Futbol Takımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Futbol Takımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2017

STSL 16. Hafta - Başakşehir (D) | 5N1K'dan Fazlası

Bu sezon yazdığım maç yazılarının birçoğunda soru sora sora bir şeyler ifade etmeye uğraştım. Bunun sebebi geride bıraktığımız haftalarda soru sormaktan başka bir çaremizin kalmamasıydı.

Aklımızdaki sorulara birer birer yanıtlar bulmak yerine her hafta bu sorulara yenilerini eklendikçe ligin ilk yarısının bitmesine 1 maç kala içimiz dışımız soru işareti oldu:

- Bu sezon yaşadığımız şokun sebebi "ne"?
- Yaşadığımız bu şoktan çıkabilmek için "nasıl" bir çözüme ihtiyacımız var?
- Sezon öncesi transfer edilen ve kalitesi kabul görmüş isimlerden biz "neden" fayda göremedik?
- Ligi sezon sonunda "nerede" tamamlayacağız?
- Yeni hoca "ne zaman" belli olacak?
- Başkan "kim" olacak?

Üstün körü birer örnekle 5N1K formatında aklımdaki sorulardan bazılarını sıraladım ama Antalyaspor camiasında bu sezon 5N1K'dan fazlası var. Sizlere de desem ki aklınızdaki soruları yazın lütfen, herhalde sayfalarca bir liste yapabiliriz şüphesiz ki.

Peki, bu soruları biz soruyoruz da peki ya futbolcular? Acaba onlar hangi soruları soruyorlar veya herhangi bir soru soruyorlar mı?

Çünkü hocasını da, başkanını da geçtim o topu rakibin kalesine tıkacak da kendi kalesini rakibine duvar edecek de sahadaki futbolcular... Bunu yapabilmeleri için illa bir hocaya illa bir başkana ihtiyaçları mı var?

Türkiye şartlarını göz önünde bulunduruyorum ve soruyorum: Kaba tabirle eşek yüküyle para kazanan bu isimler bir topa vurabilmek için illa kendilerine deh veya çüş diyecek birine mi ihtiyaç duyuyorlar?


Başakşehir mağlubiyeti ligdeki 8. mağlubiyetimiz oldu. 16 maç 8 mağlubiyet... Lig başlamadan önce her kesimden insanın ilk 5'e girer diye tahmin ettiği kadronun elde ettiği sonuç bu.

Trabzonspor mağlubiyetinden sonra şöyle yazmıştım: "Oyunun önemli bir kısmını böylesi kontrol altında tutabildiğimiz bir maçtan bile 3-0'lık mağlubiyet ile ayrılıyorsak hangi maçı kazanacağız?"

Başakşehir maçına bakıyorum 1-0 önde tamamladığımız ilk yarının ardından Eto'o'nun sakatlanmasıyla bir anda nasıl oluyorsa takımın özgüveni tepe taklak oluyor ve 4-1 gibi bir skorla sahadan ayrılıyorlar ki skorun 4-1'den daha büyük farklı bir skor olmaması bir mucize...

Şimdi soruyorum sahadaki bu isimlere... Diğer sorular gibi boşluğa karışıp gidecek bir soru daha belki ama ben inatla soruyorum:

Gerçekten bu fiyaskonun içinde kendinize hangi soruları soruyorsunuz veya herhangi bir soru soruyor musunuz? Hadi siz sormuyorsunuz da anneniz babanız eşiniz dostunuz ile konuşurken şu fiyaskonun bir parçası olmaktan hiç mi utanmıyorsunuz?



 

07 Ağustos 2014

Yolun Açık Olsun Musa

Zaman zaman kızdığımız ama her seferinde 7 numarayı başkasına yakıştıramadığımız Antalya'nın öz evladı Musa Nizam yıllardır adı geçen Trabzonspor'a transfer oldu. 

Blogun bu sessiz zamanlarında Musa'ya veda etmemeklik olmaz diye düşündüm. Sonuçta Antalyaspor'da yetişmiş, Antalyaspor'a vefasızlık etmemiş futbolcu sayısı çok az. Tribüne her seferinde "Antalya seninle gurur duyuyor" diye çağırmaktan keyif aldığımız Musa, bu vefasını zaten son düştüğümüz maçta akıttığı göz yaşları ile göstermiştir hepimize ve tüm takım arkadaşlarına büyük bir ders vermiştir. 

Ayrıca sürekli dengesiz giriyor diye eleştirdiğimiz Musa profesyonel futbol kariyeri boyunca da 1 tane kırmızı kart görmüştür. Ben de çok az hatırlıyorum zaten rakip futbolcuyla, hakemle uğraştığını. Böyle de ahlaklı bir futbolcudur kendisi.

Musa'ya Trabzonspor'da başarılar diliyorum. Zor gözükse de umarım oradan Avrupa yolları açılır, ancak Türkiye'de kalacaksa da benim gönlümde 7 numaralı forması Antalya'da onu bekler.

Antalya seninle gurur duyuyor!






08 Mayıs 2014

Sadece Futbolcular Küme Düştü

Maçtan hemen sonra yazmak istemedim bir şeyler. Çünkü yazacak olsam, neden düştük, suçlu kim falan gibi gereksiz şeylerden bahsedecektik. Topa basalım, bir oyun sakinleşsin istedim. 

Antalyaspor'un küme düşmesine üzülmedim. Hatta başlığı da Oh Be Düştük! gibi bir başlık koyacaktım ancak çok fazla üzülen arkadaşlara saygısızlık olsun da istemedim. Çünkü ben ciddi anlamda kendimi Antalyasporlu hissettiğim yaşlarımda Antalyaspor, şuan düştüğümüz ligde orta sıralarda idi. Hatta artık bir tribüncü olduğumu düşündüğüm zamanlarda oradan da düşmemeye oynuyorduk.

Bu bir avuntu değildir. Hani diyor ya herkes, "Antalyaspor, bu şerefsiz lig için fazla şerefliydi" "Bizim olduğumuz her lig süper ligdir"... işte bunlar benim için esasında bir avuntu. Ancak gerçek anlamda söylüyorum ben artık sıkılmıştım. 

Sıkılmıştım, Antalya'da tatil yapmak için gelen veteran futbolculardan, sıkılmıştım İstanbul takımlarını izlemek için kombine alanlardan, sıkılmıştık süperligde iki üç reklamını yapmak için Antalyasporlu gözüken siyasilerden işadamlarından, sıkılmıştım hersene acaba bu sene düşer miyiz diye korku yaşamaktan, sıkılmıştım mali çıkarları uğruna Antalyaspor hakkında yabancı takım gibi bahseden yorumculardan, sıkılmıştım futbol sevgisi sadece İstanbul takımları olduğundan ve Antalyaspor onların bu ligde rakibi olduğu için Antalyaspor hakkında salak salak yorumlar yapanlardan, sıkılmıştım endüstriyelleşen tribünden...

Bir alt lig gerçekten çok daha iyi gelecek Antalyaspor'a. Küme düştüğümüz maçtan sonra gururla, en içten duyguyla "canım feda olsun sana" diye haykıran yüreklerin olacağı bir lige gidiyoruz. İnsanların, samimiyetsiz ilgisinden kurtuluyoruz. O aptal İstanbul takımı hayranlarının yorumlarından kurtuluyoruz. 

Kimbilir belki tribün gücü ile gönderemediğimiz Medical Park'dan bile kurtulucaz bu düşüşle. Tertemiz Antalyaspor armasına tekrar kavuşacağız, bu bile yetmez mi? 

Başlıkta okuduğumuz gibi, Antalyaspor'da bu sene top koşturan futbolcular küme düşmüştür. Antalyaspor'u sevenler hala yerinde olacaktır. Sadece destekledikleri takımın rakipleri farklı olacaktır. Ancak şuanda kendilerine takım arayan futbolcular, düşmüş futbolcular olarak takım arayacaklardır. 

Sahada ağlayan Zeki, Musa, Serkan... Varını yoğunu ortaya koyan Diarra onurumuzdur. Antalyaspor her zaman bizim gururumuzdur. Bu taraftar bu futbolculara hakkını helal etmiyor, ancak Antalyaspor armasına canımız, kanımız her zaman feda. 





23 Mart 2014

STSL 26. Hafta Karabükspor | Görünen Köy Kılavuz İstemez

Üstünüzdeki dedik, forma dedik, güç verir size dedik... Sizin yapmanız gereken tek şey hakkını vermekti o formanın ama siz bırakın formanın hakkını vermeyi, işinizin hakkını, aldığınız paranın hakkını bile vermekten acizsiniz. 

Hangi taktiği, hangi bireysel hataları, hangi takım içi uyuşmazlıkları konuşacağız. Takımın şuan ki halinin taktiği, sistemi mi kaldı? Bu saatten sonra, bugüne kadar yapmayı aklınızın ucundan bile geçirmediğiniz şeyi yapacaktınız. Savaşacaktınız. Sizden jeneriklik goller istemedik, sizden müthiş pas organizasyonları istemedik, sizden harika vücut çalımları istemedik. Tekmeye kafa sokmanızı istedik, formanın terle hatta gerekirse kanla ıslanmasını istedik... Acınacak haldesiniz ki, formanın terden ıslandığını bile düşünmüyorum.

Takımın taraftarı yok dediniz, son 3 maçtır sene başı sponsorlara verilen koltukları dışında stat tamamen dolu. Her deplasmanda yanınızdayız, daha geçen hafta 800 kişi Manisa'ya geldik. Daha ne istiyorsunuz. Şehir mi kötü, havalar mı bozuk... Başka şehirlerde döner bıçakları ile girilen tesislere iki haftadır tatlılarla geliyor Antalyaspor taraftarı... Daha nasıl bir ortam istiyorsunuz? 

Hadi bunca taraftarı, Antalyaspor camiasını önemsemiyorsunuz. Sanıyor musunuz ki bu takım küme düşerse siz topçular başka takımlarda oynayabileceksiniz. Çoğunuz da bizimle beraber alt liglere doğru yola çıkacaksınız. Antalya gibi bir şehirde yaşama, futbol oynama şansını tepeceksiniz. Eh sizin gibi adamlardan futbol yorumcusu da olmaz, belki bir köfteci açarsınız. 

Artık futbolcuların adam olma zamanı gelmiştir. Antalyaspor taraftarının sabrı taşmıştır. Bu takım eğer küme düşerse, bunun tüm vebali Antalyaspor futbol takımı oyuncularında olacaktır. Bir şehrin vebali boynunuzda olacaktır.

Adam olun, formanın hakkını verin. Tekrar hatırlatmakta fayda var...

EN BÜYÜK TARAFTAR, FUTBOLCULAR SAHTEKAR!





18 Mart 2014

Hoş Geldin Fuat Çapa

27 Mart 2012... Birkaç gün sonra üzerinden tam 2 yıl geçmiş olacak o günde Gençlerbirliği'nden birkaç isim ODTÜ'ye gelmiş, "Şehrinin Takımını Tut" adlı etkinlik için Gençlerbirliği taraftarıyla buluşacaktı. Fırsattan istifade Antalyasporlu kimliğimle ben de katılmıştım bu etkinliğe.

O günleri Antalyaspor camiası açısından kısaca hatırlamak gerekirse böyle bir etkinliğin bizim camiamızda düzenlenmesini hayal bile edemediğimiz günlerdi. Hatta çoğu maçtan sonra Özdilek'in taraftara yönelik eleştirilerini dinlediğimiz günler... Hal böyleyken imrenerek takip etmiştim Gençlerbirliği'nin bu etkinliğini. Çünkü bizde soğuk bir savaş yaşanırken orada sıcak bir aile ortamı içinde kalakalmıştım.


O etkinlikte şu an kadromuzda yer alan Murat Duruer ile birlikte Fuat Çapa da konuşmacılar arasında yer alıyordu. Söyleşiyi dinlerken "Özdilek'in yerine Antalyaspor teknik direktörü Çapa olsa nasıl olurdu durumumuz?" diye aklıma takılmıştı. 2 yıl sonra bugün tam da böyle bir durum ortaya çıktı. Özdilek Gençlerbirliği'nin başında, Çapa ise Antalyasporumuzun... Bakalım nasıl bir tablo ortaya çıkacak.

Söyleşi sırasınca Fuat Çapa'nın taraftarla olan olumlu diyalogu etkileyiciydi. Avrupa geçmişinin de etkilerini taşıyan futbol anlayışı yaptığı açıklamalarda kendini hissettiriyordu. Etkinlikten bir süre evvel Twitter'da İstanbul takımları için kullandığı "büyük takım" ifadesine aldığı tepkilerin hemen sonrasında geri adım atmış, konuya ilişkin özrünü bu etkinlikte şu sözlerle yapıyordu: "Ben neredeysem benim için en büyük kulüp odur."

Kendisi hakkında bu etkinliğe dair anılardan öte çok fazla paylaşabileceğim bir detay yok. Zaten gerisi herkesin internetten kolayca bulabileceği rakamsal veriler olur ancak ama bana kalırsa mevcut durumumuzu da düşünerek bunlarla oyalanmak yerine ateş hattından nasıl kurtulacağımız konusuna odaklanalım. Çapa'ya gereken desteği verip el birliği ile mücadele edelim. Ha baktık sıkıntı var, zaten ilk eleştiren de bizler oluruz ama bugün "Gençler'de iyiydi.", ".Erciyes'te kötüydü." gibi muhabbetlerle haybeden hükümler oluşturmayalım.

Bir kez daha Antalya'ya, Antalyaspor'a hoş geldin Fuat Çapa deyip kendisine başarılar dileyelim. Umarım o gün taraftarla kurduğu diyalogu bizlerle kurmak ve kariyerinde çok daha başarılı bir dönemi Antalyaspor'la yaşamak nasip olur Fuat Çapa'ya...





 

10 Mart 2014

Ve Samet Aybaba Gönderildi

Son Rize maçından sonra daha maç hakkında birşeyler yazamamıştık. Bu maçta berabere bile kalma durumunda Samet Aybaba'nın artık sonunun geleceğini düşünüyorduk ancak, son zamanlarda en rahat alacağımız maçı da verince Aybaba'nın gidişinin önüne geçilmez oldu.


Dün akşamdan beri beklenen, alttan alttan dillendirilen sonuç bugün açıklandı. Samet Aybaba artık Antalyaspor'un teknik direktörü değil. 

Samet Aybaba geldiğinde olması gerektiği gibi hepimiz destek verdik. Ancak ligin arasına girerken belli idi Aybaba ile daha fazla devam edilemeyeceği. Tıpkı önceki teknik ekipte 3 sene sonunda belirttiğimiz gibi. Antalyaspor önünü göremiyordu hoca ile. Antalyaspor'un el freni olma özelliği sahadaki futbolculardan hocaya geçmişti çünkü. Antalyaspor korkaktı sahada. Biz buna karşı çıkıyorduk önceki dönemde olduğu gibi.

Bu kararın sonucunda belki Antalyaspor küme düşebilir. Ancak birşeyler denenmiş olacaktır. Bu düşüşüş önüne geçmek için bir harekette bulunulmuş oldu. Taraftara ses verildi. Ondan dolayı ben bu kararı alanları alkışlıyorum. Önceki yönetimin düştüğü hataya düşmeyip, anlamsız bir inadın peşinden koşmayanları alkışlıyoyrum. Antalyaspor'un göz göre göre küme düşmesini izlemek yerine birşeyler yapma telaşında olanları alkışlıyorum. 

Antalyaspor takımı bana kalırsa Aybaba kalsaydı da küme düşmezdi. Ancak bu takımın yeri bu değildi. Bu takıma korkak oyun oynatmayacak bir hoca lazım. Şimdi gelecek hocanın getireceği heyecan bile bizi götürür. Ondan dolayı hepimizin isteği Türkiye futbolunu bilen bir hocanın Antalya'ya gelmesi. 

Samet Aybaba'ya bizi kupada namağlup yarıfinale çıkardığı için kendi adıma teşekkürü bir borç bilirim. Ancak gitmesi gerekiyordu, gereken oldu.

Gelecek hoca hakkında çeşitli söylentiler var ancak blogu yakından takip edenler bilir, dedikodular üzerine hiç hareket etmedik, kesinleşen bizim bildiğimiz, hatta kamuoyunun dahi haberi olduğu ama resmileşmeyen konular hakkında hiç yazmadık. Ondan dolayı hoca belli olsun tekrar yorumumuzu yapacağız elbet.

Antalyaspor'da yeni bir dönem başlıyor. Bizim tek isteğimiz canımız Antalyaspor'un başarılı olması.

Taraftarınla çok yaşa Antalyaspor!




02 Eylül 2013

STSL 3. Hafta Bursaspor | Kaptan Eksik

Galibiyet hasretimizi bu hafta da dindiremedik ve haftayı 2 puanla ligin 16. sırasında kapatıyoruz. Tablo şu an için korkutucu olsa da çözümler üretebilmek için hala geç değil.

Maç sonu açıklamasında Samet Aybaba "Eksiklerimizi gördük. Tabii yaptığımız birkaç iyi şey de var. En azından bunları geliştirip önümüzdeki maçlara bakacağız." değerlendirmesini yapmış. Aybaba'nın kastettiği iyi şeyler konusunda açıkçası pek bir fikrim yok. Çünkü bireysel performanslar anlamında Natxo Insa başta olmak üzere iyi diyebileceğimiz 2-3 isim sayabiliriz belki ama takım olarak maçın hiçbir bölümünde iyi bir performans sergileyemedik. Sadece ilk 30 dakikalık bölümdeki mücadele için "Kötü değildi." ifadesini kullanabiliriz ama iyi demek mümkün değil.


Aybaba'nın "Eksiklerimizi gördük." cümlesine gelince umarım bahsettiği eksikler bizim söylemekten bıktığımız eksiklerdir ama yine de işimizi şansa bırakmayıp bir kez daha tekrarlayalım: Uğur İnceman ve Isaac'in hala bu takımdan gönderilmemiş olması Antalyaspor için en büyük eksikliktir. Çünkü -ikisini toplasan bir topçu eder mi o da tartışılır ama- onların oynadığı her maçta sahada 10 kişiyiz.

Uğur İnceman hücumlarda takımı ileri taşıyacak ana isimken her hücumu öldüren isim oluyor. Aldığın her topu yanındaki ve hatta gerindeki adama atmak için Süper Lig topçusu olmaya gerek yok. Koyalım A2 takımdan bir ismi aynı işi eksiksiz yapar. Hele ki sen bu takımın kaptanısın be arkadaş! Kendisi söyleyebilir mi acaba Antalyaspor forması giydiği bu kadar sezon boyunca bu kaptanlık sıfatını almayı hak edecek ekstra ne yaptı? Bir an önce takımdan gönderilmeli ama gönderilemiyorsa bile en azından kaptanlık kendisinden alınmalıdır. Çünkü bu şartlar altında takımı yönlendirecek, gerektiği anda sorumluluk alacak bir kaptan eksik Antalyaspor'da...

Isaac için de önerim gayet basit... Futbolu bırakıp doğa yürüyüşlerine katılsın. Her maç sahada dümdüz çimin üzerinde yürüyeceğine en azından farklı yerler görmüş olur. Üstelik ara sıra koşmak zorunda da kalmayacağı için daha rahat edecektir. Biz de artık tribünde her maç Isaac’e sövmekten kurtulacağımız için biz de rahat etmiş oluruz böylece.

Eksiklerden devam edecek olursak geçen hafta iyi bir performans sergileyen Fornezzi yerine bu hafta kaleyi Hakan Arıkan'a teslim etmek, belirgin bir gol sıkıntısı yaşanmasına rağmen tek forvette ısrarcı olmak gibi maddeleri de ekleyebiliriz listeye. Ancak bu maçta bu listeye tribünler olarak kendimizi de eklemeden geçmemiz mümkün değil. Çünkü tribün olarak biz de takımdan farksızdık. Uzunca bir süredir tribünler olarak can çekişiyoruz. Bana sorarsanız bu maçta da pek çok yönden dibe vurduk. Bu dibe vuruşu her yönüyle yazmak için başlı başına bir hatta daha fazla yazı gerekir belki ama konuya ilişkin tek kelimelik özet şudur: Yazık!

Bizim için böyle karanlık bir gecede Bursasporlu taraftarlar ise 90 dakika boyunca oldukça coşkulu bir şekilde takımlarını destekledi. Aslında iki takım arasında belirgin bir fark olmamasına rağmen öyle ya da böyle takımları da 1-0 geriye düştükleri maçta 2-1'lik galibiyeti kapmasını bildi. Bu tablo karşısında bize de tebrik etmekten başka söz bırakmadılar.


------------------------------------------------------

Stat: Akdeniz Üniversitesi

Hakemler: Barış Şimşek, İsmail köse, Mehmet Metin, Bahtiyar Birinci, Mustafa Aydın, Emre Yıldırım

Antalyaspor: Hakan Arıkan, Serkan Balcı, Emre Güngör, Ferdinand, Mehmet Sedef, Tita (Dk. 69 Diarra), Uğur İnceman (Dk. 64 Isaac), Insa, İbrahim Dağaşan, Emrah Başsan (Dk. 79 Murat Duruer), Baros
Bursaspor: Frey, Şener Özbayraklı, Civelli, İbrahim Öztürk, Taiwo, Murat Yıldırım, Belluschi (Dk. 75 Serdar Aziz), Şamil Çinaz (Dk. 62 Yasin Pehlivan), Tuncay Şanlı (Dk. 83 Ferhat Kiraz), Battala, Pinto

Goller: Dk. 4 Milan Baros (Antalyaspor), Dk. 35 Pinto, Dk. 58 Murat Yıldırım (Bursaspor)

Sarı Kartlar: Dk. 67 Emre Güngör (Antalyaspor) Dk. 66 Murat Yıldırım (Bursaspor)




 

14 Ağustos 2013

Isparta'da Antrenman Sürrizi

Isparta'da olmam sebebiyle ilk maça gidemeyecek olmamın üzüntüsünü yaşarken Antalyaspor'un son antremanları Isparta Atatürk Stadı'nda yapıyor oluşu neşemizi yerine getirdi. Bu sene Davraz'a gittiğimiz ekipten Haydar ve İsmail ile akşam üzeri buluştuk, ve meşalelerimizi alarak stadın yolunu tuttuk.


Son transfer Natxo ve milli takım kamplarında bulunanlar dışında herkes sahada idi. Anton takım ile çalışırken sadece Wederson düz koşu yapıyordu. Bunun dışında da normal bir antreman oldu zaten. Ancak bu antrenmanın en güzel yanı Isparta halkının takıma olan ilgisiydi. Öncelikle Isparta Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın geldi. Uzağımızda kaldılar; ancak Samet Aybaba ile kahkaha ile geçen bir sohbet gerçekleştirdiler.

Ispartalı çocukların Tita'yı, Diarra'yı, Isaac'i, Baros'u, Wederson'u heyecanla izlemeleri ve birbirine göstermeleri çok güzeldi. Antrenman sonunda özellikle bu saydığımız futbolcularla fotoğraf çektirme yarışı yaşandı. Bu esnada benim gözüme takılan bir olay oldu. Serkan'a biri "Abi ben Trabzonsporluyum ama..." dedi, Serkan da "Ne önemi var kardeşim." diyerek çekildi fotoğrafını. Yani Davraz'da gördüğümüz sıcakkanlı takım aynen devam...


Takımımızı meşalelerle oteline uğurlarken biz de Isparta'da dahi olsa köfte-piyaz yemeye koyulduk. Orada da karşımıza çıkan Antalyaspor formalı bir kardeşimiz de bir kez daha mutlu etti bizi.

Isparta Antalyaspor'a çok alıştı. Her zaman her yerde en büyük Akrep!




 

06 Ağustos 2013

Antalyaspor İmza Töreni

Bu sene Antalyaspor sezona farklı bir heyecan ile başlıyor. 5 yıllık süre boyunca gelen değişim etkisini gösteriyor. Kombinelere yapılan hücum, şehirdeki heyecan, 7 Temmuz'da yakılan meşaleler güzel işlerin habercisi. 

Bu sene yaşayacağımız ilklerin başında ise imza töreni geliyor. Benim hatırladığım daha önce yapılmış böyle bir organizasyon yok. Kulüpten yapılan açıklamaya göre, Milon Baros, Serkan Balcı, Saso Fornezzi, Onur Tuncer, Ömer Arslan, Fikret Sevilgen ve teknik direktörümüz Samet Aybaba'ya imza attırılacak.  

Bu etkinliğin önemi büyük. Senelerdir dert yandığımız takım-taraftar kopukluğunun önün geçilmeye çalışılıyor bu sene. İlk tepkiyi Davraz'da ölçtük, takımın bizi ne kadar sıcakkanlı karşıladığını yazmıştık zaten, ancak şu an takım Antalya'da olacak bakalım biz nasıl karşılayacağız onları. 

Şuan internet üzerinden takip ettiğim kadarı ile ilgi düşük olacak gibi. Münferit arkadaş gruplarının heyecanını görebiliyorum ancak Antalya spor basınından bir haber dahi göremedim. Hadi basını geçtim taraftar grupları bile Facebook hayran sayfalarından bir kez olsun hatırlatıcı bir bilgi geçmedi. 

Halbuki sezon öncesi tribünde en fazla ses getireceğimiz organizasyon bu olucak. Baros gibi ulusal basında ses getiren bir transfer yaptık, onun için de göz önünde olucaz. Yapacağımız pankartlar, yakacağımız meşaleler, haykırdığımız sevdamızla buluşunca dosta, düşmana öyle sanaldan değil tribünden "geliyoruz" mesajı verebileceğiz ancak ne yazık ki dediğim gibi gereken önem verilmiyor gibi.

Bizler stadyumda maça gider gibi yerimizi alacağız, umarım herkes üzerine düşen görevi yerine getirir ve futbolcularımızı bağrımıza basarız.  

Not: İmza töreni için bir etkinlik sayfası açtık Facebook'da. Oradan da katılımlarınızı bekliyoruz. Facebook üzerinden ne kadar kişinin haberi olursa, o kadar iyi olacaktır. 



  

28 Temmuz 2013

Camiayı Karıştırma Planı Aynen Devam

Geçen ayın sonunda Ne Değiştir Haberci Duymuş? başlıklı bir yazı yazmıştık. Aslında nelerin değiştiğini hepimiz çok iyi biliyorduk ama bir de biz soralım istedik. Malum şahıs; Antalyaspor kulübünü, taraftarını karıştırdığı yetmezmiş gibi bir de şimdi futbolculara el attı. Lokman Gör yanlış bir kararla gönderildi. Bununla ilgili de söyleyeceklerimiz olacak elbette, ancak bugüne Ergün Teber'in sitem tweetleri damga vurdu.

Lokman'la ilgili tweetleri attığı gün bilgisayar başında idim ben de. Tweetlerinde özetle anlatmak istediği Lokman'ın Ankaraspor'da mutlu olmasının isteği ve kimsenin yerinin garanti olmadığıydı. Hatta yazdığı bu dünyada her şeyin geçici olduğu, tek gerçeğin herkesin bir gün ölecek olduğuydu. Ancak malum şahsın içinde nasıl bir ortalığı karıştırma isteği var ise bunu Ergün Teber'in gidecek olması şeklinde yorumlamış. Yorumunu kendi içine sakladığı yetmezmiş gibi üstüne bir de bunu haber(!) yapmış. Neyse ki bizim 2 senedir söylediklerimizi Ergün Teber de görmüş ve bu konu ile ilgili açıklamasını yaptı.

Ey Murat Duymuş unutma bir fırtına çıkarsa bu fırtınanın kimi önüne katacağı belli olmaz. Kaos herkesi yer yutar.





 

16 Temmuz 2013

Davraz Kamp İzlenimleri 2013

Antalyaspor'u en son hangi karşılaşmada sahada gördüm onu bile hatırlamıyorum. 7 Temmuz'da en son Antalyasporlularla varyantta buluşup özlem gidermiştik ama o armayı sahada görmek lazımdı esas.

Geçen sene de Antalyaspor Davraz'da kamp yapıyorken Antalya'dan gelen OCAS sayesinde gidip yerinde izlemiştim Antalyaspor'u. Bu sene de Isparta'ya gelen Şükrü (Dido), Barış, Sarı Emre, İsmail ve Haydar'a teşekkürlerimi yineliyorum. Davraz'da bizden başka tribünün eskilerinden İsmail ve Hasan Abiler de vardı. Maçın başlamasına doğru Can Atlı yeni yönetim kurulu üyesi Aziz Çetin ile geldi Davraz'a.


Öncelikle şunu belirtmeliyim ki Isparta'da forma ile gezen 6 kişiyi gören herkesin sohbete katılması ile Antalyaspor'u takip ettiklerini anladık. Hatta iki üç kişi "Trabzonspor merkezde oynadı, Antalyaspor da oynasa izlesek." bile dediler. Hatta bize meşale bulmamız konusunda bile çok fazla yardımcı olanlar oldu. Araba ile geçerken bile bize el sallayanlardan belli Ispartalıların Antalyaspor'a yakınlığı... Antalyaspor maçlarını merkezde oynamalı, futbol okulunun bulunduğu Isparta'dan daha fazla sempatizan toplamalı.

Antalyaspor'daki en büyük değişim takımın taraftara yaklaşımı olmuş. Geçe sene de Davraz'da idik. O günkü yazıda tam bir paragrafı takım ile taraftarın kopukluğundan bahsetmiştik. Dolayısıyla hepimizin dikkatini çeken öncelikli olarak bu değişim oldu.

Zaten az sonra önceki yılların acısını çıkartırcasına fotoğrafların hepsini yükleyeceğim; ancak olanlar hakkında kısa da bir özet geçmek istiyorum. Önce Samet Aybaba'yı gördük maçtan önce. Hemen seyirttik yanına. Önceki sene Burak ile sadece ikimiz gitmiştik Özilek'in yanına, bu sene 7-8 kişi vardı Aybaba'nın yanında. Özdilek "Hadi arkadaşlar hemen gitmem lazım." demişti; Samet Aybaba hepimizin elini tek tek sıktı, hepimize hoş geldiniz diyerek fotoğraf isteğimizi kırmadı. Fotoğraf çekinirken atkıyı uzattım, "Hocam hasret kaldık atkımızı takan hocaya..." dedim, "Niye, Özdilek takmaz mıydı?" derken atkıyı boynuna atmıştı bile...


Daha sonra İbrahim Dağaşan geldi. İbrahim'in taraftarla arası zaten hep iyi olmuştur. Onunla da biraz sohbet ettik, o da geldiğimiz için çok sevinçli olduğunu ve şehrin bu seneki heyecanını takım olarak kendilerinin de hissettiklerinden bahsetti. Daha sonra hepimize iyi yolculuklar dileyip sahaya doğru yol aldı.

Bu sırada takımlar sahaya çıkmış maç başlamak üzereydi. İlk devre biz yedek ağırlıklı, Mersin İdman Yurdu ise ideal kadrosuna yakındı. İlk 20 dakika atak olan taraf onlardı. Ancak bu bizim için iyi oldu aslında. Bu sayede Lokman'ın, Onur'un, Serkan'ın performansını yakından izleme şansı bulduk. Ben üçünü de çok beğendim. Lokman'ı zaten Samsunspor'da takip ediyordum; ancak takım içindeki uyumu, topa basışı, hatta sol bekte oynamasına rağmen topu bazı bazı oyuna sokması oldukça başarılı idi. Yani deseler ki bana "Bu kampta en çok kim aklında kaldı?" diye, net olarak Lokman derim. Bakalım Ergün Teber ile forma yarışını kim kazanacak sezon başladığında. Onur Tuncer de Mersin İY'nin siyahi futbolcuları karşısında sırıtmadı. Her topa bastı, çaldığı topları olumlu kullandı, kademeleri iyi yaptı. Olumlu bir görüntü çizdi. Emrah sağ açık oynadı, Murat Duruer sol açık... Ancak ikisi de vasattı diyebilirim. Emrah güzel bir gol attı; ancak ofsayt nedeniyle verilmedi o gol de.

İkinci devre as kadroya yakın bir kadro ile çıktık sahaya bu sefer. Ancak söyleyebilirim ki as kadro neredeyse geçen seneye yakın bir performans gösterdi. Atak bir Antalyaspor vardı ikinci devrede. Aissati ile Tita çok istekli idi, iyi de işler çıkardılar. Isaac ile Diarra yine vasattı. Kalede Fornezzi vardı; ancak pek top gelmedi ona. İkinci devre sol bekten stopere geçen Lokman'ı da genelde atakta olduğumuzdan dolayı takip edemedik; ancak belli ki kornerlerde ceza sahası içerisinde olacak. Sürpriz goller izleyebiliriz kendisinden. Sonuç olarak maç Janda'nın golü ile 1-0 üstünlüğümüz ile sona erdi.

En başta da dediğim gibi bugünün en büyük özelliği bizim takımda gördüğümüz değişiklikti. Örneğin Uğur geliyor arkasında 3-5 futbolcu ile beraber. Uğur'u çağırıyoruz, Şükrü'ye önceden sözünü verdiği formayı veriyor. Fotoğraf çekinmek istiyoruz; arkadan gelen Isaac, Diarra ve diğerlerini kendisi çağırıyor "Gelin fotoğraf çekineceğiz." diye; hep beraber fotoğraf çekiniyoruz. Serkan ile sohbet ediyoruz, "Çok memnun ettiniz bizi. Bu sene hep beraber başarılı olacağız." diyor. Lokman geliyor, onu ne kadar beğendiğimizden bahsediyoruz, "Allah razı olsun." deyip o da memnuniyetini dile getiriyor. Emrah'ı çağırıyoruz, "Tabii ki..." diye koşarak gelip bizimle fotoğraf çekiniyor.

En son hocalar, genel menajerler, masörler minyatür kale maç yapıyorlardı. Onları izledik. Dostluk orada bile şahane. Onları Tita izliyordu. En son fotoğraf çekinmediğimiz o kalmıştı. Tita da maçı bırakıp yanımıza doğru gelirken fotoğraf çektirecek kimse kalmadı etrafımızda. Görevlilerden rica ettik ama gereksiz bir sertlikle fotoğraf çekmelerinin yasak olduğunu söylediler. Biz de söylendik hali ile; ancak Tita biraz sinirli bir şekilde personele bir şeyler söyledi ve böylece personel fotoğrafımızı çekti. Tita bambaşka bir adam; onu çok seviyoruz çok...

Maç yapmaya devam eden hocaların yanına tekrar gittik ve hepsine başarılar diledik. Başta Samet Aybaba ve genel menajer Servet Çavuşoğlu maçı bırakıp tribüne dönerek teşekkür ettiler ve iyi yolculuklar dilediler. Aslında bu bile yeterdi bizim mutlu olmamıza.

Bu Davraz ziyareti çok iyi oldu. Rakımın bu hali bizi çok memnun etti. Sonunda yıllardır söylediğimiz takım, taraftar bütünleşmesi olmuş gibi... Bu arada takım 7 Temmuz'da yaptıklarımızdan haberdar, herkesten bol bol selam götürdük takıma. Bütün olmuş bir Antalyaspor karşısında hiçbir güç duramaz, güzel günler yakın...





 

28 Haziran 2013

Hoşgeldin Samet Aybaba

Antalyaspor'da yeni yönetim geldiğinden beridir korkuların tavan yapması hocanın belirlenmemesiyle oldu. Önce görüşülen Ertuğrul Sağlam'ın Eskişehirspor ile anlaşmasından sonra ise artık iyice öldük, bittik durumlarına geldik.

Çok farklı isimler konuşuluyordu. Hatta Gencer'in "öyle bir durum yok" demesine rağmen Yılmaz Vural adı bile geçiyordu ancak, dün akşam yapılan görüşmelerden sonra Samet Aybaba ile anlaşıldığı haberi geldi ve bugün resmi olmasa da artık Antalyaspor'un Aybaba'ya emanet edileceği belli oldu.

Samet Aybaba, Beşiktaş'dan adeta kovuldu. Hatta şuanda tüm Beşiktaşlı arkadaşlarım geçmiş olsun mesajları atıyor ancak ben o kadar karamsar değilim. İçime çok sinen bir hoca olmadığı bir gerçek ancak, özellikle başarılı bir altyapısı bulunan Antalyaspor'da A takıma önemli oyuncular kazandıracağını düşünüyorum. Bursaspor'u şampiyon yapan kadroda emeği büyüktür Aybaba'nın bana kalırsa. Ayrıca şuanda Türkiye'nin en büyük yıldız adaylarından birisi olan Salih Uçan'ı da Türk Futbolu'na kazananlardan biri de Samet Aybaba'dır.

Açık konuşmak gerekirse canımı sıkan konuların başında Beşiktaş orjinli bir hoca olması. Olası Beşiktaş mağlubiyetlerinde yine aynı şeylerin konuşulacak olması... Mehmet Özdilek'in de Beşiktaş maçlarında ki tutumunun yanlış olduğunu düşündüğümüzü de blogda hem ben, hem Özgün defalarca yazmıştık, ondan yine aynı konulardan korkmuyor değilim.

Ne olursa olsun artık bu takım Samet Aybaba'ya emanet. Mehmet Özdilek'de yaptığımız hataları yapmayıp, onun Antalyaspor'un hocası olduğunu, Antalyaspor'dan daha önemli birşey olamayacağını ona hissettirmeliyiz. Hoca Antalyaspor'u aşağılarcasına konuşmasın, takımın savaştığını sahada hissedelim, eh iki üç tane de genç yeteneği takıma monte etsin yeter bana.

Samet Aybaba Antalyaspor'umuz için hayırlı, uğurlu olur inşallah. 



 

30 Nisan 2013

Bu Neyin Primi?

Antalyaspor 85 bin liralık borç yüzünden icralık oldu. Şu anda takımın başarısızlığı yok sayılıp bunun üzerinde duruluyor. Ancak bu icra 5 yıl boyunca tek başarı olarak "ekonomik yükselme" olarak gösterilen bir kulüpte bazı işlerin yanlış gittiğini gösteriyor.

Antalyaspor futbol takımı hepimizi gururlandırarak ilk devrede müthiş bir performans gösteriyor ve ilk yarıyı puan tablosunun 3. sırasında kapatıyor. İkinci yarı ise teknik ve idari kadronun "amaçsız" demeçleri ile birlikte takım düşüşe geçiyor ve şu anda ikinci yarı puan tablosunda aynı takım sondan ikinci sırada...

14 maç oynamışız; 3 galibiyetimiz, 9 mağlubiyetimiz, 2 beraberliğimiz var. Bunun hiçbir şekilde izahı olamaz. İlk devre efsaneler üreten ekip 29 Ekim 2012 tarihinden sonra deplasmanda maç kazanamamış!

Bu haftaya geliyoruz. Rakip geçen hafta matematiksel olarak küme düşmesi kesinleşmiş Mersin İdman Yurdu... Hani şu 6 ay önce deplasmandaki kupa maçında 5 attığımız ekip... Kötü bir futbol sergilerken Mersin kalecisinin hatası sayesinde bulduğumuz gol ile 1 puanı kurtarıyoruz ve futbolculara bu başarılarından(!) dolayı 6'şar bin lira prim veriliyor.

Bu neyin primi takım elbiseli abiler? Bu takım ne yaptı da ikinci yarı bu primi alıyor? Hele ki düşmesi kesinleşmiş bir takımdan alınan beraberlik sonrası... Madem bu kadar para dağıtmaya heveslisiniz, neden borcunuzu kulübün adına haciz gibi iğrenç bir imajı çizecek olan haciz olayını yaşatmak yerine borcunuzu kapatmıyorsunuz?

Hadi diyelim bu primi sadece ilk 11 oynayanlara verdiniz. Basit bir matematik hesabı yapalım. 6x11=66 yapar. Bizim borcumuz ne kadar 85 bin lira... Yani arada kalan fark 85-66=19 bin liradır. Öyleyse ilk 11'e bu primi vermesen, hocaların eşlerinin aldığı söylenen maaşları 1 aylık kessen bu haczi engelleyecek para çıkıyor. Hem de belki cebimizde su alacak para bile kalıyor.

Ha eğer bu prim söylentiyse, bu verildiği söylenen maaşlar söylentiyse çıkın açıklama yapın. Şeffafsınız ya hani!





 

15 Mart 2013

Murat Duruer Vakası

Malumunuz geçen akşam Galatasaray, Schalke 04'ü deplasmanda 2-3 yendi ve Şampiyonlar Ligi'nde adını çeyrek finale yazdırdı. Kişisel olarak ben bu tur atlamaya sevinmedim. Bunun nedenlerini belirten bir yazı da yazabilirim ama gerek duymuyorum. Antalyaspor camiası ve Anadolu takımı tutan taraftarlar bunun sebebini az çok tahmin ediyordur zaten.

Ancak böyle günler içimizde en büyük derdimiz olan çift takımlıların kendini belli ettiği günler olarak geçer. Böyle günlerde sosyal medyadan sadece Antalyasporlu sandığımız pek çok kişinin aslında çift takımlı olduğunu anlarız; ancak bu son maçta işler biraz karıştı.

Şu anda Antalyaspor'dan 3 futbolcu say deseniz direkt söyleyeceğim isimlerin başında gelen Murat Duruer, Antalyasporlu futbolcular içerisinde en aktif olarak kullandığı Twitter hesabından Schalke 04 - Galatasaray maçından sonra "Galatasaray Ulaannn!!!" yazdı.

Bu tweet kesinlikle bizim gibi Antalyaspor için her hafta yürekten "Canım feda olsun sana!" diye bağıran insanları oldukça rahatsız etti. Antalyaspor'da oynayan bir futbolcunun Galatasaray'ın başarısını bu şekilde kutlaması kabul edilemez.

Murat Duruer bu tweeti attıktan hemen sonra 'mention' yağmuruna tutuldu zaten. Daha sonra Murat da olması gerektiği gibi efendiliğine yakışır şekilde sildi bu yanlış tweetini. Ancak nedense buna rağmen kendisine yönelik bir linç kampanyası başlatılmış durumda.

Bu blogda özellikle yönetime sürekli sorular sorarak yazılar yazdık. Şimdi sorum senelerdir Antalyasporluluğu öğrendiğim abilerime; tribünde omuz omuza gırtlak patlattığımız, deplasman yolunda eksiğimizi tamamladığımız kardeşlerime...

Murat Duruer belki son dakika gelen galibiyetin gazı ile, belki gerçekten de Galatasaraylıdır ve bu yüzden o tweeti atmıştır onu bilemem. Ancak neden o tweetten önce attığı "Barca Ulaaann!!!" tweeti hiç dillendirilmedi?

Malum tweeti gelen tepkiler üzerine silmesine rağmen bu tweeti her yerde ekran görüntüsü olarak afişe edilirken neden bu tweetten sonra yazdıkları hakkında tek bir kelam edilmiyor? Adam o tweet'ten sonra yanlış anlaşıldığını yazdı. Bu yazdıkları es geçiliyor. Sanki hala Murat Duruer'in "Galatasaray Ulaan!!!" tweetinde ısrarcı olduğu gibi bir durum yaratılmaya çalışılıyor.

Murat Duruer; takip ettiğim, sohbetlerde dinlediğim, tribündeki gözlemlerime göre "adam" denilen 3-5 topçudan bir tanesi... Zaten sahadaki mücadelesini geçtim, Twitter'da daha önceki söylemleri ile bunu defalarca kanıtladı. Böyle bir futbolcunun kredisi bu kadar mıydı? Eğer bu kadar ise senelerdir kızdığımız Mehmet Eren böyle bir şey yazsa idam mı edecektik onu? Hadi diyelim Murat Duruer'den beklemediğimiz bir tweet olduğu için böyle kızdık, böyle üzüldük... Neden hala bu linç?

Bana kalırsa sadece Antalya'da değil oynadığı tüm takımlarda bu kadar sevilen bir adam, sahada elinden geleni yapan ve bize çok şey kazandıran bir adam bu kadar kolay silinmemeli. Kaldı ki hata yaptığını kendisi de anlamış ve üstüne yanlış anlaşıldığını belirtmiş olmasına rağmen.

Bir de biz böyle bir tribün mü olduk artık, sadece sanal dünya üzerinde bir şeyler kovalayan? Antalyaspor Tesisleri'nde 1 seneyi aşkın süredir perde asılı, bunun için bir şey yapabildik mi? Yoksa başvurabileceğimiz bir Twitter hesabı olmadığı için mi o perde için bir şeyler yapamıyoruz?

Geçen sene İstanbul'da oynanan kupa maçında Şenol Fidan bir Antalyaspor taraftarına "Ne bağırıyorsun yavşak" diye bağırdı. Bu konu hakkında ne yaptık? Antalyaspor'dan ekmek yiyen bir insan, öğretmen olan sadece Antalyasporlu bir kardeşimize küfür etti abiler. Biz ne yaptık bunun için, birisi bana açıklayabilir mi? Yoksa Twitter hesabı olmadığı için mi tepki göstermedik bu Şenol Fidan denen kişiye?

Murat Duruer'e bu kadar yüklenmeden, böyle bir insanı bir kalemde silmeden önce "Acaba biz ne yapıyoruz ya?" diye bir düşünmek lazım. Murat Duruer büyük hata etmiştir kabul ediyorum, kendisi de bunu kabul ediyor yanlış anlaşıldığını belirtiyor. Fenerbahçe maçında tribüne çağrılıp açılacak olan bir "Antalyaspor ulaannn!!!" pankartına da varım, karşıdakini kırmayan sadece bizim kırıldığımızı gösterecek her türlü tepkiye varım... Ancak "Takımdan kovulsun", "Kadro dışı bırakılsın" gibi bir tepkiye yokum.

Yine söylüyorum Murat Duruer'in bu tweeti unutturacak kredisi bu takımda bana göre vardır. Eğer size göre yoksa yorum kısmı ile lütfen anlatın. Ancak anlatırken yukarıda verdiğim örnekler için de neler yaptığımızı bir anlatın bana.




 

16 Şubat 2013

Mehmet Eren Sorunu

Artık sorundan çıkıp sorunsala bağlamış olan futbolcu aslında 67 numara... 2 senelik Antalyaspor kariyerine bir bakıyorum da aklımda kalan bir Trabzonspor maçı var, başka da yok. Onun dışında kaybettirdiklerini saya saya bile bitiremeyiz. Mehmet Eren bu kadar eleştirilirken neden hala ona bu kadar güveniliyor anlamak güç.


Mehmet Eren'in futbola Antalya'da başladığını söylesek çok yanlış olmaz aslında. Hatta ikinci başkan Ali Yılmaz bile "Onu futbola ben başlattım." diyor. Bu duygusallık mı Mehmet Eren'in bu takımda sınırsız kredisi olmasını sağlıyor bilemiyorum.

Mehmet Eren zaten sene başından beri hiçbir varlık gösteremiyordu; ancak Galatasaray maçının ikinci yarısında gerçek bir patlama yaptı. İkinci 45 dakika da ben bir kez bile Mehmet Eren'in ne top aldığını gördüm, ne de spikerin ismini zikrettiğini... Isaac oyuna girerken "Hah!" dedim Mehmet Eren çıkıyor diye ama o zaman bile duyamadık adını. Mehmet Eren bir rekora imza atarak topa dokunmadan bitirdi ikinci yarıyı.

67 numaranın bu takıma bir şey katamayacağı geçen seneden belli idi zaten. 15 futbolcu ile yollar ayrılıp, takım gençleştirildi; ancak neden Mehmet Eren bu takımda kaldı anlamak güç. Sanırım Ali Yılmaz 32 yaşındaki futbolcudan hala patlama bekliyor. Bu gidişle patlayacak olan Antalyaspor olacak ya, biz ondan korkuyoruz.

Not: Lütfen alıcı ayarlarınızla oynamayınız, Mehmet Eren'le ilgili bu kadar tersliğin içinde kendisinin düz fotoğrafını bulamadık.




08 Ocak 2013

Fikstür Fikstür İçinde

09.01.2013 - 19.00: Akhisar Belediyespor - Antalyaspor (Ertelenen STSL 15. Hafta maçı)
12.01.2013 - 20.30: Antalyaspor - Trabzonspor (ZTK B Grubu'nda 2. maç)
17.01.2013 - 20.30: Antalyaspor - Eskişehirspor (ZTK B Grubu'nda 3. maç)
20.01.2013 - 13.30: Antalyaspor - Gençlerbirliği (STSL 18. Hafta maçı)
23.01.2013 - 00.00: Eskişehirspor - Antalyaspor (ZTK B Grubu'nda 4. maç)
27.01.2013 - 00.00: Kayserispor - Antalyaspor (STSL 19. Hafta maçı)
30.01.2013 - 00.00: Antalyaspor - Mersin İY (ZTK B Grubu'nda 5. maç)
03.02.2013 - 00.00: Antalyaspor - İstanbul BB(STSL 20. Hafta maçı)

Futbola verilen ara Antalyaspor için yarın bitiyor. Sezonun ikinci yarısına geçerken önümüzde öyle bir fikstür var ki 25 günde tam 8 maç oynayacağız. Başlıkta da dediğim gibi fikstür fikstür içinde adeta... Bu 25 gün boyunca takım neredeyse antrenman yapmaya fırsat bulamadan diğer maça çıkacak.

Ertelenen Akhisar maçı sebebiyle bizim 8 maçımız var ama kupada yer alan diğer takımlar için de fikstür çok farklı değil. Onlar da bu süreçte 7 maç yapacak. Üstelik bu fikstür sadece yoğunluğu ile değil, lige verilen arayı kısaltması ile de bir dezavantaj yaratabilir. Çünkü sadece STSL'de mücadele eden bir takım için devre arası 28 gün iken bu ara hem STSL hem ZTK'de mücadele eden bir takım için 20 güne düşüyor. Antalyaspor içinse daha da kısa: 17 gün...

Fikstüre bu haliyle bakınca kupada gruplara kalmak bir parça cezaya dönüşmüş gözüküyor. Elbette iki kulvarda birden mücadele etmek her şekilde ekstradan bir yoğunluk yaratacaktır ama böylesine bir yoğunluğa gerçekten gerek var mı? Örneğin grup maçlarını daha erken bir dönemde başlatarak daha geniş bir takvime yayılabilir, bu kadar yoğun bir fikstür oluşturulmayabilinirdi.

Her şeye rağmen takımımıza güveniyoruz. İlk yarıda as kadro-yedek kadro demeden iyi işler yapmayı başardık, ikinci yarıya da inşallah bu fikstüre rağmen ilk yarıda bıraktığımız yerden devam edeceğiz. Ligde de kupada da inadımızı sürdürüp hak ettiğimiz yerlerde olmaya sezonun ikinci yarısında da devam edeceğiz. Sen güldür yüzümüzü Antalyasporum.






 

07 Ekim 2012

Emrah da Modaya Uydu


Cuma günü Gaziantepspor maçından 2-3 saat önce milli takımın kadrosu açıklandığında herkes sadece İstanbul ve yurtdışı takımlarından kurulan kadroya tepki vermişti. Bizim de açıklanan isimlere baktığımız zaman oradaki futbolcuların yanında Emrah Başsan'ın hiç sırıtmadan oynayacağını düşündük herkes gibi.

Tam bu sırada Emrah Başsan'dan "Futbolun neden ilerlemediğini daha iyi anlıyorum..." diye bir tweet geldi. İşin aslı çok fazla tasvip etmemiştim bu tarz bir tweeti; çünkü futbolcu sahada konuşmalı saha dışında değil. Kaldı ki daha önceleri twitter mecrasının futbolcuların başına ne dertler açtığına da çok kez şahit olduk.

Daha sonra tweet'i sildi Emrah. Büyük ihtimalle yukarıdan bizim gibi düşünen bir yönetici, bir büyüğü sil dedi. Ancak bunu sildikten hemen sonra açıklanan Gaziantepsor maçı ilk 11'i kafaları karıştırdı. Emrah kadroda yoktu ve kadroda olmayışı ile ilgili kimse bir fikir yürütemiyordu. Benim aklıma son maçlardaki çok fazla top tutuşu, bencil oynayışı geldi.

Ancak şimdi üzerinde durulması, düşünülmesi gereken konu şu: Emrah o tweet'i kime sitem olsun diye yazdı. Eğer milli takım için yazdıysa kim sildirdi veya neden sildi? Yoksa daha tehlikelisi Antalyaspor teknik heyeti için mi yazdı? Eğer öyle ise amacı şu günlerde taraftar ile arası açık olan Özdilek'e karşı taraftar gücünü kullanmak mıydı? Her şeyden öte Emrah'ın bu tarz tweet'ler atacak kadar şımarmasına nasıl izin verildi? Bir genci bu şekilde kaybetmemeliyiz.

Emrah'ın da unutmaması gereken genç yaşta futbol hayatını kendi kendine karartmış belki de binlerce yetenekli futbolcunun olmasıdır. Biz onun arkasındayız ancak sahada konuşmalı, formayı terletmeli.




 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...