Alanyaspor, Hatayspor'u penaltılarla geçerek PTT 1. Lig'e yükseldi. 


Alanyaspor'un bu yükselişi Antalya'da da bir takım karışıklıklara imza attı. Aklıma idi aslında düşüncelerimi yazmak ancak sonucu bekleyeyim diyordum, Alanya artık rakibimiz olduğuna göre yazabilirim. 

Alanya ilçesinin, Antalya'ya bakış açısını bilmeyen yoktur. Ciddi ciddi dillendirilmese de, hep Antalya'dan bir ayrılma, kendi başlarına bir il olma arzuları vardır. Benim şahit olduğum kadarıyla da Alanyalılar, pek Antalyalılar'dan haz etmezler. Ancak şuan Alanya, Antalya gibi göçten fena etkilenmiş durumda ve eski Alanyalılar pek kalmamıştır oralarda. 

Alanyaspor tribünlerinin de zamanında Antalyaspor için açtıkları pankartlar, taşlamalar var. Bu bahsettiğim olaylar onlarca sene önce yaşanmış. Yani üstünden bir hatta iki nesil geçmiş. O mevzuları yapanlardan hiçbiri belki de tribünlerde değil şuanda, yani özellikle bizim taraftan neden hala bir düşmanlık peydah etme çabası var anlamıyorum. 

Atatürk Stadı'nın son senelerinde maçlara gelenler bilir. Yeni Kale'de Red Soldiers pankartının yanında hep Altad pankartı da olurdu. Bir grup Yeşil-Turuncu formalı adam Antalyaspor'u bizler gibi desteklerdi. Başlarında da Veysel Abi. Her hafta getirdikleri muzları ikram ederlerdi Antalyasporlulara. Hatta bir kez biz de şimdi tam olarak hatırlayamadığım bir Alanyaspor maçına 2 volt gitmiştik. Yine orada harika karşılanmıştık, tıpkı bu sene playoff karşılaşmalarına giden Antalyasporlular gibi. 

Şimdi tekrar soruyorum tarihin tozlu sayfalarında kalan Antalyaspor - Alanyaspor düşmanlığını tekrar canlandırmak isteyenlere. Adamlar her hafta Antalya'ya maça geldiler, neden Yeni Kale'ye gelip tepki koyulmadı, Mardan'a bile maça geldiler neden orada tepki konmadı. Antalyasporlular, Alanya'ya maça giderken, yanlış yapıyorsunuz onlar bizim hasmımız denmedi? 

Antalyaspor Tribününde ne yazık ki belli bir kültür olmadığı gibi, ben normal maçlarda yaptığım gibi kendi düşünceme göre hareket edeceğim. Benim hareketim bellidir, Alanyalılar geldiğinde formalarıyla gezenlere salça olmam ancak tribünde de dakikalarca hoşgeldiniz diye bağırmam gol attıklarına ilçe takımımız diye alkışlamam. Ancak puan sıralamasına göre baktığım zaman bizimle alakası yoksa da, diğer takımlara karşı Alanyaspor'u desteklerim. Sonuç olarak kutsal sayımız 07'ye saygısızlık yapıp, buçuk sevdasına düşmüyorlar. Zaten başlarında Veysel Abi olduğu sürece de böyle birşey olması mümkün değildir. 

PTT 1. Lig'e hoşgeldin Alanyaspor, rakibimiz olduğunuz içinse başarılar dileyemiyorum ligde. Biz çıkalım sonra sizi de bekleriz Süper Lig'e. 



 

Gencer'le Devam

Antalyaspor'un küme düşmesinin ardından genel kurul kararı alan Antalyaspor Vakfı, yapılmayan bir seçimle Can Atlı ve Gültekin Gencer'in katıldığı kurul sonucu Gültekin Gencer'i tekrar başkan atadı. 


Can Atlı önceki sene katıldığı seçimden sonra, Antalyaspor'da durumlar iyiyken değil, kötüyken de buradayız mesajı vererek tekrar adaylığını koydu. Kongrede yoktum haliyle, ancak giden arkadaşlarımdan dinlediğim üzere Can Abi'nin yaptığı konuşma sık sık alkışlarla kesilmiş. Daha sonra açıklama metnini de okudum ve ben olsam ben de alkışlardım o söylenenleri. Çünkü bir sene boyunca yapılan tüm işleri iyisiyle kötüsüyle değinmiş. Sadece kötü yönleri de söyleyebilirdi, ama yapılan bir kaç güzel hareketi es geçmemesi de takdire şayandır. 

Dönelim Gencer'e. Gültekin Gencer çok başarısız bir başkanlık dönemi geçirmiştir. Geçen sene başkan seçildikten sonra söylenenleri hatırlayalım, "hazine devraldık" demişti. Ancak günümüze döndüğümüzde görüyoruz ki, hazıra dağ dayanmaz sözü sadece lafta kalmıyormuş. Antalyaspor ne yazık ki 5 sene sonra küme düşmüştür. 

Eğer daha önceden seçimle ilgili bir şeyler yazabilseydim Gencer'in normal şartlarda devam etmek zorunda olduğunu yazacaktım. Ancak bu şekilde kimsenin başkan adayı olmamasından dolayı değil, düşürdüğü takımı tekrar kendi çıkarmak zorunda olduğu gibi. Sedat Peker'in zamanında yaptığı gibi. Gerçi Sedat Peker ile Gültekin Gencer'i de kıyaslamak, Sedat Başkan'a bir saygısızlık olacaktır bunu da es geçmemek lazım. 

Velhasıl kelam Gültekin Gencer tekrar başkanlığa atandı. Konuşulan bir sürü dedikodu var. Onlara burada değinmek kimseye bir şey kazandırmaz. Geçen seneden Gencer'in çıkarması gereken bir sürü tecrübe var ancak bizim de en az onun kadar var. 

Taraftar olarak Gencer'in bize karşı attığı her adıma, verdiği her her söze tedbirli yaklaşmalıyız. Yaptığı her hataya anında tepki göstermeliyiz. 3 kişi 5 kişi demeden. Herkes bireysel olarak bile tepkisini vermeli. Çünkü ne yazık ki, atanan başkan gibi yönetim kurulundakilerin de Antalyaspor pek umurlarında olmayacaktır. Yanlışlara ses çıkartan, olması gerektiği gibi kontrol mekanizması Antalyaspor Taraftarı olmalıdır. 

Stresli, gerilimli bir sezon bizi bekliyor. Başkana güveni olan Antalyasporlu yok gibi birşey. Sonumuz hayrolsun. 

Not: Can Atlı'nın konuşma metnine ulaşmak için lütfen tıklayınız



08 Mayıs 2014

Sadece Futbolcular Küme Düştü

Maçtan hemen sonra yazmak istemedim bir şeyler. Çünkü yazacak olsam, neden düştük, suçlu kim falan gibi gereksiz şeylerden bahsedecektik. Topa basalım, bir oyun sakinleşsin istedim. 

Antalyaspor'un küme düşmesine üzülmedim. Hatta başlığı da Oh Be Düştük! gibi bir başlık koyacaktım ancak çok fazla üzülen arkadaşlara saygısızlık olsun da istemedim. Çünkü ben ciddi anlamda kendimi Antalyasporlu hissettiğim yaşlarımda Antalyaspor, şuan düştüğümüz ligde orta sıralarda idi. Hatta artık bir tribüncü olduğumu düşündüğüm zamanlarda oradan da düşmemeye oynuyorduk.

Bu bir avuntu değildir. Hani diyor ya herkes, "Antalyaspor, bu şerefsiz lig için fazla şerefliydi" "Bizim olduğumuz her lig süper ligdir"... işte bunlar benim için esasında bir avuntu. Ancak gerçek anlamda söylüyorum ben artık sıkılmıştım. 

Sıkılmıştım, Antalya'da tatil yapmak için gelen veteran futbolculardan, sıkılmıştım İstanbul takımlarını izlemek için kombine alanlardan, sıkılmıştık süperligde iki üç reklamını yapmak için Antalyasporlu gözüken siyasilerden işadamlarından, sıkılmıştım hersene acaba bu sene düşer miyiz diye korku yaşamaktan, sıkılmıştım mali çıkarları uğruna Antalyaspor hakkında yabancı takım gibi bahseden yorumculardan, sıkılmıştım futbol sevgisi sadece İstanbul takımları olduğundan ve Antalyaspor onların bu ligde rakibi olduğu için Antalyaspor hakkında salak salak yorumlar yapanlardan, sıkılmıştım endüstriyelleşen tribünden...

Bir alt lig gerçekten çok daha iyi gelecek Antalyaspor'a. Küme düştüğümüz maçtan sonra gururla, en içten duyguyla "canım feda olsun sana" diye haykıran yüreklerin olacağı bir lige gidiyoruz. İnsanların, samimiyetsiz ilgisinden kurtuluyoruz. O aptal İstanbul takımı hayranlarının yorumlarından kurtuluyoruz. 

Kimbilir belki tribün gücü ile gönderemediğimiz Medical Park'dan bile kurtulucaz bu düşüşle. Tertemiz Antalyaspor armasına tekrar kavuşacağız, bu bile yetmez mi? 

Başlıkta okuduğumuz gibi, Antalyaspor'da bu sene top koşturan futbolcular küme düşmüştür. Antalyaspor'u sevenler hala yerinde olacaktır. Sadece destekledikleri takımın rakipleri farklı olacaktır. Ancak şuanda kendilerine takım arayan futbolcular, düşmüş futbolcular olarak takım arayacaklardır. 

Sahada ağlayan Zeki, Musa, Serkan... Varını yoğunu ortaya koyan Diarra onurumuzdur. Antalyaspor her zaman bizim gururumuzdur. Bu taraftar bu futbolculara hakkını helal etmiyor, ancak Antalyaspor armasına canımız, kanımız her zaman feda. 





27 Nisan 2014

3 Maç 1 Yazı

Fenerbahçe-Antalyaspor, STSL 29. hafta maçı...

... "Ligde 11 maçtır kazanamıyor takım, bu maçta bir yeter derler lan artık."
... "Bilmiyor musun birader profesyonellik ayağına maç seçtiklerini bu adamların? Bizim için değil ama kendileri için oynayıp bu maçta şaşırtabilirler."

Antalyaspor-Eskişehirspor, ZTK yarı final rövanş maçı...

... "Ligde zaten sıçtılar, kupada bari bir şeyler yapmak isteyeceklerdir."
... "1-0'lık maçın rövanşında kazanamasalar bile beraberlik almayı bari başarsınlar be abi."
... "Bursa'nın elenmesiyle Avrupa'ya gitme ihtimali bu kadar yaklaşmışken kim istemez ki aga Avrupa'ya gitmeyi?"

Antalyaspor-Sivasspor, STSL 30. hafta maçı...

... "Kupada da patladılar, biraz akıllanıp lige asılırlar artık."
... "Rakiplerin puan kaybettiği haftayı boş geçmezler yahu."
... "Hadi diğer lig maçı İstanbul deplasmanıydı da kendi sahasında Sivas'ı da yensinler bir zahmet."


Bu sezon süresince bizde hayale dair pek bir şey bırakmamışlardı zaten. Sezon başındaki hayallerimizden geriye tek bir şey kalmıştı. O da bir galibiyet alabilmek. Evet, tek bir galibiyet alabilmek. Tüm kabusun arasında 1-2 gün de olsa rahat nefes almamızı sağlayabilecek, bir gün olsun evimize mutlu dönmemizi sağlayacak tek bir galibiyet...

Ancak hayallerle birlikte umutlar da terk etmişti bizi. Dolayısıyla bu büyük hayalin(!) peşinden giderken umudumuzu yansıtabilen bir cümle de yoktu artık elimizde. Yukarıda yazdığım birkaç kuru teselli niteliğindeki cümle dışında cümle de kalmamıştı. Bunlar da "Söz bitti!" cümlesinden önceki son kalıntılardı.

Aslında "Söz bitti." diyeli çok oluyordu. Ligde 12 maçtır kazanamayan bir takım, iç sahadaki son lig galibiyetini 23 hafta önce alan bir takım için ne söz kalmış olabilirdi ki? Haftalar öncesinde söz bitmişti ama önümüzde şimdi bir kaç dakika sonra deplasmanda Kasımpaşa ile karşılacağız ve belki bu maç için de yine kuru teselli cümleleri uydurup galibiyet hayali kuracağız.

Şu şartlarda daha başka ne yapabiliriz ki? Bu ruhsuzların yerine -yanlış anlaşılmasın burada kastım takımın hepsi değil ama büyük çoğunluğundan- 11 Antalyaspor taraftarı ile sahaya çıksak bu ligde kalacağımızdan belki emin olabilirdik ama öyle bir ihtimal de olmadığına göre şimdi sadece izleyebiliyoruz ve bu kahrı 4 maç daha çekeceğiz.




25 Nisan 2014

Antalyaspor'un Düşüşü Şifo Kaynaklı mı?


Antalyaspor'da 5 sene boyunca görev alan, bu süre zarfında yaptığı açıklamalardan, Beşiktaş'a karşı ligde hiç galibiyet alamayışından, 5 sene boyunca takımı bir sisteme oturtamayışından, büyük Antalyaspor taraftarını sürekli küçümseyici konuşmalarından, Antalyaspor'un maaşlı çalışanıyken Beşiktaş için tüzük hazırlayışından, Antalyaspor'a Beşiktaş'ın kaşarlarını doldurup, hemşerisi olduğu futbolcuların Antalyaspor'dan para kazanmasına neden oluşundan, tüm şehir Avrupa'ya gitme hayali ile yanıp tutuşurken hedefi düşük tutuşundan, daha 5 senelik planlamamız var diyip birden istifa edip, Antalyaspor camiasını hazırlıksız bırakıp seçime 15 günde hazırlanmak zorunda kalan yönetim adaylarının iki ayağını bir pabuca sokuşundan dolayı  büyük Antalyaspor taraftarının tepki gösterdiği, Antalyaspor'a gelirken bir milli maçta göstermiş olduğu rezil tutumdan sonra Antalyaspor'da kariyerini düzelten ve bugün bulunduğu yeri Antalyaspor'a borçlu olan Mehmet Özdilek'in, Antalyaspor'un bugün ki durumunun baş sorumlusu olduğu konuşuluyor.

Mehmet Özdilek zamanında takıma alınan ve sahada hiçbir vasıf göstermemesine rağmen senelerce kaptan olarak Antalyaspor'un paralarını yiyen Uğur İnceman'ın başını çektiği bir gruba, Özdilek'in sürekli olarak talimatlar göndererek onların oynanamamasını istediği, bu oyuncuları daha sonra yine süperlig takımlarına transferini ayarlayacağı ve düşen Antalyaspor'a büyük bir ceza vermek istediği duyumları dolaşıyor.

Haber: Zürriyet Akdeniz.

---------------------------------------------------------------------------------

3 sene boyunca blogu takip edenler hiç böyle bir yazı yazmadığımızı biliyordur. Kaldı ki yukarıda verdiğim örneklerin bazılarına katılmadığımıza dair eski postlar da mevcuttur. Ancak Antalyaspor'u tekeli altına alan internet sitesinin haberlerinin tamamı bu şekilde yazılmaktadır. 

Şimdi bizim o siteyi okurken düşündüklerimizi acaba o siteye inanlar düşünmüş müdür, hakketten ya mide bulandırmak, ortalığı karıştırmak ne kadar kolay diye?

Biz de bu postu günde 15 defa FLAŞ FLAŞ FLAŞ, SON DAKİKA diye servis edelim mi?

Mide bulandırmayın, önce Antalyasporlu olun.




06 Nisan 2014

Gözler Seni Arar Şanlı Kocaelispor

Günlerdir Antalyaspor küme düşecek mi, kupada finale kalacak mı diye tartışıp duruyoruz. Aramızda kulübün geleceğini pek parlak görmeyenler var. Sonumuz Kocaelispor olur mu diye düşünenler var. İşte o Kocaelispor bugün amatör kümeye düştü. 

Antalyaspor tribünlerinin kardeş tribünü değil, Antalya'nın kardeş şehri olmuştu artık bizim için Kocaelispor. Yeri geldi onlar için deplasman yaptık, yeri geldi onlar için evimizi açtık, yeri geldi sırf Kocaelispor atkılarıyla deplasmanda giremezsiniz diyen polisle çatışık. Kocaelispor atkısını, Antalyaspor atkısından farksız gördük. Kim unutur ki 6 sene önce Gençlerbirliği maçında Kocelispor bayrağını sökmeye çalışan polisle yaşananları? Kim unutur Kocelispor tribünün yönetimin protesto edildiği maçtan sonra bizimle yürüyüşünü? Kim unutabilir Kocaeli'ye gittiklerimizde yaşadıklarımızı, kim unutabilir İstanbul, Bursa ve başka deplasmanlarda bizimle beraber gırtlak patlatan Kocaelisporluları...

Evet şuanda Kocaeli şehrinden çok uzaktayız, aramızda kilometreler var. Ancak o kilometreler, onların şuan yaşadıkları hissi bizim de yaşamıza engel olmuyor. Dibi gördü artık Kocaelispor şuan tek dileğimiz, arzumuz Kocaelispor'un dipten güç alarak eski haline dönmesi. Belki çok duygusal bakıyorum işe, evet Kocaelispor'un işi çok ama çok zor ancak Kocelispor çok büyük bir camiadır bunun altından kalkacağına inancımız tam. 

Amatör kümede, tahta tribünlerde canım feda olsun sana diye içten haykırmaya devam eden koca yürekler oldukça yıkılmaz Kocaelispor. Nerede olursak olalım 41. dakikada Kocaeli tek kardeş diye haykırdığımız sürece yıkılmaz Kocaelispor....

Ağlarsa Hodrimeydan Ağlar, Gerisi Yalan Ağlar!






05 Nisan 2014

STSL 28. Hafta Konyaspor | Mantığımız Düştü

Antalyaspor küme düşmüştür. Antalyaspor ligin bitimine 5 hafta kala havlu attı. Evet matematik olarak küme düşmedik ancak haftalardır dillendirmediğimiz küme düşüş bu hafta kesinleşti. Bu takım da inanç yok çünkü.

Sen haftalardır rakiplerini yenemezen, sahanda  5 aydır, son 10 haftadır ligde maç kazanamazsan olacak olan budur. Bunun üzerine tartışmak bile saçmadır.
Siz Antalyasporlu futbolcular... Asgari maaş ile çalışan emekçinin, ev kirasını deplasmana yatıran vatandaşın, sınavlarından feragatta bulunan öğrencinin, ailesinden kaçıp maça gelen çocuğun umutlarını söndürdünüz. Türkiye’nin en büyük 4. Şehrinin vebalini boynunuza aldınız.

Siz ölüm kalım maçınınızda 10 dakika dişinizi sıktınız. Bunun için mi teşekkür istiyorsunuz bizden. Bunun için mi omuzlarda taşınmak istiyorsunuz,  bunun için mi dünyanın en güzel şehrinde top oynuyorsunuz.

Antalyaspor iki sene önce Sivasspor’un galibiyeti ile ligde kaldı. Bu Antalyasporluyum diyen kimsenin içine sinmedi. En azından benim o gün Antalya’ya dönerken, döndükten sonra görüştüğüm kişilerden hissettiğim bu idi. Şimdi söylüyorum, Antalyaspor bu şekilde yine kümede kalacaksa artık kabülü olmayacaktır benim gözümde.

Bu takım Türkiye Kupası’nı kazansa dahi gözümde küme düşmüştür ve en ağır protestoyu hakediyordur.






03 Nisan 2014

Antalyaspor Ultras Sticker #2

İlk yaptırdığımız stickerlar Antalyaspor tribünlerinde takip ettiğim kadarıyla beğeniyle karşılandı. Öyle ki bize bu sticklardan edinmek isteyen çok fazla renktaşımız vardı. Ama ne yazık ki maddi durumlardan ötürü dağıtacak kadar bastıramıyoruz, e artık herkes işin farkındadır para işine de giresimiz pek yok. Biz yine kendi yağımızda kavrulmaya devam. 

Hatırlayanlar bilir keep calm posterleri yaptırmıştık. Bu posterler de baya ilgi görmüştü. Biz de bunu sticker haline getirdik geçen hafta. Yine az sayıda bastırmak zorunda kaldık, elimizden geldiğince özellikle deplasmanlarda yapıştırmaya devam edeceğiz. 


Biz bu stickları bastırdığımız gün Ersan Abiler'in stickerlarını gördüm. Kupa maçı için Eskişehir'e giderken yaptırmışlar. Onlarda da bir Keep Calm stickerı var. Antalyaspor tribünlerine yaptıkları bu stickerlar için kendi adıma teşekkür ediyorum. Bu tarz çalışmaların çoğalması adına, hem onların yapıştırdıklarını, hem de bizim yapıştıklarımızdan bir kısmının fotoğrafını paylaşıyorum. 






   










02 Nisan 2014

PassoLig Geldi, Devlet Ne Derse O

Ve sonunda bu da oldu. Artık futbol maçlarına girmek için eşimizden, işimizden, derslerimizden, paramızdan, sinirimizden feragat etmek yetmiyor. Artık maçlara girmek için öncelikle bir kart almamız gerekiyor. Bu kartın adı da PassoLig olmuş.


PassoLig nedir, kısaca anlatayım. Devletin bizi daha rahat takip edebilmesi için çıkarttığı bir kart... Nasıl çalışıyor? Önce bu kartı devletin en yandaş firması Çalık grubundan 25 liraya satın alıyoruz, daha sonra satın aldığımız karta internet üzerinden gitmek istediğimiz maçın biletini yükletiyoruz. Sonra o yükleme bilgileri cep telefonumuza geliyor, sonra biz o bilgiler ışığında maça gidiyoruz, koltuğumuza oturuyoruz. 

Kartı kesinlikle bir başkası kullanamıyor. Üzerinde resminiz olacak, yani o kartla maça girmeye çalışırsanız, sizi korumakla yükümlü kolluk kuvvetleri tekme tokat dışarı atacaklar sizi. Çünkü siz sadece maça girmek isteyen bir taraftar değilsiniz. Siz devlete karşı gelen potansiyel bir dolandırıcı, hırsız, katil ve hatta kim bilir keyiflerine göre devleti yıkmak isteyen bir teröristsiniz.

Neyse biz karta geri dönelim. Karı 25 liraya satın aldığımızı belirttik. Ancak bu karta sadece bir kez 25 lira vermek yetmiyor. Her sene 25 lira aidat ödeyerek bu kartı kullanmaya devam edeceksiniz. Tabii ki bu 25 liranın sabit kalacağının garantisi yok. Yani devlet, maçlara girmek için sizi zorladığı bir uygulama için bir de üstüne para istiyor. Şöyle söyliyim, siz trafikte sadece yeşil ışıkta geçebilirsiniz ancak yeşil ışıkta geçmek için trafik lambasının altında bulunan kart okuyucuya kredi kartınızla 5 lira ödeme yapmak zorundasınız. Yoksa geçemezsiniz. Her türlü taşıt verginizi ödemiş olsanız bile.

Velev ki kartınızı bir Antalyaspor taraftarı olarak belirterek aldınız. Kartınıza Antalyaspor arması işleniyor. Aslında ne kadar sempatik değil mi? Ama öyle değil işte. Düşünün ki, Denizli'desiniz ve o gün Denizlispor'un maçını izlemek istiyorsunuz. Ama ne o maça sadece üstünde Antalyaspor arması olan kartınızla girebilirsiniz. Denizlisporlular, sizin Antalyaspor armalı kartınızı gördüğünde ne yapacak? Velev ki yaralanmaya varan olaylar oldu, devletimiz alışkın zaten bahane üretmeye. Bir Antalyasporlu'nun, Denizlispor maçında ne işi var. Kesin olay çıkarmaya gitmiştir.

Bu PassoLig'den sonra zaten can çekişen Türkiye'de statta maç izleme kültürü tamamen yerle bir olacaktır. Şimdi çok bilenler konuşacak, rahat rahat olay çıkartamayacaksınız ondan rahatsız oluyorsunuz diye. Peki bu maçlara gelmeyen bilmiş arkadaşlara soruyorum, sen senede 2-3 maça gitmek için bilet kuyruğuna bile katlanamayan adam, maçtan önce koşa koşa bu kartı çıkartıp 25 lira verip üstüne bir de bilet parası verip bu kartı alacak mısın? Diğer sene bir başka maça giderken, senden aidat parası istediğinde öegh bu ne be demeyip, yine o parayı verecek misin? 

Herkese geçmiş olsun, bakalım kaç kişi alacak bu kartlardan?






31 Mart 2014

STSL 27. Hafta Kayserispor (D) | Paraşüt Yırtılmaya Başladı

Bu postu yazmaya maç bitti haberi geldiği an başlıyorum. Maçı da ders dolayısıyla izleyemedim. İzlemeden neyini yorumunu yapacaksın derseniz haklısınız ona da birşey diyemem. Ancak maçları izlemeye gerek var mı onu da bir düşünmeden geçmemek lazım.

Bu Antalyasporlu futbolcuların ne yapmaya çalıştığını ben anlayamıyorum. Kesin formada bir sıkıntı var ya da Antalya'nın havasına. Her sene her sene aynı şeyi çekiyoruz. Düşme potasına girmişsin, oynayacağın rakibi bu maçta yensen aşağıda kalmaya mahrum bırakacaksın hala neyi bekliyorsun oynamak için... Hala neyin rahatlığındasın. 

Sen git Eskişehirspor'u kalabalık ve coşkulu tribünün önünde yarı finalde yen gel, Kayseri'de boş statta kazanmak zorunda olduğun karşılaşmadan 3-1 gibi bir hezimetle ayrıl. Hem de ilk yarı 1-0 önde kapamışken. Yok arkadaş bunun bir açıklaması yok. Bu futbolcular adam olmayacaklar. 

Paraşütümüz yırtıldı, son sürat gidiyoruz bir alt lige. Haftaya Konya maçından sonra belki daha da kesin konuşacak duruma geleceğiz. Bizleri bu hale getiren herkesin Allah belasını versin. 

---------------------------------------

Stat: Büyükşehir Belediyesi Kadir Has
Hakemler: Fırat Aydınus, Serkan Ok, Aleks Taşçıoğlu
Kayserispor: Sinan Bolat, Abdullah Durak, Sereno, Levent Gülen, Ömer Bayram, Mijailovic (Dk. 46 Nobre), Tziolis, Biseswar, Engin Bekdemir (Dk. 83 Sefa Yılmaz), Vanek, Bobo (Dk. 66 Taner Yalçın)
Antalyaspor: Fornezzi, Serkan Balcı, Giray Kaçar, Musa Nizam, Vederson, Uğur İnceman, Murat Duruer, İbrahim Dağaşan (Dk. 66 Köksal Yedek), Emrah Başsan, Tita (Dk. 58 Isaac), Semih Şentürk (Dk. 44 Diarra)
Goller: Dk. 36 Uğur İnceman (Antalyaspor), Dk. 51 Biseswar, Dk. 59 ve Dk. 60 Nobre (Kayserispor)
Sarı kartlar: Dk. 40 Sereno, Dk. 82 Levent Gülen (Kayserispor), Dk. 70 Giray Kaçar, Dk. 75 Uğur İnceman (Antalyaspor)




24 Mart 2014

Antalyaspor Akrep'tir

Benim ilk maça gittiğim yıllara tekabül eder Şimşek mahlasının son kullanışları. Babalarımız o zamanın modasına uyup hep Şimşek demişler Antalyaspor için. Hala kendilerine şimşek diyen çok fazla taraftar var Türkiye'de. Ancak Belki de son 20 yıldır, Antalyaspor tribüncüleri bilindiği üzere Antalyaspor için Akrep mahlasını kullanıyor.

Akrep hem orjinal, hem de yaşam koşulları Antalya şehri için oldukça uygun, bizi simgeleyebilecek bir sembol. Bundan dolayı ben de hep Akrep'in kullanılmasından yana olmuşumdur ki, buna karşı çıkan bir tribüncü yoktur da. 

Bunun yanında özellikle yerel basında çalışan ve Antalyasporlu gözüken çoğu gazeteci ısrarla Antalyaspor için Şimşek sembolünü kullanmaktan geri kalmıyor. Sırf bu sebepten bile Antalyaspor hakkında yazdıklarına ön yargı ile yaklaşıyorum.

Neyse ney, Antalyaspor yönetimi de bizim gibi düşünüyor olacak ki, takım otobüsüne Akrep giydirmesi yaptı. Biz Antalyasporlular bu giydirmeyi çok sevdik, umarım bu artık bazılarının gözüne Antalyaspor'un simgesinin Akrep olduğunu sokar. 

Akrep gol gol gol!




23 Mart 2014

STSL 26. Hafta Karabükspor | Görünen Köy Kılavuz İstemez

Üstünüzdeki dedik, forma dedik, güç verir size dedik... Sizin yapmanız gereken tek şey hakkını vermekti o formanın ama siz bırakın formanın hakkını vermeyi, işinizin hakkını, aldığınız paranın hakkını bile vermekten acizsiniz. 

Hangi taktiği, hangi bireysel hataları, hangi takım içi uyuşmazlıkları konuşacağız. Takımın şuan ki halinin taktiği, sistemi mi kaldı? Bu saatten sonra, bugüne kadar yapmayı aklınızın ucundan bile geçirmediğiniz şeyi yapacaktınız. Savaşacaktınız. Sizden jeneriklik goller istemedik, sizden müthiş pas organizasyonları istemedik, sizden harika vücut çalımları istemedik. Tekmeye kafa sokmanızı istedik, formanın terle hatta gerekirse kanla ıslanmasını istedik... Acınacak haldesiniz ki, formanın terden ıslandığını bile düşünmüyorum.

Takımın taraftarı yok dediniz, son 3 maçtır sene başı sponsorlara verilen koltukları dışında stat tamamen dolu. Her deplasmanda yanınızdayız, daha geçen hafta 800 kişi Manisa'ya geldik. Daha ne istiyorsunuz. Şehir mi kötü, havalar mı bozuk... Başka şehirlerde döner bıçakları ile girilen tesislere iki haftadır tatlılarla geliyor Antalyaspor taraftarı... Daha nasıl bir ortam istiyorsunuz? 

Hadi bunca taraftarı, Antalyaspor camiasını önemsemiyorsunuz. Sanıyor musunuz ki bu takım küme düşerse siz topçular başka takımlarda oynayabileceksiniz. Çoğunuz da bizimle beraber alt liglere doğru yola çıkacaksınız. Antalya gibi bir şehirde yaşama, futbol oynama şansını tepeceksiniz. Eh sizin gibi adamlardan futbol yorumcusu da olmaz, belki bir köfteci açarsınız. 

Artık futbolcuların adam olma zamanı gelmiştir. Antalyaspor taraftarının sabrı taşmıştır. Bu takım eğer küme düşerse, bunun tüm vebali Antalyaspor futbol takımı oyuncularında olacaktır. Bir şehrin vebali boynunuzda olacaktır.

Adam olun, formanın hakkını verin. Tekrar hatırlatmakta fayda var...

EN BÜYÜK TARAFTAR, FUTBOLCULAR SAHTEKAR!





18 Mart 2014

Hoş Geldin Fuat Çapa

27 Mart 2012... Birkaç gün sonra üzerinden tam 2 yıl geçmiş olacak o günde Gençlerbirliği'nden birkaç isim ODTÜ'ye gelmiş, "Şehrinin Takımını Tut" adlı etkinlik için Gençlerbirliği taraftarıyla buluşacaktı. Fırsattan istifade Antalyasporlu kimliğimle ben de katılmıştım bu etkinliğe.

O günleri Antalyaspor camiası açısından kısaca hatırlamak gerekirse böyle bir etkinliğin bizim camiamızda düzenlenmesini hayal bile edemediğimiz günlerdi. Hatta çoğu maçtan sonra Özdilek'in taraftara yönelik eleştirilerini dinlediğimiz günler... Hal böyleyken imrenerek takip etmiştim Gençlerbirliği'nin bu etkinliğini. Çünkü bizde soğuk bir savaş yaşanırken orada sıcak bir aile ortamı içinde kalakalmıştım.


O etkinlikte şu an kadromuzda yer alan Murat Duruer ile birlikte Fuat Çapa da konuşmacılar arasında yer alıyordu. Söyleşiyi dinlerken "Özdilek'in yerine Antalyaspor teknik direktörü Çapa olsa nasıl olurdu durumumuz?" diye aklıma takılmıştı. 2 yıl sonra bugün tam da böyle bir durum ortaya çıktı. Özdilek Gençlerbirliği'nin başında, Çapa ise Antalyasporumuzun... Bakalım nasıl bir tablo ortaya çıkacak.

Söyleşi sırasınca Fuat Çapa'nın taraftarla olan olumlu diyalogu etkileyiciydi. Avrupa geçmişinin de etkilerini taşıyan futbol anlayışı yaptığı açıklamalarda kendini hissettiriyordu. Etkinlikten bir süre evvel Twitter'da İstanbul takımları için kullandığı "büyük takım" ifadesine aldığı tepkilerin hemen sonrasında geri adım atmış, konuya ilişkin özrünü bu etkinlikte şu sözlerle yapıyordu: "Ben neredeysem benim için en büyük kulüp odur."

Kendisi hakkında bu etkinliğe dair anılardan öte çok fazla paylaşabileceğim bir detay yok. Zaten gerisi herkesin internetten kolayca bulabileceği rakamsal veriler olur ancak ama bana kalırsa mevcut durumumuzu da düşünerek bunlarla oyalanmak yerine ateş hattından nasıl kurtulacağımız konusuna odaklanalım. Çapa'ya gereken desteği verip el birliği ile mücadele edelim. Ha baktık sıkıntı var, zaten ilk eleştiren de bizler oluruz ama bugün "Gençler'de iyiydi.", ".Erciyes'te kötüydü." gibi muhabbetlerle haybeden hükümler oluşturmayalım.

Bir kez daha Antalya'ya, Antalyaspor'a hoş geldin Fuat Çapa deyip kendisine başarılar dileyelim. Umarım o gün taraftarla kurduğu diyalogu bizlerle kurmak ve kariyerinde çok daha başarılı bir dönemi Antalyaspor'la yaşamak nasip olur Fuat Çapa'ya...





 

17 Mart 2014

STSL 25. Hafta Akhisarspor (D) | Bu Taraftar Daha Ne Yapsın?

Antalyaspor taraftarının kaderi bu sanırım, ben artık günden güne buna inanmaya başladım. Ne zaman işler güzel başlasa hüsranla bitiyor. Geçen hafta Rize'ye resmen rezil bir oyunla kaybetmişsin, bunun üzerine hocan istifa etmiş ve küme düşme için adı geçenlerin en başında geliyorsun. Buna rağmen 1000'e yakın taraftarın cumartesi günü deplasmanda senin yanında. Nasıl bir ruh hali var bu takımın anlamadım ki ben...

Deplasman öncesine dönelim. Özellikle Grup 1966'nın yoğun çabaları üzerine Antalyaspor taraftarının Manisa'da olacağı günler öncesinden belli olmuştu. Öyle ki, ilçelerin yanı sıra Burdur, Isparta ve İzmir'den dahi otobüsler kalkıyordu. 

Ben normal şartlarda katılmayacaktım bu deplasmana. Zira ilk yarıdaki Eskişehir deplasmanından beri kendi kendime söz veriyorum bu sene başka deplasman yok okul bitecek diye. Ama akacak kan damarda durmuyor işte, cuma gecesi kendimi Antalya'da buldum, cumartesi sabahı önden Süleyman Turhanlar, arka voltta biz yola çıktık. 

Manisa'ya en son varan bizdik sanırım. Geceden çıkanlar Akhisar'da on numara karşılanmışlar. Tüm Akhisarlı dostlara teşekkürler. Biz de Manisa merkezden geçtik stada giderken, hatta meydandan. Bir kişi bile çıkıp laf etmedi. Kaldı ki, Manisa tribünleri ile husumetimiz vardır. Bir çocuk hareket çekti, ama bizim arabalarda da boş yere salça olacak adam yoktu gerçi.

Beklediğimizden bir saat erken vardığımızdan direk stada girmedik. Benzinliğin orada kahve falan içiyorduk, Akhisarlılarla beraber. Orada bile bizi her gören hoşgeldinizi eksik etmedi. Keyfimiz yerindeydi taa ki ilk11'e dair ilk bilgiyi edinene kadar. 

Isaac, İbrahim Dağaşan kadroda Köksal ve milli takımda oldukça iyi performans gösteren Murat Duruer kesik yemiş. Uğur İnceman bile ilk 11'de, gerçi hakkını yememek lazım önceki maçlara göre fena bir performans da göstermedi tribünden takip edebildiğim kadarı ile. Hadi Murat'ı biraz olsun önceki maçlara göre anlarım da, geldiğinden beri mükemmel performans gösteren Köksal'ın yediği kesiği anlamak mümkün değil. Kaldı ki daha sonradan öğrendim Köksal kadroya dahi alınmamış. Bunun mantığı nedir Osman Hoca'nın açıklaması lazım. 

Bunlara rağmen maça fena başlamadık aslında. Baskılı gözüküyorduk, ara paslarla tehlikeli pozisyonlarla Akhisar kalesinde tehlikeli oluyordu. Hatta Isaac'in bir topu direkten bile döndü bir ara pas organizasyonunun devamında. İlk yarının sonunda takım yedek kulubesine giderken bir kısım taraftarımız protesto etse de ilk yarı itibari ile takıma protestoda bulunmak anlamsızdı. 

Ancak ikinci yarı yine ne olduysa işler sarpa sarmaya başladı. Arka arkaya 3 pas yapamayan Antalyaspor yine geri döndü. İkinci yarıya dair konuşabileceğimiz hiçbirşey yok. Bırakın koşmayı, 5 metre ötedeki topu almak için bile ayrı bir çaba sarfetmeye gücü olmayan bir Antalyaspor vardı sahada. Bunun sonucunda da 80. dakika itibariyle taraftarın da protestosu başladı. Bu protesto maç bitene kadar devam etti. Maçtan sonra futbolcular özür dilercesine tribüne geldiler, tribün onları alkışladı ancak bir daha böyle bir futbol sonunda ne olur kestirmek güç.

Tribüne gelirsek... Tribünde ilk defa deplasmanı geçtim, ilk defa maçı statta takip edecek olan arkadaşlar vardı. Özellikle üniversitelerden gelen arkadaşlardan. Ancak onlar da elinden geleni yapmaya çalıştılar, hepsine bir kez daha teşekkürler.

Böyle arkadaşlara, Akhisarlı dostlarla takas edilen atkılara rağmen tribünde kırmızı yoğunluğu göze çarpıyordu. Bu tribünlerimiz için önemli bir gelişme, umarım bu giderek artacaktır. Gerçi Antalya'daki maçlara pek gelemiyorum ama gördüğüm fotoğraflara göre de tribünde kırmızı yoğunluğu yönünde olumlu gelişmeler var zaten. 

İlk yarı özellikle güneşin etkisi ve Akhisar tribünüyle yapılan karşılıklı bestelerden dolayı pek bir varlık gösteremedik tribünde. Ancak ikinci yarı tribünün gitmesi, maçın öneminin akıllara yeni yeni dank etmesiyle tribünde özellikle 70. dakikaya kadar iyiydik diyebilirim. Ancak takımdaki ruhsuzluk tribünü de ekledi ve sonra bahsettiğim protestolar başladı zaten. Maçı da protesto ile bitirmiş olduk. 

Sonuç olarak, Antalyaspor taraftarının yine yapması gerektiğini fazlasıyla yaptığı ancak futbolcuların sanki inadına görevini yerine getiremediği bir deplasmanı geride bıraktık. 

Grup 1966'ya yoğun uğraşları için, özellikle üniversiteli arkadaşlarımızın katılımı için, cumartesi günü Antalya'dan 8 saat yolculuk yapan Antalyalılara, arkadaşlarımızı evlerinde gibi rahat ettiren Akhisarlı dostlara sonsuz teşekkürler. 



*Tribün Günlüğü, erişebildiği Akhisar Deplasmanı fotoğraflarını arşivliyor. Ulaşmak için tıklayınız.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...