18 Kasım 2017

STSL 11. Hafta - Karabükspor | Eto'o Farkı

Sezon öncesinde tahmin ettiğimiz lig performansımızda Karabükspor maçı gibi maçlar da vardı. Sonuçta istediğiniz performansı her maç ortaya koyamayabilirsiniz ve böylesi maçlarda kadronuzdaki yıldız isimler ön plana çıkarak size maçı kazandırır. Kadromuza bakınca bu lükse sahip görünüyorduk ama ligdeki ilk 10 haftada bu lüksü de yaşayamamıştık.

Bu maçta bu lüksü Eto'o ile yaşadık. "Eto'o bitmiş." diyenlere inat geldiği ilk günden itibaren bir futbol efsanesi olduğunu ortaya koyuyor. Bu maçta attığı iki gol de birbirinden güzeldi ve Eto'o'nun takıma katkısını en somut olarak gördüğümüz maçlardan birisi oldu Karabükspor maçı.


Ancak bu noktada şunu da atlamamamız gerek. Eto'o'nun bu maçta ortaya koyduğu performansın en önemli sebeplerinden bir tanesi de Eto'o'ya oynama fırsatını yaratan Deniz Kadah'tır. Onun olduğu maçlarda Eto'o çok daha rahat bir görünümde oluyor. Topu almak için geriye gelmek zorunda kalmadığı sürece Eto'o hücum hattında çok daha etkili ve dirençli oluyor. Dolayısıyla bu maçın gizli yıldızı da Deniz Kadah'tır.

Yukarıda değindiğim durumdan yola çıkarak bir paragraf da defans hattımız için yazmam gerekiyor. Neden yukarıdaki durumdan yola çıkarak dedim. Çünkü arkada defans ne kadar sağlam olursa önde hücum oyuncuları o kadar daha fazla aktif olabiliyor. Bu anlamda defansif zaafiyetimizi bu maçta da yenebildiğimizi söylemek mümkün değil. Bunun en net örneği de daha bir hafta önce Bursaspor maçında yediğimiz golün aynısını bu maçta da yemiş olmamızı gösterebilirim. Lige verilen bir haftalık arada umarım bu soruna kısmen de olsa çözüm yaratılabilmiştir.

Bu hafta rakip Konyaspor... Her iki takım da alt sıralara yer etmişken aradaki husumetten kaynaklı rekabetin etkisi ile lig sıralamasının da ötesine geçen bir önemi olan bir maçta bu sefer daha önceki iki galibiyetimizden sonra yaşadığımız akıbeti bozup Karabükspor galibiyetini galibiyetle perçinlemiş oluruz. Vur topa gol olsun Antalya.


 

04 Kasım 2017

STSL 10. Hafta - Bursaspor (D) | Heves Yine Kursakta

2-1 kazandığımız Kasımpaşa maçı için yazdığım yazıya "3 Puanlık Nefes" başlığını atmış, söz konusu yazımda Bursaspor maçının bol gollü geçeeğini tahmin etmiştim. Bol gol konusundaki tahminim tuttu ama ne yazık ki pek de umduğum bir şekilde değil. Kasımpaşa maçında aldığımız nefes 4-0'lık mağlubiyetle daha ilk haftadan kesiliverdi.

Bu sahneyi ligdeki iki galibiyetimizden bir diğeri olan Osmanlıspor galibiyetinin ardından da yaşamıştık. O zaman da 3-1'lik Sivasspor mağlubiyetiyle hevesimiz kursağımızda kalmıştı. Ancak şunu söylebilirim ki bunun 3. kez yaşanması birçok açıdan oldukça sancılı bir süreç yaşamamıza sebebiyet verecektir.

Bu sebeple bir an önce çözüm bulunmalı diyeceğim ama çözümü bulabilmek için öncelikle sorunu doğru şekilde tespit edebilmemiz gerekmekte... Peki takımdaki sorun ne? Gerçekten bu soruya verebileceğim çok net bir yanıtım yok. Kaybettiğimiz maçları ayrı ayrı analiz edersek mağlubiyet sebeplerinin farklı farklı olduğunu da görürüz zaten.

Sorun oynadığımız futbol mu? Çoğu kişi benimle hemfikir olmayacak ama sorun futbol değil bence. Bu maçı istisna tutarsam son maçlardaki futbolun ümit verdiğini düşündüğümü daha önceki yazılarımda yazdım. Son haftalarda oynadığımız maçlara bakınca takım aslında maç içerisinde üstünlük kurabileceği fırsatları olması gerektiği gibi oynayarak yakalıyor ama bunu devamlı olarak gerçekleştiremiyor. Diğer bir deyişle maç içerisinde öyle bir kırılma anı yaşanıyor ki takım tepetaklak oluveriyor ve sonrasında ise bu durumu toparlayabilecek ne bir zihinsel ne bir fiziksel direnci gösterebiliyor.

Bu durumu yaşamamızın temel sebeplerinden birinin defansif olarak zaaflarımızı gidermek için harcadığımız eforun dakikalar geçtikçe hücum yönümüzü de aşağı çekmesi olabileceğini düşünüyorum. Etoo'ya hala top almak için geriye geldiği için kızanlar var ama Etoo bunu yapmasa bu işlevi görebilecek kilit oyuncuyu hala bulabildiğimizi de söyleyemeyiz. Bu yüzden direkt sorunumuz bu değil belki ama alt sorunlardan biri olarak çözümlememiz gereken noktalardan birinin bu olduğu kesin.

Bu maç için tabii bu sıkıntılara ek olarak bir de daha 2 hafta önce Göztepe maçında gördüğü anlamsız kırmızı karta bu maçta bir yenisini ekleyen Sandro faktörü de bizi oldukça aşağıya çekti. Kusura bakılmasın ama bu tarz bir kart görebiliyorsa bunun sebebi sert karakterli bir futbolcu olması değil aksine yumuşak/zayıf karakterli bir futbolcu olmasıdır. Çünkü bu kadar kolay bir kartla takımını 10 kişi bırakmak takım arkadaşlarının emeğine ihanettir. Kaldı ki bu ikinci kez oluyor. Bu konuda kulüp gerekli ceza ne ise en ağırını vermeli.

Şimdi önümüzde Karabükspor maçı var. Sezon sonuna doğru bu sıralarda olmamayı umuyorum ama şu an için ligde bir alt sıramızdaki rakibimize karşı alacağımız 3 puan oldukça önemli... Önemli de bakalım bugün bizi neler bekliyor acaba? İyi dilekler yerine bu kez de böyle ümitsiz böyle keyifsiz bitirelim ki bakarsınız bu sefer de bunun tersi olur.

29 Ekim 2017

ZTK 4. Tur - Etimesgut Belediyespor (D) | Tek Gollü Tur

Maça gidemeyen isimlerden biri olarak maçı internet üzerinden dönüşümlü yayınla izlemeye çalıştım. Ancak sağ olsun yayıncı kuruluş dönüşüm konusunda o kadar berbat bir iş çıkardı ki Antalyaspor maçı yerine Sarıyer - Adana Demirspor maçının devre arası görüntülerini, reklamları vs. izledik. Sarıyer - Adana Demirspor maçının penaltılara kadar uzamasıyla da bizim maç iyice yalan oldu. Dolayısıyla buraya ne yazık ki yazabileceğim çok bir şey yok.

Sadece izleyebildiğim bölüm için şunu söylemeden geçmek istemem. Takıma dahil edilen genç isimlerin potansiyeli güçlü... Belki takımın tam performansa ulaşamaması da bende bu algıyı oluşturuyor olabilir ama kadromuzdaki kaliteli isimlerle birlikte çalıştıkça bu genç arkadaşların potansiyellerini de kullanarak iyi noktalara geleceklerine inanıyorum. Örneğin kupa maçından önceki lig maçında da izleme imkanı bulduğumuz Harun Alpsoy oldukça kendine güvenli duruyor sahada, oyuna katkısı da olumlu...



Ziraat Türkiye Kupası açısından baktığımızda bu turlarda zaten önemli olan kazaya kurban gitmemek ve bu gibi genç yetenekleri takıma adapte edebilmek... Bu açıdan baktığımızda sahada genç isimleri izleyip sahadan galibiyetle ayrılmak sevindirici... Takımın oyununu vs. gibi konuları ise 2017 senesinde onca teknolojik imkan varken kesintisiz izleme imkanı bulabilirsek bir başka maçta değerlenirebiliriz inşallah.


 

STSL 9. Hafta - Kasımpaşa | 3 Puanlık Nefes

İlk haftalarda takımın oyunu hakkında çok büyük ölçüde bir fikir birliği vardı. Takım sergilediği oyunla hemen hemen herkesten olumsuz yorumlar alıyordu. Son 2-3 haftadır dikkat ediyorum bu konuda bir ikilik ortaya çıktı. Bir taraf takımın oyunundan hala aynı tonda olumsuz bahsederken bir taraf olumlu yorumlar yapmaya başladı.

Bense bu iki tarafın ortasında ama geçen haftalara ait maç yazılarımdan da görülebileceği üzere biraz daha olumlu tarafa yakın bir bakış açısındayım. Maçları takip ederken bazen hala öfkeden çıldırıyorum ama bazen de gerçekten keyif alarak izlediğim dilimler de oluyor. Bu dilimlerin süresi her geçen hafta biraz daha artıyor. Bu sebeple ben taraftarın görüş ayrılığına düştüğü bu son 2-3 haftalık gidişattaki sonuçları daha çok psikolojik nedenlere bağlıyorum.

Bu bağlamda Kasımpaşa maçında aldığımız 3 puan bizim için bir nefes oldu ama bu galibiyet bizim için 3 puandan daha fazla anlam da ifade edebilir. Bu düşünceyi Osmanlıspor galibiyetinden sonra da taşıyordum ama sonraki iki hafta ne yazık ki işler istediğimiz gibi gitmedi ve yanılmış oldum. Umarım bu düşüncemde bu sefer yanılmam.


Kadromuzun kalitesi bireysel olarak bakıldığında asla tartışılmaz. Ancak bu bireyselliğin ötesine geçip takım olarak tartışılmaz bir kaliteye ulaşabilmek için bazen dışsal faktörlerden de olumlu bir destek görmek gerekebilir. 2-3 peş peşe galibiyetin bu olumlu havayı yaratacağını düşünüyorum.

Bu noktada Bursaspor maçı yine kritik virajlardan bir tanesi... Bursaspor'un ligde şu ana kadar oynadığı maçlara baktığımızda sadece bir maçı gol yemeden tamamlayabilmişler ve genellikle de çok gollü skorlar ortaya çıkmış. Daha önceki pek çok Bursaspor maçı gibi keyifli bir maç olacağından şüphem yok ama dileğim bu zorlu deplasmandan gollü ve keyifli bir galibiyetle dönebilmek...


 

20 Ekim 2017

STSL 8. Hafta - Göztepe | Hayal Kırıklıklarına Devam

Hayal kırıklıklarına ne yazık ki bu hafta da devam... Geçen haftaki maç yazısına "hayal kırıklığı" içerikli bir cümle ile başlamıştım, nasipte bu hafta da aynısı varmış: Hayal kırıklığı...

Oysa geçen haftaki yazıyı yazarken Göztepe maçından oldukça ümitliydim. Göztepe bu sezon için her ne kadar "lige çok iyi bir başlangıç yapan ekip" sıfatını taşısa da "Süper Lig'in yeni temsilcisi" sıfatını da henüz üzerinden atabilmiş değil. Bu yönüyle onların bu iyi gidişatı sürdürebilmek yönünde gösterebilecekleri direnç belirsiz...

Göztepe'yi bu direnç noktasında kırabilecek takımların başında olduğumuzu düşünüyordum. Kaliteli kadrosuna rağmen yapabileceklerini henüz ortaya koyamayan bir Antalyaspor'un şu an bizim için "kötü bir sürpriz" iken ligdeki tüm takımlar için de "tehlikeli bir sürpriz" niteliğinde aslında... Çünkü bu gidişat sezon sonuna kadar bu şekilde sürmeyecektir. Bir noktada bu takım ayağa kalkacak ve beklentilerimize yanıt vermeye başlayacaktır.

Göztepe maçında bu ayağa kalkışı gerçekleştiremedik. Bunda da bence en önemli etken geride kalan haftaların üzerimizde bıraktığı stres... Göztepe maçında yaptığımız paslaşmalara, hücum tercihlerine bakınca hep bu stresin izlerini görmek mümkün. Örneğin Menez'in pası... Sıkıştığı anda yanı başındaki arkadaşını tercih etmemesinin sebebini bu streste buluyorum ben. Veya duran top organizasyonlarımız mesela... Doğrudan kaleye şutlar çıkarabileceğimiz noktalarda hep garip organizasyonlarla topu heba ettik.

Tabii tüm suçu da strese yıkmamakta fayda var. Çünkü stres diyoruz ama kadromuzdaki birçok isim kariyerlerinde çok çok daha üst seviye mental mücadeleler vermiş isimler iken bizim bu stresin altında eziliyor olmamız çok da açıklanabilir bir durum değil. Buna ek olarak takım tam golü bulmuş ve umutlanmışken Sandro'nun kırmızı kartlık hareketi açıklanabilir değil.


Ancak her şeyin özünde işler her zaman istediğimiz gibi gitmese de takım olarak yapmamız gerekeni yapmalıyız. Dolambaçlı yollar yerine doğrudan sonuca odaklı hareket etmeliyiz. Çünkü futbol basit bir oyun ve bu oyunu ne kadar basit oynarsanız o kadar başarılı olursunuz.

Göztepe maçının ikinci yarısı 10 kişi eksik olmamıza rağmen gösterdiğimiz performans bize ayağa kalkabilecek güçte olduğumuzun işaretlerini bir kez daha verdi. -Bir kez daha- umarım ki Kasımpaşa maçı işaret değil, sonuç görebildiğimiz bir maç olur ve önümüze bu gereksiz streslerden arınarak devam edebiliriz.


 

14 Ekim 2017

STSL 7. Hafta - DG Sivasspor (D) | Bu Kadar Kolay Olmamalı

Sezona bir hayal kırıklığı daha ekledik. İlk galibiyetin ardından acaba bir galibiyet serisine başlayabilir miyiz derken Sivasspor deplasmanından net bir mağlubiyetle döndük. Öyle bir mağlubiyet ki 42 dakikada 3 gol yedik, hücum gücü yüksek bir takım olduğumuzu iddia ederken 33 dakika boyunca 10 kişi oynayan rakibimize sadece 1 gol atabildik.

Bu skor insanın aklına soru işaretleri getirmiyor değil. Ancak "Rıza Hoca'nın gönderilmesi hata mıydı?" sorusu bunlardan biri değil. Hele ki daha ilk maçtan... O yüzden ortalığı bu soru ile karıştırmaya gerek yok. Rıza Hoca konusunda görüşüm net. Yönetimin vizyonu ile Rıza Hoca'nın misyonu uyuşmuyordu. Böylesi bir ortamda da beklenen başarıların gelmesi oldukça zordu.

Leonardo ile bu misyon-vizyon uyumu sağlanabilir mi bilinmez ama ben takımda bu kadar yabancı yıldız varken yerli hoca yerine yabancı bir hocanın daha faydalı olacağını düşünmekteyim ki Leonardo da CV'si ile bu faydayı sağlayabilecek potansiyelde bir hoca...


O yüzden ilk maçtaki tablo üzerine fazlaca bir yorum yazmak istemiyorum ama Sivasspor maçının kaybedilmesi ile büyük bir fırsatı teptiğimizin de farkında olmalıyız. Bu deplasmandan galibiyet ile dönmüş olsaydık milli maç arasına peş peşe iki galibiyetin getirdiği çok farklı bir hava ile ve yeni hocanın getirdiği motivasyon ile girecektik. Şimdi ise tam tersi oldu.

Tabii moral işin sadece bir yanı... Umarım diğer konularda bu milli maç arası bizim için güzel bir fırsat olmuştur. Örneğin hoca takıma hakimiyetini oluşturmaya başlamış ve bizi galibiyetten alıkoyan sorunlara çözümler oluşturmaya başlamıştır. Çünkü bazı sorunlar çok net göz önündeyken henüz çözümlenebilmiş değil.

Umarım Göztepe maçı bizim için lige başlangıç maçı olur. Umarım bu maçla birlikte galibiyetler de peş peşe gelebilir. Ha galibiyetin gelmediği hafta da olacak mı, olacak ama böylesi bir kadro için puan kaybetmek bundan sonraki haftalarda umarım bu kadar kolay olmaz.


 

30 Eylül 2017

STSL 6. Hafta - Osmanlıspor | Sezonun İlk 3 Puanı

Osmanlıspor karşılaşmasında öyle bir maç izledik ki bundan değil 3-5 sene önce 3-5 ay önce söyleseler bile inanamayacağımız türden... Sezon öncesinde gerçekleşen transferler bir bir takıma dahil olurken en sonunda bu maçta Menez'i izleme fırsatını da yakaladık. Böylece topu bir Menez'in ayağında gördük, bir Eto'o'nun, bir Nasri'nin derken sahadaki bu tabloya inanmak da pek kolay olmadı.

Gerçekten de kadro olarak iddialı bir noktaya geldik. Daha önceki maçlarda Rıza Hoca'yı eleştirirken ara ara "Ya bu adamlar sahaya hocasız çıksın, vallahi billahi daha iyi futbol izleriz." diyordum. Takıma olan güven seviyemiz bu noktada, tabii takımdan yana beklentilerimiz de...

Ancak şunu da atlamayalım ki futbolda kazanmak için sadece isimler yetmez. Öyle olsa her zaman güçlü takım zayıf takımı yener geçerdi. O zaman kazanmak için ne gerek? Kazanmak için her şeyden önce kafada istemek, sonrasında sahada koşup ter akıtmak gerek. İsim dediğimiz şeyler bunlarla birlikte bir anlam ifade eder.


Bu maçta da bunu gördük işte. İyi isimlerden kurulu bir takım iyi bir mücadele sergiledi ve 3 puanı koparıp aldı. Bunu yaparken de 90 dakikanın tek bir saniyesinde bile tribünde oturan bizlere "Acaba?" dedirtmedi sahadaki takım, bizleri bir an bile galibiyetten yana kuşkuya düşürmediler.

Neden mi? Çünkü herkes sahaya kazanmak için çıkmıştı. Öyle "Şu maçta 1 puan iyidir.", "İlk maçlar geçince düzen oturur." vs. gibi zihin bulanıklıkları olmadan sadece kazanmak için sahaya çıkmış bir takım izledik. Bunu yapabilecek gücümüz de zaten var.

Şimdiye kadar güzel cümleler kurdum ama bir maçla gaza geldiğimiz de düşünülmesin. Katetmemiz gereken daha çok yol var. Çünkü bu galibiyet bu sezon attığımız ilk adımımız ama biz koşmak istiyoruz. Bundan sonra durmadan... Ta ki bu yarışı en ön sıralarda ve hatta en önde takip edene kadar...

Bunun için de bugün yeni hocamız Leonardo Araujo yönetiminde çıkacağımız ilk maç olan deplasmandaki Sivasspor maçından da 3 puanla dönüp milli maç arasına takımın moralini yükselterek girmek ilk hedefimiz olmalı. Bu milli maç arası ile birlikte de takımı sıfırdan kurgulamak gerek. Çünkü Rıza Hoca'nın bu noktada da otorite kurup pek bir rol üstlendiğini zannetmiyorum.


Peki, nedir bu sıfırdan kurgu ile kastettiğim? Öncelikle takım içindeki roller en iyi şekilde belirlenerek takım içi denge kurulmalı ve uzun vadede de bu dengeyi korumaya yönelik önlemler alınmalı. Ardından takım olarak nerede olmayı hedeflediğimiz her bir oyuncunun aklına net bir şekilde kazınmalı. İsim her ne olursa olsun, bu hedeften sapmaya sebep olacak herhangi bir ismin yaptırıma maruz kalacağını konusunda gerekli uyarılar şimdiden yapılmalı. Son olarak da bu yeni dönemle birlikte yıldız isim diye bahsettiğimiz oyunculardan saha içinde değil saha dışında da faydalanmanın yolları bulunmalı. Genç yeteneklerimizin gelişimlerinde bu yıldız isimlerin mutlaka bir rolü olmalı.

Tüm bunları sağlayabilirsek inanıyorum ki bugün izlerken inanamadığımız bu takım bizlere üzerinden günler, haftalar, aylar, yıllar geçse de inanmakta hala zorluk çekeceğimiz başarıları getirecektir.


 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...