09 Mart 2011

Eski Bir Hikaye: Yeni Kale, Yeni Heyecan

Antalyaspor taraftarı denince tüm ülkede Curva Nord yani kuzey kale arkası cehennemi akla gelir. 07 Gençlik Türkiye'deki ilk curva gruplarından bir tanesidir. Tüm Türkiye'de Adopen denince akla 07 Gençlik geliyorsa demek ki abilerimiz bu tribün işini başarmıştır.

Yaşımız dolayısıyla Adopen'in açılışına ilişkin çok fazla anım yok. Açılış maçını babamla beraber her zaman maçları izlediğimiz kapalı tribünden izlemiştim ama çok bir anı kalmadı aklımda...

Ancak Antalyaspor tribünleri büyüyordu. Artık Atatürk Stadı ve Adopen Tribünü bize yetmemeye başlamıştı. Yeni kurulan Red Soldiers grubu için bir tribün lazımdı ve Yeni Kale Arkası Tribünü kısa sürede tamamlandı. Artık Antalyaspor'un yeni bir kalesi daha vardı. Artık Antalyaspor tribünlerinin kale arkası cehenneminin gücü ikiye katlanmıştı.

Yeni Kale'nin açılış maçı Antalyaspor'un ezeli rakiplerinden Bursaspor ile oynanacak maça denk geliyordu. Maç tarihi 16 Eylül 2006... O gün herkeste normal bir Bursa maçı heyecanından farklı bir heyecan vardı. Yeni kale arkasına kavuşucaktık. Biletler alındı ve ilk defa ileride nice zaferler yaşayacağımız yeni mekanımıza giriş yaptık.
Açılış maçı olmasına rağmen hemen bulunduğu yere alışmış, orayı benimsemiş bir grup vardı. Güzel bir kalabalıkla keyifli başlamıştı maç... Ancak ilk yarı beklemediğimiz olaylar yaşanıyor, takım ezeli rakibimiz karşısında 0-2 geriye düşüyordu. Yeni tribün konusunda tecrübesiz olan Antalya emniyeti tampon bölge kurmuyor ve iki takım taraftarları birbirine çok yakın duruyorlardı. Antalyasporluların telleri yıkıp Bursasporlulara saldırmaya çalışması üzerine araya polis giriyor; biber gazı, coplarla Antalyasporlu taraftarları püskürtmeye çalışıyordu. Bunda çok başarılı olamamaları üzerine kapalı tribüne geçişlere izin veren polis bir nebze olsun tribünü boşaltıp olayların önüne geçmişti.

Ancak uzun uğraşlar sonucunda tribünlerine kavuşan Kızıl Askerler'den bir grubun tribünlerini bırakmaya hiç niyeti yoktu. Takım 0-2 mağlup... Şenlik havasında başlayan maç polis terörü ile can sıkıntısına dönmüştü ama Kızıl Askerlerin pes etmete niyeti yoktu. Belki de bu askerlerdeki inanç futbolcusuna geçiyor ve takım müthiş bir geri dönüşle 3-2 kazanıyordu maçı... Hem sahadaki futbol hem de tribünde yaşanılan olaylarla unutamadığımız 5 maç içerisinde yer alıyordu bu Bursaspor karşılaşması...

Atatürk Stadı'ndan taşındıktan sonra kale arkasında yaşadıklarımız da tarihin tozlu sayfalarındaki yerini aldı. İlk kareografinin yapıldığı Fenerbahçe maçı, Yılmaz Vural dönemlerindeki dev bayraklar, kırmızı-beyaz şeritlerle yapılan şovlar, tribünün üstünün kapandığı Ankaragücü maçı, acı bir şekilde ligten düştüğümüz Gençlerbirliği maçı, tekrar Süper Lig'e çıktığımız İstanbulspor maçı, acısıyla tatlısıyla bir ton anı...




Burası Antalya'nın Yeni Kalesi...

04 Mart 2011

Kasımpaşa Maçı Öncesi

Camia karışık. Uzun zamandır galibiyete hatta şöyle rahatça geçen bir 10 dakikaya bile hasretiz. Yönetimin mali konularda başarısı futbol olarak sahaya yansımayınca tabii ki sesler de yükselmeye başlıyor. Ancak ortada hakemlerin etkisi ile kaybedilen puanlar ve özellikle ikinci yarının en iyi futbol oynayan ekiplerine karşı yapılan maçlar var. Beşiktaş maçı ile beraber kağıt üzerinde zorlu maçları atlattık gibi gözüküyor. Özellikle önümüzdeki 3 hafta alt sıralarda kaynayan kazanda yer almamak için rekabete girdiğimiz rakiplerle yapılacak maçlar var. Ondan dolayı artık her şeyi bir kenara bırakıp 2006-07 sezonunda yaşadığımız acı tecrübenin tekrar etmemesi için birlik olmalıyız.

07 Gençlik cuma günü takımı ziyarete gidiyor. Hem de eski zamanlardaki gibi futbolcu dövmek, tehdit etmek için değil; tatlı ikram etmeye... Futbolculara size güveniyoruz demeye... İstanbul'daki Antalyasporlular harekete geçiyor artık takımımız İstanbul'da yalnız kalmasın diye. Özlediğimiz, istediğimiz görüntüler bunlar... Madem takım şehirden uzaklaştı, o zaman onları biz tekrar indirmeliyiz şehire.

07 Gençlik, Grup 1966 cumartesi gecesi İstanbul'a otobüs kaldırıyor. Gruplar kendi sayfalarından bildirilerini yapmaya başladı. İstanbul'daki Antalyaspor sevdalıları da bir araya geliyorlar. Kocaeli'den bile destek için gelecek kardeşlerimiz var. İnşallah bu güzel birliktelikle İstanbul'dan 3 puanla dönüp yeni bir başlangıç yapıcaz 2. yarıya...

Tam Destek Tek Yürek!!!







* Fotoğraf İstanbul Antalyasporlular Birliği Facebook hayran sayfasından alınmıştır.

2013 U20 Dünya Kupası Türkiye'de..!

FIFA, en önemli 2. organizasyonu olan ve geleceğin yıldızlarının vitrine çıktığı U20 Dünya Kupası'nı düzenleme görevini 2013 için Türkiye'ye verdi.

Türkiye'nin bu organizasyon için verdiği adaylık dosyasında Antalya, Bursa, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kayseri, Manisa, Rize, Şanlıurfa ve Trabzon illeri yer alıyordu. Ancak bu organizasyona hangi illerin ev sahipliği yapacağı FIFA yetkililerinin incelemelerinin ardından netleşecek ama Antalya favori iller arasında... Hatta herhangi bir değişiklik olmazsa Antalya iki statla bu organizasyonda yer alacak ki bu statlardan ilki Mardan, diğeri ise henüz belli değil. Şu an için ya Atatürk Stadı yenilecek ya da şehir merkezine yeni bir stat yapılacak görüşü hakim... Daha açık bir deyişle Akrep şehre geri dönecek heyecanı hakim... Ancak Alanya'ya yeni yapılan Oba Stadyumu da bir yandan  kafaları karıştıyor. Acaba hevesimiz kursağımızda kalır mı korkusu var herkeste...

Bu yüzden bu süreci Antalyaspor camiası olarak dikkatle takip etmeli ve bu tarihi fırsatı iyi değerlendirmeliyiz. Çünkü bu turnuvayla hem hakkımız olan stadı elde etme, hem de Antalyamızı ve ülkemizi tüm dünyaya en iyi şekilde tanıtma şansına hiç bu kadar yakın olmamıştık.

Antalya Stadı İçin 5 Pankart

Beşiktaş maçında Antalya'da olamayacağım kesindi ama pankart yapıp yapmayacağım kesin değildi. En son “Zaman, para duruma göre bakayım.” demiştim ama maç günü yaklaştıkça beklenen oldu tabii ve pankart alışverişi başladı.

Ne yazacağımızı Akaydın'a Stadyumu Sorduk haberindeki Akaydın'ın "Stat 15 günde 1 lazım." sözünden hareketle seçtik ve çalışmalar başladı.

Kargoya yetişmesi gerektiği için hızlı kuruması gerekiyordu. Ondan bu sefer spreyle yapalım dedik. Gece ölçme, biçme ve şablon çıkarma işleri ile geçti.


Ertesi gün sabah pankart hazırlıkları tekrar başladı.

Bezi önce balkona sermiştim ama ilk satır biterken yağmur başlıyordu. Bir yandan da rüzgar balkonu iyice yalan etti.


O kadar niyetlendikten sonra bırakmak olmaz. Kargo için de son saatler... Odanın birini ayarlanıp çalışmaya orada devam edildi.


Oda sprey boyanın kokusuyla dolarken pankart da yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlıyordu.


En son bittiğinde hem zaman hem de yer nedeniyle işçilik adına pek memnun etmese de kargoya yetişecek olmasının keyfiyle yollara düşüldü. Kargoya verdikten sonra düşünmem gereken artık kargonun Küheylan'ın eline maça gitmeden yetişmesi idi. 


Küheylan da Ünal Aydın ile birlikte koyulmuştu pankart işine... Fikirler yavaş yavaş oluşmaya başlayınca onlar da güneşli bir Antalya pazarında boyamaya başladılar. Kıskanmamak mümkün değildi. İki sağlam Antalyasporlu, güzel Antalya güneşini arkalarına alarak diğer gün maça gitme heyecanı ile pankart yapıyorlardı. Ben ise gri Ankara havasında tek başıma...



Onlar da pankartları hazır ettikten sonra Ankara'dan gelen pankart sanırım kargodan dolayı sıkıntı yarattı ki Hasan ile Küheylan maça kargo beklemekten 20 dakika geç girebildiler. Bazı renktaşların pankartları güvenliğin nedeni bilinmeyen engellemelerinden dolayı içeri sokulmamış ama bizim pankartlar bir şekilde içeri girmiş, devre arasında da olsa asılmışlardı. 


Galatasaray maçında yine aynı yerde sallanacaktır pankartlar...


03 Mart 2011

Türk Futbolu ve Hakem Hataları

Antalyaspor-Beşiktaş maçı öncesinde okuduğum en doğru yorumlardan birisi de "Bu maçta hakem olmak asla istemezdim." idi.

Neden böyle düşündüğümü anlatmak için maçtan önce iki takımın ligteki durumlarına şöyle bir bakalım.

Antalyaspor son 13 maçta sadece 1 galibiyet almış. O da ligin 15. haftasında Herve Tum'un kendi kalesine attığı golle İBB'ye karşı... Ligin ikinci yarısı için "17'de 17" diyen Beşiktaş ise bu maça kadar oynadığı maçlarda ancak 5'te 1 yapabilmiş.

Yani iki taraf için de oldukça kritik bir karşılaşma...

Bu kritik karşılaşmanın 43. dakikası...




İsmail Köybaşı'nın ceza sahası içerisinde Kenan Özer'e yaptığı bu harekette hakemin kararı devam...

Bu sefer dakika 56...



Bu pozisyonda yan hakem ofsaytı görmüyor ve Ekrem Dağ'ın attığı golle Antalyasporumuz 1-0 geriye düşüyor.

Şimdi tekrar maç öncesine dönelim ve iki camianın hakemlere karşı tavrına şöyle bir göz atalım.

Bu konuda daha önce Mehmet Özdilek ve Hakemler diye bir yazı yazmıştım ama  konuyu özetlemek gerekirse Mehmet Özdilek, Antalyaspor teknik direktörü olarak görev aldığı 97 maç boyunca hakemler hakkında hiç konuşmamış, ilk kez 98. maçı olan Sivasspor maçının ardından konuşmuştu. Konuştu dediğimiz de "Oyun içerisinde irdelenmesi gereken çok kararlar var. (...) Maçtan sonra çok fazla bir şey söylemek de doğru değil ancak hakemlerin daha dikkatli olmaları gerekiyor." demiş olması...

Sadece Mehmet Özdilek de değil, yönetimden de hiç kimse maçlardan sonra hakemler hakkında konuşmuyordu. Bu sezon pek çok maçta canımız yanmasına rağmen...

Beşiktaş tarafında ise haftalardır hakemlere yönelik yapılan eleştiriler ile spor gündemine adeta ambargo konulmuştu. Eleştiri dedim ama Serdar Adalı'nın "Mesele soyunma odası basmaksa en iyisi biz yaparız." açıklaması bir eleştiri midir, yoksa bir gözdağı mıdır buna herkes kendisi karar verebilir diye düşünüyorum. Diğer yandan Beşiktaş tribünleri de "Futbolun katili Türk hakemleri..." tezahüratları ile bu açıklamalara katkısını koyuyordu.

İki taraf için de böylesine kritik bir karşılaşma böyle bir atmosfer de oynanınca  Antalyaspor aleyhine olan yukarıdaki hakem hataları açıkçası bir Anadolu takımı taraftarı olarak beni şaşırtmıyor.

Diğer yazımda yazmıştım, yine yazacağım. Kasıt olduğunu düşünmediğim sürece bir hakemin hata yapması, bir futbolcunun hata yapması kadar normal bir şey... Ancak buradaki konu sadece bir hakem hatası değil, Türkiye'deki İstanbul masalı temelli futbol algısının bir neticesi... Tepkili olmamın asıl nedeni de bu... Ali değil, Veli olsaydı da değişmeyecekti bu hatalı kararlar...

Tüm bunlara rağmen hala birileri çıkıp da soyunma odası basmaktan söz ediyorsa biz kimseyi tutmayalım.

Bu ülkenin anlatılmayan masallarından biri olarak biz  böyle bir yarışın(!) içerisinde olmayız. Çünkü oynadığımız maçları bazen kazanırız bazen kaybederiz ama efendiliğimiz asla kaybetmeyiz.

Bloguma Dokunma

02 Mart 2011

U20 İle Gelen Stat Umudu

3 Mart 2011 Perşembe gününün önemi gündemi yakından takip eden Antalyasporlular tarafından bilinmekte... FIFA tarafından düzenlenen 20 Yaş Altı Dünya Kupası'nın düzenleneceği şehrin açıklanacağı gün çünkü...


Bu turnuvayı düzenlemek için Türkiye de aday... Seçilen illerden birisi de Antalya... Eğer bu turnuva bize verilirse Mardan Stadyumu'nun yanında Antalya Atatürk Stadı kullanılacak. Dolayısıyla stadımız bakım altına alınacak ve bize de Işıklar'a dönme şansı doğacak.

İnşallah yarın Zürih'te Türkiye açıklamasını duyarız da bu sayede biz de Işıklar'a döneriz.


   Not :  
Kararın açıklanacağı basın toplantısını saat 15:30'dan itibaren www.fifa.com ve www.antalyasporum.com üzerinden canlı takip edebilirsiniz.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...