29 Eylül 2012

Elazığspor Maçı Öncesi

Daha ilk haftalarda final maçları başladı dersek sezon boyunca çekeceğimiz var aslında bizim. Ancak bu hafta bizim tam olarak nereye oynayacağımızın göstergesi olacaktır. Ha şu an tüm tribün ahalisinin düşüncesi toparlanacaksak düşelimdir ancak bunları konuşmak için biraz daha erken.

Yarın konuk edeceğimiz Elazığspor bu haftaya kadar 2 beraberlik aldı. Maçlarını kendi evinde oynayamayan rakibimiz kendi seyircisi önüne çıkmadan önceki son maçı bu. Geçen hafta Bursa deplasmanından 1 puan ile ayrılan Gakkoşlar bu maça umutlu geliyorlar. Bizim de içimizde karışıklıktan yararlanmak isteyerek taraftarlarının önüne moralli çıkma peşindeler.

Bizde ise acaba kaç kişi saha içini düşünüyor kim bilir? Herkesin aklı fikri saha dışında, tribünde olacaklarda. 07 Gençlik her ne kadar önce takıma destek dese de bana kalırsa son derece güçlü bir tepki olacaktır yönetime ve teknik ekibe. Adopen'in tüm biletlerinin de bir iş adamı tarafından alındığını da düşününce insan merak etmiyor değil. Durumum olsa gitmeyi çok istiyorum aslında Antalya'ya ama zor gibi duruyor şu anda.


Ayrıca yönetimin maç başı biletlerde indirme gitmesi üzerine tükenen Adopen biletlerinin yanında Açık Tribüne de girişlerde bir artış olmasını bekliyorum. Eğer eski Açık Tribün müdavimleri bu maçlık gitmeye karar verirlerse iki tribünün ortak tepkisi ses getirebilir. Eğer sadece kale arkası tepki koyarsa yine yönetime 3-5 kendini bilmez açıklamaları için fırsat vermiş oluruz.

90 dakika boyunca yönetime tepki olsa da bu sahadaki kırmızı-beyaz formalıların yenilmesini istememiz anlamına gelemez. Mehmet Özdilek'in de kendi sahamızda daha cesur oynattığını düşünürsek ben galibiyet bekliyorum takımdan. Vurduğun gol olsun Antalyasporum.




 

28 Eylül 2012

Antalyaspor Hentbol ile İlk Maç

Antalyaspor'un farklı branşlara yönelmesiyle birlikte kısa bir süre önce kurulan yeni bir takım Antalyaspor Hentbol takımı... İlk maçlarını da geçtiğimiz cumartesi günü deplasmanda Ankara Büyükşehir Belediyespor'a karşı oynadılar. Maç Ankara'da olunca bana da gitmek farz olmuştu.

Salona geldiğimde maç başlamıştı. Maç öncesinde Suat Kılıç'ın da maçı izleyeceği yönünde haberler olduğu için ben daha yoğun bir katılım olur Ankara ahalisinden diye bekliyordum ama salonun büyük bir kısmı boştu. Ankara adına Ankara BB genç takımı vardı; Antalya adına ise benim dışında oyuncuların yakınları ile fahri Antalyalı diyebileceğimiz ama Antalya'ya ihanet eden sözüm ona Antalyalıların yanında ona fahri Antalyalı diyerek ayıp edeceğimiz Eda Genç vardı.


Maça geç kaldığım için ikinci devre başlarken astık pankartları. Takım sahaya çıkınca alkışla selamlayarak bizi nezaketleriyle mutlu ettiler. Maça gelirsek de Ankara BB kaçtı, biz kovaladık ama ne yazık ki üstünlüğü çok kısa bir süre koruyabildik. Böylece maçtan 28-27 yenik ayrılan taraf olduk.


Oyuna dair daha fazla bir şey yazmayayım. Hem bilgi olarak pek donanımım yok hem de takım henüz çok yeni... Maç sonrası takımla ufak bir sohbet etme şansımız da oldu. Bu sohbette önümüzdeki günlerde yeni transferlerin takıma katılacağı, oyuncular arasındaki uyum arttıkça daha iyi bir performansın ortaya çıkacağını konuştuk ki kesinlikle ben de bu görüşteyim. Zaten ilerleyen günlerde kendilerini daha detaylı bir şekilde tanıtmayı planlıyoruz.

Antalyaspor Hentbol takımının kendi şehrinde oynayacağı ilk maç ise yarın... Akdeniz Üniversitesi Mavi Spor Salonu'nda saat 13:00'da oynanacak maçta rakip İzmir Büyükşehir Belediye... Haydi Antalya maça, Antalyaspor'a destek olmaya...






 

27 Eylül 2012

Antalyaspor Güncel | Eylül

Aslında rutine devam edip bu yazıyı dün oynanan Menemen Belediye Spor maçının sonrası ile ilgili yazmam gerekiyordu ancak baktım ki saha içinde yenen 3 gole rağmen saha dışı olaylar daha çok konuşulmaya başlandı. Elbette tribünde olanlar çok önemliydi; ancak o yenen 3 golü kimse konuşmayacak mı? Herkes istifaya çağrılan teknik ve idari heyeti konuşurken neden kimse 3. Lig ekibinden yenen 3 golün hesabını sormuyor? Neyse malum sitelerimiz "Antalyaspor gol atamıyor diyenlere 5 gol atarak tokat gibi cevap verdi" manşetlerini atmadan biz olaylara bir göz atalım.


Öncelikle tribünün kendi içine girmek lazım. Ben malumunuz bu sene maçlara sık gelemiyorum okulun son senesini olmasını umduğumdan ötürü. Ancak kendi çapımızda bir tribün tozu yutmuşluğumuz, senelerce omuz omuza yapmışlığımız vardır. Bunca senenin üstüne söyleyebilirim ki dün maçta olanlar tam bir fiyasko idi. Daha 10 gün önce sahanda kendi maçına girememişsin. Yönetimi hem maç sonrası hem de genel kurul toplantısında oldukça başarılı bir şekilde protesto etmişsin. Sahanda ilk maç hafta içi tamam ama 20:30'da... Yani işler bitmiş, öğrencilerin okulunu geçtim dershaneleri bile bitmiş. Yani çok büyük bir sıkıntı yok ortada. Maç biletleri de 5 Lira... Taraftarın sağlam gidip gövde gösterisi yapması için her şey uygun ama biz yönetim, basın-taraftar kutuplaşmasının had safhada olduğu zamanda maça 40 - 50 taraftar olarak giriyorsak bir sıkıntı var demektir.

Maça giden 40-50 kardeşimizin ayağına sağlık. Ancak maçta tribün olarak ne yapıldığını açıklayacak bir Allah'ın kulu var mı? 2 dakika "Yönetim istifa" diye bağrılıyor, 3 dakika "Antalyamız sen çok yaşa" diye, ardından 5 dakika Özdilek'e bindirmeler... Aralara serpiştirilmiş "Sex on the beach" -bu nereden girdi tribüne onu da bilmiyorum- ve en son Akdeniz Akşamları ile devam edilmeler... Şimdi bizim amacımız neydi bu maçta? Yönetime bindirmek mi? Takımı desteklemek mi? Yoksa rahat bir karşılaşmada tribün olarak eğlenmek mi?

Ben duymadım ancak yediğimiz gollerden sonra da Menemen diye bağrıldığını söyleyenler var. Eğer öyle bir durum olmuşsa da vay halimize. Ne olursa olsun bu yönetim takımı kayyuma götürsün, yenilen golden sonra rakip takıp lehine bağırmak neyin nesidir? Maç canlı yayınlanıyor ve bizim maçtan başka kimsenin maçı yok yayınlanan. Bir tane pankart yazılıp asılmaz mı tribüne İsyan 07 ile ilgili? Sesini duyurmanın en güzel yollarından bir tanesi neden boş geçiliyor? Herkes izliyor bu maçı ancak biz ne yaptığını bilmeyen bir tribün değil, insan topluluğundan öteye gidemiyoruz.

Mehmet Özdilek için atılan slogan... Mehmet Özdilek'e bu blogu açtığımız zamanlarda da öncesinde de en çok destek verenlerdendik. Ancak olmayacağını anladığımızda da -İstanbul'da oynanan Eskişehirspor maçı- istifasını isteyenler safhına geçtik. Ancak istifa şekli dün olduğu şekilde, yani "Beşiktaş'ın çocuğu Mehmet Özdilek" şeklinde olmamalıdır. Bu adam iyisiyle kötüsüyle 4 senedir bu takımın başındadır. Her Beşiktaş maçından önce özellikle Galatasaray ve Fenerbahçe taraftarlarının hocaya saldırdığı şekilde hocaya yüklenmek Antalyaspor taraftarına yakışmaz. Mehmet Hoca'nın Antalyaspor ile başarısızlığının Beşiktaş sempatisi ile ne alakası var? Bu bizim kendi içimizdeki bir problemdir. Başka mevzuları katarak neden saldırıyoruz?

Hoca ile devam edelim. Hocam sıkılmadın mı artık her maç sonu aynı şeyleri söylemekten? Artık insanlar dinlemiyor, okumuyor bile maç sonu demeçlerini. Üstün taraf bizdik, şanssız gol yedik, tek pozisyon... Hocam bu takım 2 senedir üstün taraf da neden her sezon ligin dibinde? Neden bu taraftar artık rahat rahat bir maç izleyemiyor. Kaç senedir dişimizi sıkıyoruz ekonomik kalkınma diye. Mardan'a bile geldik bıkmadan, usanmadan. Artık daha ne istiyorsunuz taraftardan? Taraftar yanımızda olsun diyorsunuz ama tesisleri bile kapattınız taraftara. Aşağıdaki fotoğrafta gözüken bez tesislerde kaç aydır asılı, kaç aydır taraftar tesislere gelip de Antalyaspor antrenmanlarını izleyemiyor?

 
Davraz'a kampa geldik 8 kişi, orada bile sanki düşmanları gelmiş gibi davranıyordu futbolcular taraftara. Biz bu adamlar için mi kilometrelerce yol yapacağız? Siz önce taraftar için bir adım atın sonra taraftar size koşarak gelsin. Taraftarın yaptığı çağrıları, taraftarın giremediği yerlerde "3-5 kişinin isteği" diye adlandırırsanız olmaz bu işler. Ayrıca 5 maçta 6 puan hiçbir takım için başarı değildir; bunu da hatırlatmak lazım. Biz şirket taraftarı değil, bir spor kulübünün taraftarıyız.

Yönetimden de atar üzerine atar görüyoruz yandaş basın tarafından. Hala aynı zırvalar: "Biz bu takımı aldığımızda içecek suyumuz yoktu." Tamam, biz buna karşı çıkmıyoruz. Kulübün geldiği ekonomik durum için de minnettarız ama bir yerden sonra olmuyor. Siz bir spor kulubü yönetiyorsunuz şirket değil. Sürekli, ısrarla bu şehrin takıma sahip çıkmadığından bahsediyorsunuz. Yönetiminizde Antalya'nın en saygın firmalarının temsilcileri var. Artık siz de destek bulamıyorsanız kim bulsun?

Son söz de basına. Tepkilerde küfür olmasına karşı çıkmış basından abilerimiz, büyüklerimiz. Ben de tepkilerin küfür ile olmasına karşıyım, sonuçta Antalyaspor için iyi veya kötü mesai harcayan insanlardan bahsediyoruz. Ancak bu küfür mevzusunu bu kadar dillendiren basın mensupları, neden başkanın Bursaspor maçından sonra, kırmızı-beyaz formayı ıslatan futbolculara küfür ettiğine dair bir haber yapmadı? Oldu mu öyle bir olay olmadı mı? Olmadıysa neden yalanlanmadı? Neden tribün içindeki her olumsuz olay haberlere taşınıyor da bunlar haber olarak görülmüyor.

Doğrusuyla, yanlışıyla, eksiğiyle, fazlasıyla görüşlerimizi belirttik. Bu yazdıklarımız, çizdiklerimiz, tribün sıralarında haykırdıklarımız hep safi Antalyaspor sevgisindendir. Ben sanmıyorum ki herhangi bir futbolcu, takım elbiseli yönetici, teknik adam Antalyaspor'u benden daha çok sevsin. Basını, futbolcusu, hocası ve belki de yöneticileri bu takım üzerinden reklam yapıp para kazanıyorlar. Ancak arada bir fark var. Biz hem zaman harcıyoruz hem de para... Ancak hala da diyoruz ki canım feda olsun sana...

 



 

26 Eylül 2012

Değer Miydi Bu İnada?

Son günlerde Hasan Akıncıoğlu'dan peş peşe açıklamalar geliyor. Bu açıklamalarla ilgili bir yazıyı önümüzdeki günlerde fırsat bulur bulmaz yazacağım ama şimdiki yazı bilet fiyatlarında yapılan değişiklik ile ilgili...

Resmi siteden yapılan açıklama şöyle: "2012-2013 futbol sezonunda diğer tüm müsabakalarda bilet fiyatlarının Yönetim Kurulu tarafından her müsabaka için ayrı ayrı tespit edilip ilan edilmesine ve sezonluk kombine kartlarının Ziraat Türkiye Kupası müsabakalarında da geçerli olmasına karar vermiştir."

Bu değişiklik sonrasında hafta sonu oynayacağımız Elazığspor maçının bilet fiyatları Rixos (Orta Tribün) 150 TL, Rixos (Yan Tribün) 100 TL, Ceysu Maraton Tribünü 30 TL, Adopen Kale Arkası Tribünü 5 TL, Misafir Tribünü 5 TL olarak belirlenmiş.

Sezon öncesi belirlenen kombine ve bilet fiyatları ise tabloda görüldüğü gibiydi:


Yani hedef kitlesi ağırlıklı olarak sponsorlar olan Rixos tribünü için herhangi bir indirim yok. Ancak maç başı bilet fiyatlarında taraftarın ilgi gösterdiği Ceysu Maraton Tribünü için %40'lık, Adopen Kale Arkası için ise %75'lik bir indirime gidilmiş.

Bu fiyatlar üzerinden kaba bir hesap yaparsak Ceysu Maraton Tribünü için toplam bilet bedeli sezon öncesinde 1225 TL iken bu indirimle 985 TL'ye düştü. Aynı şekilde Adopen Kale Arkası için toplam bilet bedeli 740 TL'den 560 TL'ye düştü. Bu da demek oluyor ki toplam bilet bedelinde Ceysu Maraton Tribünü için %20'lik, Adopen Kale Arkası için ise %25'lik bir indirime gidilmiş oldu.

Sezon öncesi Antalyaspor Yönetimine Kombine Soruları başlıklı yazıda şöyle yazmıştım: "Akdeniz Üniversitesi Stadı'nda maraton tribününde izlenecek bir maçın benim gözümde ederi en fazla 30 TL'dir. Kombine aldığımızda ortaya çıkan maç başı fiyat, kombinesiz tek maç fiyatından biraz daha düşük olacağına göre biz kombine alan bir kişi için maç başı fiyatı 25 TL diyelim, bu da toplamda 17 maçtan 425 TL yapar. Bunun üzerindeki her bedel bence yanlıştır."

Yönetim bugünkü indirimle maraton tribünü için sezon öncesi ifade ettiğim maç başı 30 TL'lik bedele geri adım atmıştır. Maç başı 30 TL'yi kabul edip kombine için 425 TL'yi kabul etmemesi mantıksız ama hadi diyelim ki yönetim benim bu bedel üzerinden kaba hesapla çıkardığım 425 TL'lik kombine fiyatına razı olmazdı. Peki, bugün maç başı bilet fiyatlarında yaptığı oranda bir indirimi o gün taleplerimiz doğrultusunda kombinelerde yapamazlar mıydı?

Ceysu Maraton Tribünü üzerinden konuşursak bugün yapılan %20'lik indirim zamanında kombinelerde uygulansaydı kombine fiyatı 750 TL değil 600 TL olacaktı. 600 TL bizim pek savunduğumuz bir fiyat olmamasına rağmen bu 150 TL'lik indirim bile bugün yaşanan pek çok sorunun çözülmesi demek olabilirdi. Ancak böyle bir indirim yapılmadı, bazı yalanların peşine düşülüp 750 TL taraftara diretildi.

Bugün yapılan maç başı bilet fiyatlarındaki indirim gösteriyor ki sezon öncesi yaşanan ve bugün de devam eden sıkıntılar büyük ölçüde yönetimin inadından kaynaklıdır. Sonuçta ligin 5. haftasının ardından maç başı bilet fiyatlarında böyle indirimler yapılabiliyorsa istenseydi zamanında kombine fiyatlarında da indirim yapılabilirdi. Çünkü fiyatlar belirlenirken illa ki maç başı ile kombine fiyatları arasında bir denge gözetilmiştir. Mesela bugün bu  indirimlerden sonra bu sezon için kombine alanlar "E biz enayi miyiz ilk fiyatlara göre aldık kombinemizi? Bize de bir indirim yapılsın." dese haksız mı? Bence değil.

Bu indirimlerden yapılabilen bu ve benzeri çıkarımlar doğrultusunda sezon öncesinden bugüne kadar yaşananlar, önümüzdeki süreçte yaşanacaklar düşünüldüğünde sizce de böyle bir inada değer miydi?





ZTK 2. Tur | Menemen Belediye Spor

Yeni bir turnuva, yeni bir heyecan başlıyor yine. Bizim gibi takımların düşmek dışında yaşadıkları en büyük heyecanlardandır Türkiye Kupası. Genelde de başarılı sayılırız Türkiye Kupası'nda.

Bu sene yine değiştirdiler turnuvayı. Yine İstanbul ve güçlü takımların işine gelen grup sistemine dönüldü. Ancak bu sefer alt liglerdeki takımların kupaya katılmasının yolu açıldı ve 3. Lig takımları ile Süper Lig ekipleri karşılaşmaya başladı.

Bize düşen ise Menemen Belediye Spor oldu. 3 Lig 2. Grup'ta yer alan rakibimizle çarşamba günü saat 20:30'da karşılaşacağız. Menemen son hafta kendi evinde Gebzespor'u 4-1 mağlup etmiş ve Manavgat Evrensekispor'un 15. olduğu sıralamada 3 maçta aldığı 6 puanla 4. sırada...

Bu tarz maçlara çok dikkat edilmeli. Niğdespor-Beşiktaş eşleşmesinde vuku bulmak üzere olduğu gibi sürprizlerle karşılaşmamalıyız. Bu maçın bizim için diğer bir önemi de rotasyona gidilerek lig maçlarında zaman bulamayan futbolcuları görmemiz olabilir. Minev ve Isaac gibi futbolcular da kart cezalarını bu maçta çekecekler.

Maç biletleri Adopen 5 TL, Açık(Ceysu) 10 TL, Kapalı(Rixos) 20 TL olarak açıklandı. Ayrıca kombine biletler de geçerli olacak Türkiye Kupası maçlarında. Biletler Biletix'ten alınabileceği gibi maçtan önce stat gişelerinden de alınabilecek.

Geçen sene hatırlar mısınız bilmem ama İngiltere'de bir United Of Manchester taraftarının "Up for the Cup" pankartının resmini kullanıyorduk maç öncesi yazılarda totem olarak. Bu sene de buna devam edelim.

Güzel bir turnuva bizi bekler umarım.







25 Eylül 2012

İbrahim ile Musa Nerede?

İlk hafta Gençlerbirliği karşısında ağır bir mağlubiyet aldık. Son 10 dakikada yenen 3 gol ile 3-1'lik mağlubiyet... En son orada gördük İbrahim Dağaşan'ı. Hoca ilk 11'de başlayan İbrahim'i 87. dakikada oyundan almıştı. Musa'yı en son ne zaman oyunda gördüm hatırlamıyorum. Kuvvetle muhtemel şu sezon sonu yapılan laylaylom kupasında görmüşüzdür tüm Antalya'nın ve Türkiye'nin ümitle beklediği sol beki.


Hocaya soruyorum. Bu maçta acaba Ergün Teber, Musa'nın yapamayacağı ne yaptı? Ergün Teber'e neden bu kadar şans tanınıyor. Neden yaptığı onca pas hatası, güven vermeyen tavrı, tacı bile doğru düzgün kullanamayışı yok sayılıyor. Neden Ergün gibi 27 yaşında, senede 4-5 takım değiştiren bir futbolcuya güveniliyor da 22 yaşındaki bir isme, 7 numaraya layık görülmüş Antalya çocuğuna şans tanınmıyor?


Gelelim İbrahim Dağaşan'a. Geçen sene tüm takım ıslıklandı, yuhalandı. Bu ıslıklayanların en ortasında idim. Kadıköy'de maç sonu "Formayı çıkartın..." diye en çok haykıranlardandım ama bir gün olsun ne ben ne de bu Antalya tribünü İbrahim'e tek bir kötü söz söylememiştir. Geçen senenin en istikrarlı, en çaba harcayan futbolcuları arasında belki de en önde geleni idi İbrahim. Ne oldu da birden kadrodan silindi? İlk haftadaki mağlubiyette tüm suç onun muydu?

Antalyaspor tribünleri için bu iki oyuncu bu kadar önemli ise birisi çıksın da açıklasın bu oyuncuların neden oyuna giremediğini. Malum tesislerde takım ile taraftar arasına perde çekildi; göremiyoruz antrenmanları. Sakatlık, disiplinsizlik hakkında da bilgi gelmiyor. Neden bu iki oyuncu giremiyor takıma bir allahın kulu da çıksın açıklasın.




 

23 Eylül 2012

STSL 5. Hafta | 1 Puanın Derdine

Galatasaray maçındaki 4-0'lık yenilgi için erken uyarı diye yazmış, hatalarımızla yüzleşebilmenin önemine değinmiştim. Karabükspor maçından sonra da ne yazık ki görüntü aynı... Bu maçın ardından birileri yine bir hayal dünyası yaratmanın peşinde...

Mehmet Özdilek basın açıklamasında bir maçtan bahsediyor ama hangi maçtan bahsediyor pek anlayamıyorum. Çünkü söylediği şu: "Rakibe pozisyon vermeden kaybettik." İlk devrenin ortalarında Karabükspor bir ara tamamen ceza sahamızı kuşatmış ve peş peşe pozisyonlara girmişti; yediğimiz golün 10-15 dk öncesindeki benzer bir pozisyonda Shelton'ın şutunu kaleci Hakan Arıkan çıkarmıştı. Bunlar aklıma ilk gelenler ama acaba bunlar pozisyondan sayılmıyor mu ki? Bunu geçtim. Hadi diyelim Mehmet Özdilek haklı konuşmuş ve rakibe hiç pozisyon vermemiş olalım. Bu neyi değiştirir? Pozisyon vermedik diye Antalyaspor'a puan mı veriyorlar, nedir olay? Skor 1-0 ve 3 puan Karabükspor'un... Her şey bu kadar netken mağlubiyeti böyle boş bir lafla yorumlamanın anlamı nedir?

Malum site zaten 'malum'... Yine faturayı hakeme kesip takıma yönelik eleştirileri bastırmak derdinde... Her zaman söylerim, hakemin de sahadaki futbolcu kadar hata yapma lüksü vardır. Bu bağlamda yediğimiz son dakika golünü değerlendirirsek hakemin faul çaldığı pozisyonun faul ile uzaktan yakından alakası yok. Hakem bu kararından dolayı hatalıdır. Peki ya faulden sonrası? Pozisyon doğrudan tehlike oluşturabilecek bir pozisyon değildi, çünkü ta orta sahada oldu. Orta sahadaki duran toptan golü yerken hatalı yine hakem miydi, yoksa takım mıydı?


Tüm bu anlamsız bahanelerin aksine Karabükspor maçında her şey o kadar açıktı ki... Takım olarak kötüydük ama Karabükspor'dan iyiydik. Bir parça kıpırdansak maçı almamız için hiçbir neden yoktu. Ancak biz bir puana razı bir anlayışla oynadığımız için o kıpırdanmayı da yapamadık. İstediğin zaman diz çöktürebileceğin bir rakibine 90 dakika adam gibi saldırıp skor üstünlüğünü alamazsan, atacağın bir golle işi koparıp rahat bir 3 puan alabilecekken 1 puan derdine düşersen 90+2'de yediğin gole de ağlamaya hakkın olmaz.

Bireysel olarak yorumlar yapmaya bu maçla ufaktan başlayalım. Bu maçta sadece Emrah bir şeyler yapmak için uğraştı ama o da yetmedi. Ergün Teber ve Koray Arslan şu haftaya kadar en güven vermeyen isimler... Ergün Teber hatalı paslarıyla, Koray Arslan ise sektirdiği toplarla hep bir korku yaratıyor. Normalde Sammy'nin 1. kaleci olması gerektiğini düşünüyorum ama sakatlık sonrası görüntüsü biraz zamana ihtiyacı var gibi... Bu yüzden Sammy'nin kesilip Hakan Arıkan'ın oynatılması doğru bir hamleydi. Zaman geçirme düşüncesiyle oynaması dışında bu şansı iyi değerlendirdi diyebiliriz.

Son olarak da iki tane merak ettiğim konu var. Onlarla yazıyı bitireyim. 1) Son 3 dakikada 4 Antalyasporlu futbolcu sarı kart gördü. Bu disiplinsizliğin nedeni nedir? 2) Musa Nizam, İbrahim Dağaşan, Ali Tandoğan neden oynatılmıyor?




 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...