İsyan 07 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İsyan 07 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mayıs 2013

Yine Bazı Antalyasporlular


Artık yeter! antalyasporum.com'un sahibi olan ve zamanında bizim de iyi ilişkilerimizin bulunduğu Murat Duymuş, yönetimi eleştirmeye başladığımız ilk andan itibaren bizimle tüm ilişkisini kesmiştir. Son iki yıldır yönetim ve Mehmet Özdilek hakkında tek bir eleştiri yazısı yazmamış olması da sanırım neden böyle bir tavır takındığını anlamak için yeterlidir. Biz de en sonunda "Sevgimizin zaten tükendiği insanlara karşı saygımız da tükenmiştir." açıklamasını yapmıştık.

Site yöneticisi Murat Duymuş, iki senedir yönetime ve Mehmet Özdilek'e toz kondurtmazken "bazı Antalyasporlular", "3-5 sahte Antalyasporlu" diyerek bizim yaptığımız çoğu işi gündeme taşıyor. Biz şu anda onun 2 senedir isimlendiremediği kişilerin bir kısmını 12 saat gibi bir süre içinde toplamaya çalıştık.

Aşağıda ismini yazdığımız tüm Antalyasporlular bugün oynanacak Orduspor maçında "Şifo istifa!" diyecek olan insanlardır. Bilmelisiniz ki sizin yalanlarıza karşı duran ama bu listede yer almayan daha nice Antalyasporlu var ve tüm bu isimler Murat Duymuş'un internet sitesinin Facebook hesabında yorum yapanlar veya tweetlerini RT edenler gibi çift takımlı değil, sadece Antalyasporlulardır. Ayrıca bu isimlerin yazılmasını hepsi kendisi istemiştir, kimseye bu konuda bir baskı yapılmamıştır.

Kamuoyuna duyurulur. Bu listede adı yazılı olan insanlar basının hedef gösterdiği ama bir türlü isimlendiremediği gibi 3-5 kişi değildir. Biz kim olduğumuzu her zaman söylüyoruz, şimdi kim olduğumuzu illa ki birilerinin gözlerine sokmamız gerekiyorsa işte onu da yapıyoruz.

Murat Duymuş'a duyurulur. 3 sene önce kendi yaptığın Antalyaspor Gönüllüleri Listesi'ni aç da bir bak ve bu isimleri o listedekilerle karşılaştır. Bugün sahte dediğin, "Antalyaspor kombinesi almıyor." dediğin insanların isimleri ile o listedeki isimler ne kadar tanıdık gelecek bir bak. Azıcık utanman varsa yüzün kızaracaktır.

12 saat içerisinde bize ulaşan, bugün stadyumda "Şifo İstifa!" diye bağıracağını dile getiren Antalyasporlular:

Abdurrahman Avdanlıoğlu • Abdurrahman Kamaç • Ahmet Bülbül • Ahmet Rauf Özkul • Ali Demir • Alim Çetinkaya • Ali Özenç • Alper Aydınlık • Alper Kırbaş • Aran Mehmet Yanar • Aykut Gk • Aykut Kahvecioğlu • Bahadır Celep • Barış Büyük • Barış Günel • Batuhan Çimentepe • Berk Çoraylı • Burak Celep • Burak Çakmak • Bülent Güvenç • Can Akarsu • Can Atlı • Celalettin Akbulut • Çağlar Kozcalı • Çağlayan Yanar • Deniz Taylan Günaltay • Doğan Şahin • Durali Altun • Eda Genç • Emrah Güler • Emre Oğuz Baycın • Emre Yetim • Emre Yiğit • Ercan Girenizli • Ercan Göksel • Erdal Özdemir • Eren İnal • Ersan Göbelek • Ertuğrul Ercan • Ertunç Özenç • Furkan Turan • Gökhan Karacan • Görkem Ayan • Görkem Karakoyun • Güney Gök • Gürbey Erbay • Hakan Demiratar • Hakan Girgin • Hakan Küsken • Hamdi Ece • Hasan Antalya • Hasan Dağaşan • Hasan Küçük • Hasan Sarı • Hasan Tayfun Karakoca • Hüseyin Canbolat • Hüsnü Alp • İbrahim Kasapoğlu • İlker Özgör • İsmail Aktaş • Kadir Duran • Kadir Vural • Kazım Doğan • Kenan Kemaneler • Mahir Altıntaş • Mehmet Alp • Mehmet Atik • Mehmet Daşlıova • Mehmet Ercan • Mehmet Erhan Üras • Mehmet İnan • Mehmet Karadeniz • Mehmet Küheylan • Memet Yiğit • Metin Çelik • Mevlüt Toklu • Murat Şimşek • Musa Taşdemir • Mustafa Anıl Akıncı • Mustafa Yalçın • Nevzat Aytekin • Nursel Uysal • Oğuz Güler • Oğuzhan Olgaç • Okan Uyar • Onur Cankurtaran • Ozan Demir • Özkan Türkmen • Özler Öztürk • Recep Küçükkaya • Remzi Özdaş • Rıdvan Redsoldiers • Rıza Şahin • Sadullah Karatoy • Sedat Ateşçi • Serbay Şahin • Serdar Çetin • Serdar Gökçe • Serden Erol • Serhat Gökçe • Serkan Dönmez • Serkan Kasapoğlu • Servet Kavak • Sinan Kılıç • Soner Şişkolu • Süleyman Kamış • Süleyman Manay • Süleyman Özgün Yılmaz • Süleyman Öztekin • Şener Dede • Şükrü Aydoğdu • Şükrü Çalışkan • Şükrü Kara • Tamer Alar • Tevfik Yıldız • Ulaş Kalkan • Umut Ercan • Utkan Ozan Kurter • Utku Taşkın • Ünal Aydın • Veysel Yılmaz • Yavuz Sarı Çobanoğlu • Yener Akgün • Yılmaz Yıldız • Yusuf Dursun • Zeki Canitez




 

07 Mayıs 2013

Topunuz İstifa Edin

Antalyaspor yönetimi ve basını gün geçtikçe haddini aşmaya devam ediyor. Elbette kendini savunacaksın, ancak yalan dolanla bu işler yürümez. Çok kişiye saygımız vardı sevgimiz tükense de... Ancak son günlerde olanlar ne yazık ki saygımızı da kaybetmemize neden oluyor.

Bir tutturulmuş gidiyor "Antalyaspor taraftarı, takım Akhisar'ı yendi diye yönetimi/Şifo'yu istifaya çağırıyor." diye... Eğer çok az iş ahlakınız olsaydı Antalyaspor basını, geçen sene Mardan'da yapılan protestolardan sonra "Ulan bu takımda yanlış giden, bizim görmediğimiz ne var?" diye sorgulamaya başlardınız.

Ancak sizler o kadar alışmışsınız ki taraftara sallamaya biz sizin cahilliğinizden utanıyoruz. Hadi grupları senelerdir yaftalıyorsunuz rantçılar diye... Biriniz çıkıp da diyebilir misiniz ki Küheylan senin, Özgün senin, Maraton'dakiler sizin muhalif bir yönetim listesinden çıkarınız var diye? Hadi diyelim yaptınız yüzünüz kızarır mı acaba? Sanmıyorum...

Herkes, tüm Antalyasporlular yanlış biliyor ama ekmeğini bu işten kazanan gazeteciler, kişisel reklamını yapan yöneticiler, kapalı tribünde bugüne kadar hiç Antalyaspor maçlarında görmediğimiz kişiler doğru biliyor. Beyler biz bu blogda 3 senedir yazdığımız yazılardan para kazanmıyoruz. Biz maça gittiğimiz zaman para almıyoruz. Hatta biz maça gittiğimiz zaman çoook çileler çekiyoruz, çoook kavga ediyoruz işi bizim güvenliğimizi sağlamak olan insanlarla...

Ben bugüne kadar hiç Antalyasporluluk yarıştırmadım ama şimdi diyorum. Siz hep diyorsunuz ya yönetimi, Şifo'yu istifaya davet edenler sahte Antalyasporlu... Biz sizden çoook daha büyük Antalyasporluyuz. Sizler istediğiniz kadar Ali Cengiz oyunları yapın, kazanan her zaman olduğu gibi Antalyaspor'u arması için, Antalya şehri için sevenler olacaktır.

Yaptığınız işi layıkıyla yapmıyorsunuz. Antalyaspor yönetimi, Antalyaspor teknik yönetimi, Antalyaspor basını istifa edin. Yaşasın Antalyaspor'u 12 yaşında çocuk heyecanı ile sevenler...




 

27 Eylül 2012

Antalyaspor Güncel | Eylül

Aslında rutine devam edip bu yazıyı dün oynanan Menemen Belediye Spor maçının sonrası ile ilgili yazmam gerekiyordu ancak baktım ki saha içinde yenen 3 gole rağmen saha dışı olaylar daha çok konuşulmaya başlandı. Elbette tribünde olanlar çok önemliydi; ancak o yenen 3 golü kimse konuşmayacak mı? Herkes istifaya çağrılan teknik ve idari heyeti konuşurken neden kimse 3. Lig ekibinden yenen 3 golün hesabını sormuyor? Neyse malum sitelerimiz "Antalyaspor gol atamıyor diyenlere 5 gol atarak tokat gibi cevap verdi" manşetlerini atmadan biz olaylara bir göz atalım.


Öncelikle tribünün kendi içine girmek lazım. Ben malumunuz bu sene maçlara sık gelemiyorum okulun son senesini olmasını umduğumdan ötürü. Ancak kendi çapımızda bir tribün tozu yutmuşluğumuz, senelerce omuz omuza yapmışlığımız vardır. Bunca senenin üstüne söyleyebilirim ki dün maçta olanlar tam bir fiyasko idi. Daha 10 gün önce sahanda kendi maçına girememişsin. Yönetimi hem maç sonrası hem de genel kurul toplantısında oldukça başarılı bir şekilde protesto etmişsin. Sahanda ilk maç hafta içi tamam ama 20:30'da... Yani işler bitmiş, öğrencilerin okulunu geçtim dershaneleri bile bitmiş. Yani çok büyük bir sıkıntı yok ortada. Maç biletleri de 5 Lira... Taraftarın sağlam gidip gövde gösterisi yapması için her şey uygun ama biz yönetim, basın-taraftar kutuplaşmasının had safhada olduğu zamanda maça 40 - 50 taraftar olarak giriyorsak bir sıkıntı var demektir.

Maça giden 40-50 kardeşimizin ayağına sağlık. Ancak maçta tribün olarak ne yapıldığını açıklayacak bir Allah'ın kulu var mı? 2 dakika "Yönetim istifa" diye bağrılıyor, 3 dakika "Antalyamız sen çok yaşa" diye, ardından 5 dakika Özdilek'e bindirmeler... Aralara serpiştirilmiş "Sex on the beach" -bu nereden girdi tribüne onu da bilmiyorum- ve en son Akdeniz Akşamları ile devam edilmeler... Şimdi bizim amacımız neydi bu maçta? Yönetime bindirmek mi? Takımı desteklemek mi? Yoksa rahat bir karşılaşmada tribün olarak eğlenmek mi?

Ben duymadım ancak yediğimiz gollerden sonra da Menemen diye bağrıldığını söyleyenler var. Eğer öyle bir durum olmuşsa da vay halimize. Ne olursa olsun bu yönetim takımı kayyuma götürsün, yenilen golden sonra rakip takıp lehine bağırmak neyin nesidir? Maç canlı yayınlanıyor ve bizim maçtan başka kimsenin maçı yok yayınlanan. Bir tane pankart yazılıp asılmaz mı tribüne İsyan 07 ile ilgili? Sesini duyurmanın en güzel yollarından bir tanesi neden boş geçiliyor? Herkes izliyor bu maçı ancak biz ne yaptığını bilmeyen bir tribün değil, insan topluluğundan öteye gidemiyoruz.

Mehmet Özdilek için atılan slogan... Mehmet Özdilek'e bu blogu açtığımız zamanlarda da öncesinde de en çok destek verenlerdendik. Ancak olmayacağını anladığımızda da -İstanbul'da oynanan Eskişehirspor maçı- istifasını isteyenler safhına geçtik. Ancak istifa şekli dün olduğu şekilde, yani "Beşiktaş'ın çocuğu Mehmet Özdilek" şeklinde olmamalıdır. Bu adam iyisiyle kötüsüyle 4 senedir bu takımın başındadır. Her Beşiktaş maçından önce özellikle Galatasaray ve Fenerbahçe taraftarlarının hocaya saldırdığı şekilde hocaya yüklenmek Antalyaspor taraftarına yakışmaz. Mehmet Hoca'nın Antalyaspor ile başarısızlığının Beşiktaş sempatisi ile ne alakası var? Bu bizim kendi içimizdeki bir problemdir. Başka mevzuları katarak neden saldırıyoruz?

Hoca ile devam edelim. Hocam sıkılmadın mı artık her maç sonu aynı şeyleri söylemekten? Artık insanlar dinlemiyor, okumuyor bile maç sonu demeçlerini. Üstün taraf bizdik, şanssız gol yedik, tek pozisyon... Hocam bu takım 2 senedir üstün taraf da neden her sezon ligin dibinde? Neden bu taraftar artık rahat rahat bir maç izleyemiyor. Kaç senedir dişimizi sıkıyoruz ekonomik kalkınma diye. Mardan'a bile geldik bıkmadan, usanmadan. Artık daha ne istiyorsunuz taraftardan? Taraftar yanımızda olsun diyorsunuz ama tesisleri bile kapattınız taraftara. Aşağıdaki fotoğrafta gözüken bez tesislerde kaç aydır asılı, kaç aydır taraftar tesislere gelip de Antalyaspor antrenmanlarını izleyemiyor?

 
Davraz'a kampa geldik 8 kişi, orada bile sanki düşmanları gelmiş gibi davranıyordu futbolcular taraftara. Biz bu adamlar için mi kilometrelerce yol yapacağız? Siz önce taraftar için bir adım atın sonra taraftar size koşarak gelsin. Taraftarın yaptığı çağrıları, taraftarın giremediği yerlerde "3-5 kişinin isteği" diye adlandırırsanız olmaz bu işler. Ayrıca 5 maçta 6 puan hiçbir takım için başarı değildir; bunu da hatırlatmak lazım. Biz şirket taraftarı değil, bir spor kulübünün taraftarıyız.

Yönetimden de atar üzerine atar görüyoruz yandaş basın tarafından. Hala aynı zırvalar: "Biz bu takımı aldığımızda içecek suyumuz yoktu." Tamam, biz buna karşı çıkmıyoruz. Kulübün geldiği ekonomik durum için de minnettarız ama bir yerden sonra olmuyor. Siz bir spor kulubü yönetiyorsunuz şirket değil. Sürekli, ısrarla bu şehrin takıma sahip çıkmadığından bahsediyorsunuz. Yönetiminizde Antalya'nın en saygın firmalarının temsilcileri var. Artık siz de destek bulamıyorsanız kim bulsun?

Son söz de basına. Tepkilerde küfür olmasına karşı çıkmış basından abilerimiz, büyüklerimiz. Ben de tepkilerin küfür ile olmasına karşıyım, sonuçta Antalyaspor için iyi veya kötü mesai harcayan insanlardan bahsediyoruz. Ancak bu küfür mevzusunu bu kadar dillendiren basın mensupları, neden başkanın Bursaspor maçından sonra, kırmızı-beyaz formayı ıslatan futbolculara küfür ettiğine dair bir haber yapmadı? Oldu mu öyle bir olay olmadı mı? Olmadıysa neden yalanlanmadı? Neden tribün içindeki her olumsuz olay haberlere taşınıyor da bunlar haber olarak görülmüyor.

Doğrusuyla, yanlışıyla, eksiğiyle, fazlasıyla görüşlerimizi belirttik. Bu yazdıklarımız, çizdiklerimiz, tribün sıralarında haykırdıklarımız hep safi Antalyaspor sevgisindendir. Ben sanmıyorum ki herhangi bir futbolcu, takım elbiseli yönetici, teknik adam Antalyaspor'u benden daha çok sevsin. Basını, futbolcusu, hocası ve belki de yöneticileri bu takım üzerinden reklam yapıp para kazanıyorlar. Ancak arada bir fark var. Biz hem zaman harcıyoruz hem de para... Ancak hala da diyoruz ki canım feda olsun sana...

 



 

26 Eylül 2012

Değer Miydi Bu İnada?

Son günlerde Hasan Akıncıoğlu'dan peş peşe açıklamalar geliyor. Bu açıklamalarla ilgili bir yazıyı önümüzdeki günlerde fırsat bulur bulmaz yazacağım ama şimdiki yazı bilet fiyatlarında yapılan değişiklik ile ilgili...

Resmi siteden yapılan açıklama şöyle: "2012-2013 futbol sezonunda diğer tüm müsabakalarda bilet fiyatlarının Yönetim Kurulu tarafından her müsabaka için ayrı ayrı tespit edilip ilan edilmesine ve sezonluk kombine kartlarının Ziraat Türkiye Kupası müsabakalarında da geçerli olmasına karar vermiştir."

Bu değişiklik sonrasında hafta sonu oynayacağımız Elazığspor maçının bilet fiyatları Rixos (Orta Tribün) 150 TL, Rixos (Yan Tribün) 100 TL, Ceysu Maraton Tribünü 30 TL, Adopen Kale Arkası Tribünü 5 TL, Misafir Tribünü 5 TL olarak belirlenmiş.

Sezon öncesi belirlenen kombine ve bilet fiyatları ise tabloda görüldüğü gibiydi:


Yani hedef kitlesi ağırlıklı olarak sponsorlar olan Rixos tribünü için herhangi bir indirim yok. Ancak maç başı bilet fiyatlarında taraftarın ilgi gösterdiği Ceysu Maraton Tribünü için %40'lık, Adopen Kale Arkası için ise %75'lik bir indirime gidilmiş.

Bu fiyatlar üzerinden kaba bir hesap yaparsak Ceysu Maraton Tribünü için toplam bilet bedeli sezon öncesinde 1225 TL iken bu indirimle 985 TL'ye düştü. Aynı şekilde Adopen Kale Arkası için toplam bilet bedeli 740 TL'den 560 TL'ye düştü. Bu da demek oluyor ki toplam bilet bedelinde Ceysu Maraton Tribünü için %20'lik, Adopen Kale Arkası için ise %25'lik bir indirime gidilmiş oldu.

Sezon öncesi Antalyaspor Yönetimine Kombine Soruları başlıklı yazıda şöyle yazmıştım: "Akdeniz Üniversitesi Stadı'nda maraton tribününde izlenecek bir maçın benim gözümde ederi en fazla 30 TL'dir. Kombine aldığımızda ortaya çıkan maç başı fiyat, kombinesiz tek maç fiyatından biraz daha düşük olacağına göre biz kombine alan bir kişi için maç başı fiyatı 25 TL diyelim, bu da toplamda 17 maçtan 425 TL yapar. Bunun üzerindeki her bedel bence yanlıştır."

Yönetim bugünkü indirimle maraton tribünü için sezon öncesi ifade ettiğim maç başı 30 TL'lik bedele geri adım atmıştır. Maç başı 30 TL'yi kabul edip kombine için 425 TL'yi kabul etmemesi mantıksız ama hadi diyelim ki yönetim benim bu bedel üzerinden kaba hesapla çıkardığım 425 TL'lik kombine fiyatına razı olmazdı. Peki, bugün maç başı bilet fiyatlarında yaptığı oranda bir indirimi o gün taleplerimiz doğrultusunda kombinelerde yapamazlar mıydı?

Ceysu Maraton Tribünü üzerinden konuşursak bugün yapılan %20'lik indirim zamanında kombinelerde uygulansaydı kombine fiyatı 750 TL değil 600 TL olacaktı. 600 TL bizim pek savunduğumuz bir fiyat olmamasına rağmen bu 150 TL'lik indirim bile bugün yaşanan pek çok sorunun çözülmesi demek olabilirdi. Ancak böyle bir indirim yapılmadı, bazı yalanların peşine düşülüp 750 TL taraftara diretildi.

Bugün yapılan maç başı bilet fiyatlarındaki indirim gösteriyor ki sezon öncesi yaşanan ve bugün de devam eden sıkıntılar büyük ölçüde yönetimin inadından kaynaklıdır. Sonuçta ligin 5. haftasının ardından maç başı bilet fiyatlarında böyle indirimler yapılabiliyorsa istenseydi zamanında kombine fiyatlarında da indirim yapılabilirdi. Çünkü fiyatlar belirlenirken illa ki maç başı ile kombine fiyatları arasında bir denge gözetilmiştir. Mesela bugün bu  indirimlerden sonra bu sezon için kombine alanlar "E biz enayi miyiz ilk fiyatlara göre aldık kombinemizi? Bize de bir indirim yapılsın." dese haksız mı? Bence değil.

Bu indirimlerden yapılabilen bu ve benzeri çıkarımlar doğrultusunda sezon öncesinden bugüne kadar yaşananlar, önümüzdeki süreçte yaşanacaklar düşünüldüğünde sizce de böyle bir inada değer miydi?





17 Eylül 2012

07 Gençlik ve Grup 1966 da İsyanda

Antalyaspor-Galatasaray maçında ilk yarı sona ermeye yaklaşırken gruplar tribünü boşaltıyordu. Birçok biletli taraftar maça girememiş, üstüne bir de şiddet görmüşlerdi. Bu yaşananlar üzerine Akdeniz Üniversitesi Stadı'ndan ayrılıp Antalyaspor Tesisleri'ne geçen yaklaşık 250 taraftar ikinci yarının oynandığı dakikalarda tesislerin önünde toplanmıştı bile.



250 kişilik grup iki saat boyunca Hasan Akıncıoğlu'nu ve Antalyaspor yönetiminin taraftara karşı olumsuz tutumunu protesto ettiler. Bu iki saatlik süre içerisinde tesislere tek bir yöentici gelmedi. Yöneticiler gelmemeleri bir yana pek çok kez aranmalarına rağmen hiçbirinin telefonu açık değildi. Yöneticiler gelmedi  ama tesislere çevik kuvvet çoktan gelmişti. Zaten bir otobüs çevik kuvvet hazırda bekliyordu, ikincisi de ilerleyen dakikalarda takviye olarak gelmişti.


Yöneticilerin dışında taraftar takım otobüsünün gelmesini de bekliyordu. 4-0'lık mağlubiyetin ardından takıma moral vermek istiyorlardı ama tesise takım otobüsü de gelmeyince yapılan basın açıklamalarının ardından grup dağıldı.


07 Gençlik ve Grup 1966'nın bu protestolarıyla birlikte sezon öncesinde başlayan isyan cephesi daha da genişlemiş oldu. Hatta 07 Gençlik bugün önemli açıklamalar yapacaklarını duyurdu. Yapılan duyuru şöyle:

"Hangi yöneticilerin grup liderlerimize Fenerbahçe'ye karşı alınan mağlubiyetten sonra "Bu şerefsizlere haddini bildirin, dövün bunları" dediğini, kimin futbolcularımıza soyunma odasında ana avrat küfür ettiğini, hangi kulüp yöneticisinin bayan bir kullüp çalışanını tekme tokat dövdüğünü, hangi yöneticilerin kimlere davetiye gönderdiğini, hepsini ve kimsenin bilmedeği daha fazlasını bu akşam Spor Panorama programında grubumuz adına Derhan Doğan açıklayacak."

Anlaşılan süreç bundan sonra çok daha karmaşık bir hal alacak. Umarım artık aynı cephede buluşmuş olan Antalyasporlu taraftarlar bir arada hareket etmeyi başarır ve bu isyanını olumlu bir sonuca ulaştırabilir. Kazananın Antalyaspor olması dileğiyle....





04 Eylül 2012

"Kombine Coşkusu" Açıklansın

Adopen Kale Arkası ve Ceysu Maraton tribünleri için kombine kart satışları dün bitti. Rixos Numaralı tribün için ise kombine satışları devam ediyor. Numaralı tribünde kombine satışları devam ederken diğer tribünler için satışlar neden bitti konusu bir tarafa bizim kombinelerle ilgili asıl merak ettiğimiz konu başka. Biz 2012-2013 sezonu için kaç kombinenin satıldığını merak ediyoruz.

Yönetimin belirlediği fahiş kombine fiyatlarının ardından yaşanan yönetim-taraftar çekişmesinde medya da kombinede rekorlar kırıldığı yönünde yaptığı haberlerle yönetimin elini güçlendirmeye çalışmıştı. Ancak kendi içinde çelişen bu haberlerin hiçbirine o gün de itibar etmemiştik, bugün de etmiyoruz.

Artık tribünlerin çoğunluğu için kombine kart satışları bittiğine göre artık gerçek rakamlar açıklanabilir. Bu doğrultuda yönetimden kombine satışları ile ilgili detaylı bir açıklama bekliyoruz. Ancak bu açıklama yetmez. Her maçtan sonra yönetim tarafından açıklanmasını istediğimiz bazı sayılar da var:

- Hangi tribüne kaç kombineli giriş oldu?
- Hangi tribüne kaç biletli giriş oldu?
- Hangi tribün için kaç davetiye dağıtıldı?
- Ne kadarlık toplam gişe geliri elde edildi?

Yıllardır Akıncıoğlu yönetiminin birikmiş borçları nasıl ödediğini, bu bağlamda elde ettiği ekonomik başarıları konuştuk durduk. Hatta biz de epeyce yazdık bu konularda ama şimdi biraz da şeffaflık istiyoruz. Madem ki ekonomik başarı var, madem ki kombine satışlarında rekorlar kırılacak kadar coşku vardı biraz şeffaflıktan kimseye zarar gelmez sanırım.

Bu soruların cevapları verilsin ki “Kombine Coşkusu” denilen neymiş biz de bilelim artık. Bu soruların cevapları verilsin ki kombine satışları sırasında gördüğümüz İstanbul yalakalarına kucak açıp Sadece Antalyaspor diyen taraftarı sırf eleştiri yapıyor diye kapı dışarı etmek gerçekten yönetim için doğru muymuş, yanlış mıymış hep birlikte görelim.






20 Ağustos 2012

2012-2013 Sezonu Başlarken

2012-2013 sezonunun açılışını bu akşam Gençlerbirliği deplasmanında yapıyoruz. Yeni sezona girilirken taraftar ile yönetim arasındaki gerilim malum. Bu yüzden 2012-2013 sezonu başlarken bir konuyu aydınlığa kavuşturmanın yararlı olacağını düşünüyoruz.

Tartışmalara uzak olanlar için şöyle bir özetlersek doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış ya biz de tribünlerden kovulduk işte... Yönetim -özellikle maraton tribünü için- uyguladığı fahiş kombine fiyatlandırması ile geçen sezon yaşanan düşme tehlikesini aylar öncesinden gören, bu yüzden kendisini eleştiren, yönetimi eleştirmekten korkmayan ve bunu yaparken de tek derdi “sadece Antalyaspor” olan taraftarları tribünden dolaylı olarak uzaklaştırmış oldu.

Evet, bizler bu sene kombine almıyoruz. Çünkü yönetimin 'fedakarlık' adı altında kendisini eleştiren taraftarlara kestiği cezayı kabul etmiyoruz. Çünkü Antalyaspor sevgisinden şüphe duymadığımız ama ekonomik nedenlerle maça gelemeyen tek bir Antalyasporlu'yu kaderiyle baş başa bırakmaya razı olmuyoruz. Çünkü Antalyaspor sevgimizi hiçbir şekilde parayla ölçülmesine izin vermiyoruz.

(Kombine konusu ile ilgili daha ayrıntılı bilgi almak isteyenler bu konu hakkındaki tüm gelişmeleri, bizim bütün görüşlerimizi İsyan07 etiketi üzerinden takip edebilir.)

Yönetim taraftarının bu duruşuna saygı gösterip gerekli adımları atana kadar yönetimle bu konu üzerindeki mücadelemiz devam edecek. Yalnız yönetimle aramızdaki gerilimden bahsederken şunu da belirtmek gerekir. Bu gerilim sadece yönetim ile taraftar arasındadır; Antalyaspor taraftarları olarak takımımızın her türlü yanındayız. Belki bu sezon iç saha maçlarında statta yanlarında olamayacağız ama deplasmalar hala bizim... Ve her sezon olduğu gibi onların sevinci sevincimiz, üzüntüsü de üzüntümüz olmaya devam edecek.

Bu düşüncelerle yepyeni bir sezona artık saatler kalmışken arzumuz bu sezonun bize hep güzellikler getirmesidir. Her şeye rağmen yeniden bir camia olmayı başarabildiğimiz ve mutlulukları hep birlikte yaşayabileceğimiz günler görmek temennisiyle yeni sezon tüm camiamız için hayırlı olsun.

Güldür yüzümüzü Antalyam...!

 



 

04 Ağustos 2012

Maraton Tribünü İçin Bir 'Orta Yol' Önerisi

Dün tam Emin Altıner'ın açıklamaları ile ilgili bir yazı yazmaya başlamıştım ki As Başkan Hüseyin Acarlıoğlu'nun Twitter'da yazdıklarıyla o yazıyı askıya aldım. Hüseyin Acarlıoğlu attığı tweetlerde şöyle diyordu: “Taraftarımızın Ceysu tribünlerindeki kombine bilet fiyatları hususundaki tepkilerini anlıyoruz. Ceysu tribünlerinde çalışmalar yapıyoruz.Umarız 2-3 kategoride fiyatlar oluşturabiliriz. Bu çalışmalar yakında neticelenmiş olacak. Esas sıkıntı maalesef stadın yapı planı ile ilgili. Umarız çalışmalarımızın neticesi taraftarın arzu ettiği şekilde sonuçlanacaktır.”

Açıkçası umutlandıran bir açıklama... Sonuç ne olur bilinmez ama taraftarın taleplerini görmezden gelmeye devam etmeyip bu talepleri değerlendirmeye almaları bile olumlu bir adımdır. Taraftarlar olarak bizler de umuyoruz ki bu çalışmalar neticesinde güzel şeyler ortaya çıksın ve orta yol bulunsun. Peki Ceysu Maraton'da orta yol nasıl bulunur? Ben kendi önerimizi söyleyeyim.

Hüseyin Acarlıoğlu 2-3 kategori diyerek kademeli bir fiyatlandırmadan bahsetmiş ki doğru olan da budur. Kapalı tribün için böyle kademeli bir fiyatlandırma uygulanırken Maraton Tribünü'nün tamamını tek fiyattan satmak zaten yanlıştı. Kademelendirme tamam da peki fiyatlandırma nasıl olmalı? Yönetimin istediği de bizim istediğimiz gibi orta yolu bulmak ise çözüm basit: Fiyatların alt sınırını taraftarın istediği fiyat, üst sınırını ise yönetimin belirlediği fiyat olmak üzere kademelendirmek...


Görselde de görüldüğü üzere bizim Ceysu Maraton tribünü için önerimiz 3 kademeli bir fiyatlandırma ile A kategorisinin 700 TL, B kategorisinin 550 TL, C kategorisinin 400 TL olması...

Bu fiyatlar arasında yönetim "çok düşük" diyerek en çok itirazı C kategorisi için önerdiğimiz 400 TL için yapabilir; ancak şöyle düşünmeliler: Görselin en solunda yer alan mavi koltuklar hangi tribüne dahil?  Adopen Kale Arkası'na... -O alan tampon bölge olarak kullanılacak ama normalde- Adopen Kale Arkası'ndaki bir koltuğun kombine fiyatı ne kadar? 250 TL... O mavi koltuğu 250 TL'ye satarken hemen bitişiğindeki turuncu koltuğu 400 TL'ye değil de daha pahalıya nasıl satabilirsiniz ki? 400 TL'den fazlası pek akıl karı bir iş olmayacaktır.

Ayrıca fark ediliyordur ki kategoriler arasındaki fiyat artışı 150 TL ile sabit. Bu artış sadece kategoriler arasında değil Adopen Kale Arkası ile Ceysu Maraton tribünlerinin kombineleri arasındaki fiyat farkında da sabit, yani 150 TL... Gayet adil gözüküyor. Bu fiyatlandırma sayesinde 250 TL'den başlayıp 700 TL'ye kadar 4 farklı fiyat seçeneği ile pek çok gelir grubundan insana hitap edilebilir. Bu da göz ardı edilmemesi gereken en önemli detaydır.

Umarım yönetim yapacağı değerlendirme neticesinde taraftardan gelen talepleri karşılayacak bir sonuca ulaşır. Bizim amacımız kimse ile dargınlıklar yaratmak değil, kimse ile kavga etmek değil. Taraftar olarak biz istiyoruz ki yönetimiyle, teknik kadrosuyla, oyuncusuyla, bu camiaya emeği geçen her bireyiyle büyük bir aile olabilmek; bu armanın sevdasını birlikte yaşatabilmek, bu armanın kavgasını omuz omuza verebilmek... Bunları yapabilmemiz için de önümüzdeki ilk hedefin kombine konusunda orta yolu bulmak olduğu aşikar...

İnşallah diyorum, inşallah önümüzdeki günler bu dileklerimizin gerçekleşmeye başladığı günler olsun.

Ve şimdi söz bir kez daha yönetimde...





02 Ağustos 2012

Hasan Subaşı'ndan Kombine Yorumu

Antalyaspor'un efsane başkanlarından olan Hasan Subaşı'nın her yazdığını önceki senelerde hatta bu senenin başına kadar Antalyasporla ilgili haber sitelerinde okurduk. Ancak en son kombine bilet fiyatları hakkında yazdıklarını hiçbir yerde göremedik.

Hasan Subaşı herhangi bir Antalyalı, Antalyasporlu değildir. Bu şehirde Büyükşehir Belediye Başkanı olarak beğenilen veya beğenilmeyen birçok hizmet etmiş, Antalyaspor'a çok güzel seneler yaşatmış, Antalya'nın ileri gelen en önemli isimlerinden biridir. Bizim kombine isyanımızda sesimiz ona kadar ulaşmışsa Antalyaspor ile ilgili haber siteleri onun düşüncelerini insanlara aktarmalıdır.

Daha geçen seneye kadar yönetimi övüyoruz diyer biz bloggerlara sallayan yazarlar bu sene 'coşkuyla' yönetimi alkışlıyor ve onların yazıları istisnasız yayınlanıyor. Ancak Antalya'nın en önemli isimlerinden biri olan Hasan Subaşı'ya kulak asılmamış gibi görülüyor.

Neyse bazı yayın organları tarafından önemli gözükmemişse bile biz Hasan Subaşı'nın yazdıklarını belki okumayan kalmıştır diyerek yayınlıyoruz. Teşekkürler Hasan Başkan, bize destek olduğun için.

Kombine Fiyatları
Antalyaspor yönetiminin bu yıl açıkladığı kombine fiyatlarıyla ilgili hayli tartışma oldu anladığım kadarıyla. Bana gelen twitlerden İstanbul'da olduğum süre içinde bile takip edebildim.

Taraftarların gazetelerde çıkan ilanını görünce etkilendim ve konuyla ilgili Antalya'dan birkaç arkadaşla görüştüm. Gerçekten itirazların bana göre haklı yanları görünüyordu.

Taraftarlar gazete ilanında, yönetime hizmeti için teşekkür ediyorlardı ama 'Ceysu maraton' tribünü için belirlenen 750 TL fiyatı yüksek buluyorlardı.

Geçen yılın açık tribün ücretine göre iki katı aşan zam taraftarın canını yakmıştı.

Kapalı tribün ya da protokol yüksek ücret kaldırabilir. Yardım amaçlı Antalyaspor sevdalısı iş adamları ya da kurumlar bunları fazla miktarda alıp sporseverlere ya da yakınlarına dağıtabilir. Çoğu zaman da önemli maçlar dışında bu koltuklar boş kalır.

Kale arkalarında belirlenen düşük fiyat orayı tercih eden taraftarını anladığım kadarıyla memnun etmiş.

Asıl sorun 'açık tribün' seyircisinde… Yeni statta üstü kapalı da olsa seyircinin gelirini etkilemiyor!

Taraftarlar siteminde şöyle sesleniyor; “Amaç 500 bin TL kazanç elde etmekse üç puanlık bir galibiyet primi 740 bin TL olduğuna göre buna değer mi?” diye soruyorlar. Galibiyetlerdeki kendi katkı ve çabalarını da ince bir mesajla sunmuş oluyorlar!

Geçtiğimiz sezon takım önemli bir tehlike yaşadı ve ucuz atlattı. Yaşanan tehlikenin önde gelen nedenlerinden birisi, uzak saha idi. Dolayısıyla taraftar da takımından uzak kalmıştı.

Bu yıl maçların üniversite stadında oynanacak olması bir avantaj. Taraftarı tribüne çekmenin yollarını aramak gerekir. Bu bedavacılık ya da her maliyeti kulübe yüklemek şeklinde olmamalıdır. Bu konuda herkesin kulübe destek olması, küçük de olsa bir maç biletiyle katkı sunması gerekir. Doğru olan tabii ki budur.

Stat konusunda Antalya şanssız, kabul ama bu şanssızlığı ya da stadın küçüklüğünün maliyetini dar gelirli ve en büyük tutkusu takımını izlemek ve desteklemek olan kesime yansıtmak doğru olmaz.

Kaldı ki bir ölçüde yansıtılsa bile göreceği iş, gerçekten iddia edildiği gibi bir maçın primini karşılamaktan bile çok uzaktır…

Maçlarımızı Atatürk Stadı'nda oynarken sanayiden, çarşıdan akıp gelen ve maçları açık tribünden izleyen esnaf kesimi anladığım kadarıyla maçların yine kent merkezinde oynanacak olmasından memnunlar. Takımlarını yine eskisi gibi desteklemeye hazırlar ama seyretmek istedikleri tribündeki fiyata itirazları var. Bunda bir jestin kimseye zararı olmaz yararı çok olur.

Gençlerbirliği Türkiye’nin en iyi idare edilen, en paralı kulüplerinden birisidir ama taraftarı olmadığı için karşılığını sportif başarı olarak alamaz.

Geçmişte öğrenciliğimde 68 kuşağı neredeyse devrim yapmak üzere ayaklanmıştı. Çıkış noktası üniversite harçlarıydı. Harçlar dar gelirli kitlenin canını yakıyor ve kimse seslerini duymuyordu.

Bugün gençler yine 600-700 TL harçları yüksek buluyor ve eylemleri nedeniyle hapiste yatıyor! Geçmişte küçük jestleri yapamadık, şimdi Başbakan açıklıyor: “Üniversitelerde harçlar tümden kaldırıldı.” Ya bugüne kadar gereksiz yaşananlar!

Olumsuzluklar yaşandıktan sonra tribünler tümden bedava desek de yok edemeyiz. Bence en iyisi karşılıklı anlayış gösterebilmek.








 

31 Temmuz 2012

Ferman Padişahınsa Tribünler Bizimdir

Kombine fiyatlarının açıklanmasının hemen ardından imza kampanyası ile birlikte yayınlanacak bir bildirinin hazırlıkları da başlamıştı. O gün hazırlanan bildiri geçtiğimiz gün iki ulusal gazetede yayınlanarak kamuoyuyla da paylaşıldı. Görülen o ki ses de getirdi. ama ne yazık ki yönetim sesimizi duymamaya hala kararlı. E biz de duyurmaya kararlıyız...

Not: Bildiri metnini buradan veya görsellerin üzerine tıklayıp görseli büyülterek okuyabilirsiniz.







29 Temmuz 2012

NOSTALJİ: Antalya'ya Manken Desteği

Kombine gündemi oldukça yoğun. Yoğun ama aslına bakarsanız sadece taraftara yoğun. Çünkü yönetim kontrolü altına aldığı gazetelerin "Kombine Çoşkusu" haberleriyle kendini kandırmaya devam ediyor. Kulakları taraftarın gittikçe yükselen ve artık daha bir bütün olarak çıkan sesine hala sağır... Taraftar ise yönetimin bu umursamaz tavrına karşılık kombine almamaya ve isyanı devam ettirmeye kararlı...

Neyse konudan daha fazla sapmadan aşağıdaki gazete küpürüyle bu yoğun kombine gündeminde küçük bir nostalji yapalım. 1995-1996 sezonu kombine satışlarında Antalyalı mankenler görev başında...








27 Temmuz 2012

İmza Kampanyası | İsyan 07

Kombine dedikodularının başladığı günden beri Antalyaspor taraftarları kombine fiyatlarının makul seviyelerde olması için oldukça çaba sarf etti ama bu çabalar hep bireysel çabalardı. Dün bize bir kez daha gösterdi ki tek ses olmayı başarmadan bireysel çabalarla isteklerimizi elde etmek pek de mümkün değil.

Dün açıklanan kombine fiyatlarından sonra taraftarın artık daha yüksek sesle bu fiyatlara tepki göstereceği kesin. Ancak çıkacak bu sesi tek sese dönüştürmek birinci önceliğimiz olmalı. Bu yolda ilk adım olarak başlayan imza kampanyasına katılarak sesimizin daha gür çıkmasına siz de destek olun: İsyan-07




 

26 Temmuz 2012

Kombine Fiyatlarının Anlattığı

Kombine fiyatları ile ilgili iki haftadan beri ertelenip duran açıklama bugün geldi. 2012-2013 sezonunda Antalyaspor'un kobine ve bilet fiyatları şöyle:


Bu tabloda yazan rakamların arasından Akıncıoğlu ve ekibinin Antalyaspor taraftarına verdiği mesajları okursak mesaj çok net: “Artık sizi istemiyoruz.” Yoksa geçtiğimiz sezon düşmekten son maçta -kendi başarısıyla bile değil, Sivasspor sayesinde- kurtulan bir takımın yöneticisi geçen sezon 200 TL'den sattığı maraton kombinesine %375 zam yapıp da 750 TL'den satmaya hangi mantıkla yeltenir ki?

Artık maçlarımızı şehir merkezinde oynayacağımız için mi? Saçma! Bu şehirde tüm tribünlere kombine uygulaması zaten ilk kez 2009-2010 sezonunda yapıldı. Yani pek çok Antalyalı'nın kombine ile tanışması çok eskiye değil, sadece 3 sezon öncesine dayanıyor. Söz konusu 2009-2010 sezonunda bu yönetim değil miydi kombine bilinci oluşsun diye açık tribün kombinesi 175 TL'den satan? Hem de şehrin göbeğinde ve bizim olan Atatürk Stadı'ndayken... Soruyorum. 2009-2010 sezonundan sonra Antalya'daki kombine bilinci bir anda çok mu gelişiverdi de bugün bir maraton kombinesi 750 TL'den satılabilecek duruma geldi?

Aksine o sezondan sonra şehir merkezinden uzakta Mardan'da oynamak zorunda kaldığımız için değil kombine kültürünü geliştirmek Atatürk Stadı'ndaki taraftar potansiyelimizde ciddi kayıplar yaşadık. Zaten Mardan'daki ilk sezonumuz olan 2010-2011 sezonunda 250 TL'den satılan açık tribün kombine fiyatının Mardan'daki ikinci sezonumuz olan 2011-2012'de %20 indirim uygulanarak 200 TL'ye düşürülmesi de taraftar potansiyelindeki bu kaybı telafi etmek için atılmış bir adım değil de nedir?

Tekrar gelelim bugüne. Başta da dediğim gibi belirlenen bu kombine fiyatları "Artık Mardan'a gitmek zorunda değiliz. Dolayısıyla her maç o lanet yolu çekecek cefakar Antalyaspor taraftarına da ihtiyaç kalmadı. Zaten bunlar değil miydi homurdanıp duran? Gelmesinler daha iyi." diye düşünen yönetiminin bizlere "Artık sizi istemiyoruz" mesajıdır. 

Bu saatten sonra biz de artık Antalyaspor A.Ş. patronu Akıncıoğlu ve ekibine karşı bunun bilinciyle hareket edeceğiz. Antalyaspor A.Ş patronu diyorum çünkü taraftar değil para kazanmayı kendine hedef edinen, mevcut taraftarını da bu yolda kendine engel olarak görüp onlardan kurtulmanın derdine düşen birisi artık benim gözümde Antalyaspor başkanı olamaz

Son olarak Antalyaspor A.Ş. patronuna bir hatırlatmayla bitirmek isterim bu yazıyı. Geçen sezonun son haftalarını hatırlasınlar. Özellikle 34. haftayı... Tam da 'homurdanan' taraftarların haftalar hatta aylar öncesinden uyardığı gibi takım düşme hattında boğuşmaya, işler bir anda ciddiye binmeye başlayınca bu taraftar ne kadar da kıymetli olmuştu, değil mi? Herkes "Ne yapabiliriz de taraftarı maça götürürüz?" derdine düşmüştü. O günler bu işlerin taraftar olmadan yürümeyeceğin en güzel göstergesiydi ama anlaşılıyor ki bazıları o günlerden ders almamışlar ya da dün öyle, bugün böyle demeyi tercih ediyorlar ki  ikiyüzlülük de tam bu olsa gerek.




 

23 Temmuz 2012

Bazı Antalyasporlu Taraftarlar


Bazı Antalyasporlu Taraftarlar sosyal medya aracılığı ile Antalyasporlu yöneticilere kombinelerle ilgili isteklerde bulunuyorlar. 

Boş küme sadece matematik dersinde öğrenilip, unutulan bir unsur değildir. 




Antalyaspor Yönetimine Kombine Soruları

2 hafta önce açıklanacaktı, açıklanmadı. Geçen hafta açıklanacaktı, yine açıklanmadı. Sahi bir kombine fiyatı açıklamak nasıl bu kadar zor olabilir ki haftalardır ertelenip duruyor? Kısmetse bu hafta açıklanır artık diyelim ve kombinenin açıklanma tarihinden çok daha önemli olan konuya gelelim. Yani kombine fiyatlarına... Bu konuda çok söz söylendi, çok şey yazıldı ama bir iki laf da ben etmek isterim.

Açık tribünün kombine fiyatı için ilk başta 600 TL olarak çıkan dedikoduları yavaş yavaş yükseldi ve en son 900 TL'ye kadar dayandı. Hangi dedikodu doğru çıkacak bunu göreceğiz ama bana sorarsanız 900 TL zaten yanlışın daniskasıdır da 600 TL de son derece yanlış bir karar olur.

Neden yanlış bir karar olacağını anlamak için elimizde neler var şöyle bir gözden geçirelim: Mardan'da geçirilen iki sezon boyunca Antalyaspor şehirden kopmuş; bu bir... Bu iki sezonun ardından Antalyaspor şehre dönmüş ama kendi stadına değil, yine misafirliğimiz devam ediyor; bu iki... Önümüzdeki iki sezon misafir olacağımız Akdeniz Üniversitesi Stadı atletizm amaçlı planlandığı için çoğu futbolseverin pek de keyif alarak gideceği bir stat değil, bu da üç...

Elimizde bunlar varken bir de Türkiye şartlarını düşünürsek Akdeniz Üniversitesi Stadı'nda maraton tribününde izlenecek bir maçın benim gözümde ederi en fazla 30 TL'dir. Kombine aldığımızda ortaya çıkan maç başı fiyat, kombinesiz tek maç fiyatından biraz daha düşük olacağına göre biz kombine alan bir kişi için maç başı fiyatı 25 TL diyelim, bu da toplamda 17 maçtan 425 TL yapar. Bunun üzerindeki her bedel bence yanlıştır.

Efendim? Çok mu az? O zaman bu sezon Avrupa'da oynayacak 3 takımın kombine fiyatlarına bir bakıverelim. Trabzonspor'un Maraton kombinesi 350-600 TL arası değişiyor; Bursaspor maraton kombinesini 1 yıllık dergi aboneliği hediyesiyle birlikte 650 TL'den satıyor, Eskişehirspor'un açık tribün kombinesi ise sadece 200 TL... Karşımızda bu fiyatlar dururken Antalyaspor yönetimi olarak yüksek kombine bedeline neden olarak neyi gösterebilirsiniz ki?

Akıncıoğlu 2010-2011 sezonu öncesinde şöyle demiş: “2010-2011 sezonunu borcu olmayan, kendi ayakları üzerinde durabilen ve tüm gelirlerinin takıma aktarıldığı büyük bütçelerle Avrupa kupalarını hedefleyen bir Antalyaspor yaratmak istiyoruz.” Bu sözlerin üzerinden iki sezon geçti. Hadi iki sezondur bu Avrupa dileğimiz gerçekleşmedi, peki bu sezon Avrupa'yı mı hedefliyoruz? Eğer hedefliyorsak ya Hasan Akıncıoğlu ya Mehmet Özdilek çıksın desin ki “Hedefimiz Avrupa'dır!”... Bunu söyleyebilir misiniz? Eğer bu soruma yanıtınız "hayır" ise taraftardan hangi yüzle yüksek kombine bedeli istenebilir ki?

Kulübün taraftardan gelecek gelire ihtiyacı varmış. Geçiniz yahu bu zırvayı. Antalya'da binlerce otel var. Antalya'daki 5 yıldızlı otel sayısı tüm İspanya'daki 5 yıldızlı otel sayısından fazlayken söylesenize bana kaç otelden Antalyaspor için destek alabiliyorsunuz? Akıncıoğlu gibi saygın bir iş adamının illaki birilerine sözü geçiyordur, yönetimdeki pek çok ismin de... Peki sonuç ne? Gerçekten bunu merak ediyorum. Antalya'dan milyon dolarlar kazanan onca otele söz geçiremeyip de bu otellerde belki de asgari ücrete çalışan bir taraftarın 700 TL'lik maaşına göz dikmek, üstüne bir de buna "Antalyaspor için fedakarlık yapın" diyerek taraftarın armaya olan sevgisini sömürmeye çalışmak biraz ayıp olmuyor mu?

Taraftardan gelecek gelir bu kadar önemliyse ben taraftardan geliri en verimli şekilde nasıl elde edeceğinizi söyleyeyim. Bir taraftar için öncelik statta takımının yanında olabilmektir. Bu yüzden kombine fiyatları makul seviyelerde tutulmalı. Ekonomik anlamda sıkıntı yaşayan bir taraftar için öncelik kombinesini almak olacağı için o kombinesini alarak kulübe destek olabilmesi sağlanmalı. Ekonomik anlamda daha iyi durumda olan bir taraftar içinse kombinenin yanı sıra farklı yollardan da gelir elde etmenin yolu aranmalı, bu da en kolay Store üzerinden sağlanabilir. Peki bizim bunu sağlayacak güçlü bir Store'umuz var mı?

Tüm bunların ötesinde herkesin bildiği gibi Akdeniz Üniversitesi 35,000-40,000 arası öğrencinin öğrenim gördüğü köklü bir üniversite... Bu genç potansiyelin farkında olmalı ve bu genç potansiyeli Antalyaspor ile tanıştırmanın yollarını aramalıyız. O kampüsü maç günleri taraftarımızla bayram yerine çevirebilmeli, o öğrencilerin memleketlerine döndüklerinde Antalyaspor'u en güzel şekilde hatırlamalarını sağlamalıyız. Yönetim bu konuda da "Bu yetmez, bana para da lazım." diyorsa maç günleri kampüse gelecek mobil bir Store ile buradan da belli bir gelir elde edilebilir. Böyle bir fırsatımız da varken Antalyaspor'un yüksek kombine bedelleriyle boş tribünlere mahkum edildiğini ve bu genç potansiyelin heba edilişini mi izleyeceğiz bu sezon?

Daha fazla uzatmadan artık toparlayayım. Ben 425 TL'ten fazlası yanlıştır dedim ama ortada dolanan fiyatlardan sonra pek çok Antalyasporlu ilk açıklanan miktar olan 600 TL'ye kadar bir tutara razı olmuş görünüyor. 500 TL'nin üzerindeki her fiyat bir öğrenci olarak benim ödeyemeceğim miktarlardır. Eminim ki benim gibi birçok kişi de bu fiyatların mağduru olacak. Tam da şehre döndük derken yazık olacak gibi şu anki görüntü ama benim için asıl kırılma noktası 600 TL'nin 1 kuruş üstü olur. Eğer yönetim böyle bir fiyat açıklarsa ortalığın karışma olasılığı oldukça yüksek. Kendi adıma da böyle bir durumda bu yönetime karşı cephe alacağımı açıkça söyleyebilirim. Dolayısıyla açıklanacak bedel bence biraz da taraftarın "Dost musun, düşman mısın?" sorusuna yönetimin verdiği yanıt niteliğinde olacaktır. Umalım ki hayırlısı olsun.




 

29 Haziran 2012

600 Lira mıdır Fedakarlık?

Okuldan geldikten sonra herkes gazoz muhabbeti yapıyor. Sonra bir baktım ki başkan şu ana kadar yaptığı en başarısız açıklamalardan birine imza atmış. Cefanın en büyüğünü iki senedir çeken Antalyaspor taraftarından fedakarlık isterken tribünün içinden olduğumuzdan dolayı herkesin bütçesine göre canımız spor kulübümüz Antalyaspor'un da kazançlı çıkması uğruna en uygun olduğunu düşündüğümüz kombine fiyatına "gazoz parası" yakıştırması yapmış başkan.

Özgün ile telefonda konuşurken utandım gerçekten. Peşinden kilometrelerce gittiğimiz takımın maçlarını seyredebilmek için ekonomistler gibi hesap kitap işine girdiğimizi fark ettim. Derste kullandığım hesap makinesinde şu fiyattan satarsa kombineyi bu kadar kazanır; kombineyi bu fiyattan satarsak evet daha az kazanır ancak zaten bu farkı 2 maç ile kapatıyor. Arkadaş ne oluyoruz ya? İşin neresinde kaldı spor, aşk?

Geçen sene takım şehir dışında iken yaktığımız benzin parasının, harcadığımız bir tam günde dışarıda yemek zorunda kaldığımız yemeğin, yemeğin yanında bir lüks olarak içtiğimiz "gazoz" parasını fedakarlık olarak görmeyen başkan; şimdi kalkmış bu sene talep ettiğimiz fiyatlara gazoz parası diyor.

Başkan artık dilinden bir düşsün şu para konusu. Fedakarlık para ile olmuyor. Pankart boyamak, deplasmana gitmek, 90 dakika gırtlak patlatmak... Bunları yaparken belki ailenle karşı karşıya gelmen, belki derslerinden kalman, belki de yara alman... Bunlarla oluyor bizde fedakarlık.

Para muhabbetini sokmayın aşkımızla aramıza. Bir şekilde kombine alırız, hiç olmadı takımı gazoz içerek kahvehanelerde izleriz. Ancak sizin belirlediğiniz fiyatlarla ölçülmez bizim fedakarlığımız.

Bu durum beni korkutmaya başladı. Sanki bir daha rahat rahat maçları sevdiğim insanlarla tribünde izleyemeyecekmişim gibi geliyor. Bu tribünde kardeşim, abim dediğim insanların içinde mühendisi de var, simitçisi de, doktoru da, sanayide kaportacı çırağı da... Belki takım küme düşerse yine tribünde 10-15 kişi izleriz takımı eski günlerdeki gibi omuz omuza.


Bizim lügatımızda fedakarlık 600 liralık bir kombine bilet değil.




 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...